WHO/Avrupa’nın “Sağlık iş gücü göçü” başlıklı yeni raporu, bölgedeki doktor ve hemşire hareketliliğinin boyutlarını ve sınırlar ötesi etkilerini detaylarıyla ortaya koyuyor. Artan bağımlılığın hem hizmet sunan hem de kaybeden ülkelerde yarattığı zorluklar, sürdürülebilir politikalar geliştirmek için acil harekete geçilmesi gerektiğini gösteriyor.
Europe’s dependence on foreign-trained doctors and nurses has cross-border ripple effects, finds new WHO/Europe report
WHO/Avrupa’nın 16 Eylül 2025’te yayımladığı rapor, 2014–2023 döneminde yabancı eğitimli doktor sayısının %58, hemşire sayısının ise %67 oranında arttığını tespit ediyor. Aynı dönemde sağlık sektörüne yeni katılan doktor akışı neredeyse üç katına, hemşire akışı ise beş katına yükseldi.
2023’te Avrupa’da sağlık iş gücüne katılan profesyonellerin %60’ı doktor, %72’si hemşire olmak üzere bölge dışındaki eğitim sistemlerinde yetişmişti. Bu durum, batı ve kuzey Avrupa ülkelerinin yabancı eğitimli personele yoğun bağımlılığını ortaya koyarken, doğu ve güney Avrupa’da hizmet açığını derinleştiriyor.
Özellikle İrlanda’da hemşirelerin yarıdan fazlası ve doktorların %43’ü yabancı eğitimli. Raporda, 2030’a kadar Avrupa’da 950.000 sağlık çalışanı eksikliği öngörülüyor. Bu rakam, uygun planlama ve personel tutundurma stratejilerinin önemini gözler önüne seriyor.
Yaşlanan nüfus ve yaklaşan emeklilik dalgası da baskıyı artırıyor. Bazı ülkelerde doktorların %40’tan fazlası 55 yaş ve üzerinde; bu durum, kısa vadeli göç yerine kalıcı çözüm arayışını öncelikli kılıyor.
WHO/Avrupa Sağlık Politikaları ve Sistemleri Direktörü Dr. Natasha Azzopardi-Muscat, “Her göç eden sağlık çalışanının ardında fırsat ve fedakârlık hikayesi var. Adil ve sürdürülebilir yönetim, hem gönderen hem de alan ülkelerin yararına” diyor. Dr. Tomas Zapata ise, “Uluslararası alanda etik işe alım ve uzun vadeli finansman, planlama ve eğitim reformlarıyla iş gücünü ihtiyaç duyulan alanlara yönlendirmeliyiz” vurgusunu yapıyor.
Rapor, ülkelerin:
Yurtiçi eğitim yatırımlarını artırmasını,
Tutundurma politikalarını güçlendirmesini,
Eğitim müfredatını sağlık sistemi ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirmesini,
Şeffaf ikili anlaşmalarla etik alım süreçlerini desteklemesini
öneriyor. Sınırlar ötesi hareketlilik artık istisna değil; tüm taraflar için adil bir düzen kurmak, Avrupa sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliğini güvence altına alacak.



















