Ana Sayfa Biyoteknoloji & Genetik Sınırda Kişilik Bozukluğu Araştırmalarında Tarihi Dönüm Noktası: Uluslararası Araştırma Ekibi 11 Risk...

Sınırda Kişilik Bozukluğu Araştırmalarında Tarihi Dönüm Noktası: Uluslararası Araştırma Ekibi 11 Risk Bölgesi Ve Dokuz Gen Belirledi

Mannheim Zihinsel Sağlık Merkez Enstitüsü (CIMH) liderliğindeki uluslararası bir araştırma ekibi, Sınırda Kişilik Bozukluğuna (SKB) yönelik bugüne kadar yapılmış en kapsamlı genom çapındaki ilişkilendirme çalışmasına (GWAS) imza attı. Bilim dergisi Nature Genetics’te yayımlanan çalışma, 14 ülkeden 13 bine yakın hastanın ve 1,1 milyondan fazla kontrol grubunun verilerini inceleyerek bozukluğun gelişimine katkıda bulunan 11 bağımsız risk bölgesini ve 9 spesifik geni ortaya koydu.

Genome-wide association analyses of borderline personality disorder identify 11 loci and highlight shared risk with mental and somatic disorders

Sınırda Kişilik Bozukluğuna Yönelik En Büyük Genetik Analiz: 11 Risk Bölgesi Ve Dokuz Gen Belirlendi

Mannheim Zihinsel Sağlık Merkez Enstitüsü (CIMH) önderliğinde yürütülen ve sonuçları Nature Genetics dergisinde yayımlanan uluslararası araştırma, Sınırda Kişilik Bozukluğu’nun (SKB) genetik temellerini anlamada önemli bir dönüm noktası oldu.

14 ülkeden 13.000’e yakın hasta ile 1,1 milyondan fazla sağlıklı kontrol grubuna ait verilerin ve milyonlarca genetik varyantın (SNP) analiz edildiği çalışmada, hastalık riskini doğrudan artıran 11 bağımsız genomik risk bölgesi (loci) ve bozukluğun gelişiminde rol oynayan 9 aday gen tespit edildi.

Genetik Risk Oranı %17,3 Olarak Hesaplandı

Araştırma, incelenen yaygın genetik faktörlerin hastalık riskine katkısını %17,3 olarak hesapladı. Bu bulgu; Sınırda Kişilik Bozukluğu’nun şizofreni, depresyon ve bipolar bozukluk gibi diğer majör psikiyatrik rahatsızlıklara benzer şekilde karmaşık ve çok genli (polijenik) bir mimariye sahip olduğunu kesin olarak kanıtlıyor.

Fiziksel Ve Ruhsal Hastalıklarla Genetik Örtüşme

Çalışmada elde edilen bir diğer önemli bulgu ise Sınırda Kişilik Bozukluğu riskini artıran genetik varyantların; majör depresyon, anksiyete bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), bipolar bozukluk ve şizofreni gibi diğer ruhsal hastalıkların yanı sıra çeşitli bedensel (somatik) rahatsızlıklarla da ortak genetik yolları paylaşması oldu.

Söz konusu araştırma, genetik faktörlerin tek başına belirleyici olmadığını, çevre faktörlerinin (kronik stres, ihmal, istismar vb.) de riskin şekillenmesinde önemli bir rol oynadığını doğrulamakla birlikte; tanı, bakım ve yeni tedavi stratejilerinin geliştirilmesinde yepyeni bir perspektif sunuyor.

 

Please follow and like us: