Hava kirliliği, solunum sağlığını da etkileyen önemli bir risk faktörü. Uzun süren öksürük, nefes darlığı ve göğüste sıkışma hissi ise her zaman mevsimsel değişikliklere veya yorgunluğa bağlı olmayabiliyor.
Günlük yaşamda farkında olmadan soluduğumuz egzoz dumanı, ısınma kaynaklı kirleticiler, sanayi emisyonları ve tütün dumanı, solunum yollarının sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle hava kirliliğine uzun süre maruz kalmak, mevcut solunum yolu hastalıklarının kontrolünü güçleştirebildiği gibi bazı kronik akciğer hastalıklarının gelişme riskine neden olabilir.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sedat Bayrakçı, hava kirliliğinin akciğerler üzerindeki etkilerini, dikkat edilmesi gereken solunum yolu belirtilerini ve günlük yaşamda alınabilecek önlemleri anlattı.
Hava Kirliliği Akciğerlerde Nasıl Bir Etki Oluşturuyor?
Solunum sistemi, dış ortamdan alınan havayı akciğerlere ulaştırırken havada bulunan çeşitli parçacık ve gazlarla da temas ediyor. Özellikle ince partiküller, solunum yollarının derin bölgelerine kadar ulaşabiliyor.
Egzoz emisyonları, fosil yakıtların yakılması, sanayi faaliyetleri ve bazı evsel ısınma yöntemleri bu kirleticilerin kaynakları arasında yer alıyor. Havadaki kirleticilere maruz kalınması, solunum yollarında tahrişe ve iltihabi süreçlere neden olabiliyor. Bu durum özellikle astım ve KOAH bulunan kişilerde şikayetlerin artmasına yol açabiliyor.
Hava kirliliğinin etkilerinin yalnızca dış ortamla sınırlı olmadığını belirten Uzm. Dr. Sedat Bayrakçı, şu değerlendirmede bulundu:
“Akciğerlerimiz gün boyunca soluduğumuz havayla sürekli temas halindedir. Havadaki zararlı parçacıklar ve gazlar, solunum yollarında tahrişe neden olabilir. Astım ve KOAH gibi kronik hastalığı bulunan kişilerde hava kalitesinin bozulması; öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığı gibi yakınmaların artmasına yol açabilir. Solunum sağlığını korumak için yalnızca sigara kullanımını değil, yaşadığımız ve çalıştığımız ortamların hava kalitesini de dikkate almamız gerekir.”
Geçmeyen Öksürüğü, Her Zaman Mevsimsel Değişikliklere Bağlamayın
Öksürük, solunum yollarının kendisini korumak için geliştirdiği doğal bir refleks. Ancak her öksürüğün nedeni aynı değil. Üst solunum yolu enfeksiyonları, alerjik hastalıklar, astım, reflü, sigara kullanımı ve bazı kronik akciğer hastalıkları öksürüğe neden olabiliyor.
Haftalar boyunca devam eden, giderek şiddetlenen veya nefes darlığıyla birlikte görülen öksürüğün yalnızca hava değişimine bağlanmaması gerekiyor.
Uzm. Dr. Sedat Bayrakçı, öksürüğün süresi kadar eşlik eden belirtilerin de önemli olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı:
“Öksürük tek başına belirli bir hastalığın göstergesi değildir. Ancak uzun sürmesi, kişinin günlük yaşamını etkilemesi veya nefes darlığı, göğüs ağrısı, kanlı balgam ve açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtilerle birlikte görülmesi durumunda nedeninin araştırılması gerekir. Sigara kullanan kişilerin zaman içerisinde gelişen öksürüğü normal kabul etmesi, altta yatan bazı hastalıkların fark edilmesini geciktirebilir.”
Astım ve KOAH Aynı Hastalık Değil
Astım ve KOAH, öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığı gibi ortak belirtiler gösterebildikleri için birbirleriyle karıştırılabilir. Bu iki hastalığın gelişim mekanizmaları, seyri ve tedavi yaklaşımları farklılık gösteriyor.
Astımda solunum yollarında değişken düzeyde daralma ve iltihabi süreçler görülüyor. Şikayetler alerjenler, enfeksiyonlar, egzersiz, soğuk hava veya hava kirliliği gibi etkenlerle artabiliyor. Bazı kişilerde belirtiler dönemsel olarak ortaya çıkarken bazı hastalarda daha sürekli seyredebilir.
KOAH ise genellikle sigara dumanı ve diğer zararlı gaz veya partiküllere uzun süre maruz kalınmasıyla ilişkili, kalıcı hava akımı kısıtlanması ile karakterize bir hastalık. Nefes darlığı, kronik öksürük ve balgam çıkarma sık görülen belirtiler arasında bulunuyor.
