İlaç endüstrisi, 2035’e yaklaşırken büyük bir dönüşüm sürecine giriyor. Patent sürelerinin sona ermesi, sektörün en kritik gelir kaynaklarını tehdit ederken, şirketler hız, odaklanma ve kararlılık üzerine kurulu yeni stratejiler geliştirmek zorunda kalıyor. Bu haber, ilaç sektörünün geleceğini şekillendiren bu kırılma noktasını ve uzmanların öngörülerini aktarmaktadır.
Drug Discovery Trends’in “Pharma 2035 Playbook” analizine göre, ilaç endüstrisi önümüzdeki on yılda patent sürelerinin bitmesiyle birlikte ciddi bir gelir kaybı riskiyle karşı karşıya. Bu durum, özellikle büyük ilaç şirketlerinin “patent duvarı” olarak adlandırılan kritik dönemeçte yeni stratejiler geliştirmesini zorunlu kılıyor. Uzmanlar, şirketlerin hızla yeni molekül keşfine yönelmesi, klinik araştırmaları daha verimli hale getirmesi ve yapay zekâ gibi teknolojileri merkezî bir araç olarak kullanması gerektiğini vurguluyor.
Financial Times’ın değerlendirmesine göre, 2030’ların ortasında birçok blokbuster ilacın patent koruması sona erecek. Bu gelişme, jenerik ilaç üreticilerinin pazara girmesini kolaylaştırırken, büyük ilaç firmalarının gelirlerinde ciddi düşüşler yaşanmasına yol açabilir. Şirketler, bu riski azaltmak için birleşme ve satın almalar, stratejik ortaklıklar ve yeni tedavi alanlarına yatırım gibi yöntemlere başvuruyor. Özellikle biyoteknoloji ve gen terapisi gibi yenilikçi alanlar, patent bitişlerinin yarattığı boşluğu doldurmak için öne çıkıyor.
Yatırım Yapılacak Alanlar
Analize göre sermaye tahsisi, yüksek karşılanmamış tıbbi ihtiyaçlara (onkoloji, onko-immünoloji, hedefli tedaviler), fiyatlandırma gücü yüksek alanlara (metabolik hastalıklar, immünoloji) ve ölçeklenebilir bilimsel gelişmelere (biyolojik ilaçlar, gen terapisi, hassas tıp) yöneliyor. Bu alanlarda rekabetin görece düşük olması, şirketlere güçlü büyüme fırsatları sunuyor. Buna karşılık, birinci basamak sağlık hizmetleri ve antibiyotikler gibi düşük getirili segmentlerden uzaklaşılması bekleniyor.
Kapsamdan İnanca: Ar-Ge’ye Odaklanma
Araştırma ve geliştirme stratejilerinde de köklü bir değişim yaşanıyor. Eskiden molekül başına çok sayıda endikasyon hedeflenirken, artık kaynakların en çok değer yaratacak alanlara yoğunlaştırılması öne çıkıyor. Sanofi, değerin %80-90’ının ilk iki endikasyonda yattığını belirtirken; Bristol Myers Squibb ve Pfizer, daha keskin kavram kanıtı sinyallerine öncelik veriyor. Novartis ise çoğu programın ilk kilidin ötesinde takip edilmeye değer olmadığını açıkça kabul ediyor. Bu yaklaşım, daha az kaynakla daha yüksek getiri elde etmeyi hedefliyor.
Patent Süresinin Sona Ermesinden Önce Rotasyon
Birçok ilaç şirketi, yaklaşan patent bitişleri nedeniyle portföylerini yeniden şekillendiriyor. Revlimid, Eliquis ve Dupixent gibi çok satan ilaçların münhasırlıklarının sona ermesi, şirketleri yeni tedavi alanlarına ve teknoloji platformlarına yöneltiyor. Bristol Myers Squibb, işinin yarısından fazlasını büyüme varlıklarına kaydırırken; Sanofi, Dupixent’in 2031’de patent korumasını kaybetmesine hazırlanıyor. Pfizer ise Comirnaty ve Paxlovid sonrası onkoloji, enfeksiyon önleyici ilaçlar ve RSV’ye ağırlık vererek temelini yeniden inşa ediyor. Uzmanlara göre, önümüzdeki on yılın kazananları ürün nesilleri arasında sorunsuz geçişler yapabilen şirketler olacak; başarısız olanlar ise uzun süreli büyüme boşluklarıyla karşı karşıya kalacak.



