Akciğer Kanseri Riskinde Sigara Dışındaki Etkenler de Önemli
Akciğer kanseri açısından en önemli önlenebilir risk faktörlerinden biri tütün kullanımı. Günümüzde sigara içmeyen kişilerde de akciğer kanseri gelişebiliyor.
Pasif sigara dumanına maruz kalma, radon gazı, asbest gibi bazı mesleki maruziyetler ve uzun süreli hava kirliliği akciğer kanseri riskine neden olabilen etkenler arasında yer alıyor.
Hava kirliliği ile akciğer kanseri arasındaki ilişkinin bireysel düzeyde kesin bir hastalık öngörüsü anlamına gelmediğini belirten Uzm. Dr. Sedat Bayrakçı, şu ifadeleri kullandı:
“Akciğer kanserini yalnızca sigara kullanan kişilerde görülen bir hastalık olarak değerlendirmek doğru değildir. Sigara kullanımı önemli bir risk faktörü olmakla birlikte çevresel ve mesleki maruziyetler de risk değerlendirmesinde dikkate alınmalıdır. Uzun süren öksürük, kanlı balgam, açıklanamayan kilo kaybı ve giderek artan nefes darlığı gibi belirtilerin farklı nedenleri olabilir. Bu nedenle belirtilerin kaynağının tıbbi değerlendirmeyle belirlenmesi gerekir.”
Elektronik Sigara Akciğerler İçin Zararsız Bir Alternatif Değil
Elektronik sigaraların geleneksel sigaralardan farklı bir çalışma mekanizmasına sahip olması, solunum sistemi açısından risksiz oldukları anlamına gelmiyor. Elektronik sigaraların oluşturduğu aerosol, kullanılan ürünün içeriğine bağlı olarak nikotin, ince partiküller, bazı uçucu organik bileşikler ve metaller içerebilir. Bu maddelere maruz kalınması solunum yollarında tahrişe ve iltihabi süreçlere neden olabiliyor.
Genç yaşlarda başlayan nikotin kullanımının bağımlılık gelişimi açısından önemli bir risk oluşturduğunu belirten Uzm. Dr. Sedat Bayrakçı, şu açıklamada bulundu:
“Elektronik sigaraların yalnızca su buharı oluşturduğu düşüncesi doğru değildir. Bu ürünlerin oluşturduğu aerosol, solunum sistemini etkileyebilecek çeşitli maddeler içerebilir. Uzun dönem sağlık etkilerine ilişkin bilgiler gelişmeye devam etmekle birlikte elektronik sigaraların zararsız olduğu söylenemez. Çocukların ve gençlerin nikotin içeren ürünlerden korunması, solunum sağlığı açısından önem taşımaktadır.”
Evdeki Hava da Akciğer Sağlığını Etkileyebilir
Hava kirliliği denildiğinde çoğunlukla trafik, sanayi ve dış ortam koşulları akla geliyor. Ancak ev ve iş yerlerinde solunan havanın kalitesi de solunum sağlığı açısından önem taşıyor.
Sigara dumanı, yetersiz havalandırma, yemek pişirme sırasında ortaya çıkan kirleticiler, nem ve küf oluşumu iç ortam hava kalitesini olumsuz etkileyebiliyor.
Astım ve alerjik solunum yolu hastalığı bulunan kişilerde iç ortam koşulları şikayetlerin artmasına neden olabiliyor.
Uzm. Dr. Sedat Bayrakçı, iç ortam hava kalitesinin iyileştirilmesine yönelik şu bilgileri paylaştı:
“Yaşam alanlarında sigara içilmemesi, nem ve küf oluşumunun önlenmesi, yemek pişirme sırasında uygun havalandırmanın sağlanması ve hava kalitesinin elverişli olduğu zamanlarda ortamın havalandırılması önemlidir. HEPA filtreli hava temizleme cihazları havadaki bazı partiküllerin azaltılmasına yardımcı olabilir. Ancak bu cihazlar kirletici kaynakların ortadan kaldırılmasının veya uygun havalandırmanın yerine geçmez.”
Hava Kirliliğinin Yoğun Olduğu Günlerde Nelere Dikkat Edilmeli?
Hava kalitesinin düşük olduğu dönemlerde özellikle astım, KOAH ve diğer kronik solunum yolu hastalıkları bulunan kişilerin maruziyetlerini azaltmaları önem taşıyor. Çocuklar, ileri yaştaki bireyler, gebeler ve kronik kalp veya akciğer hastalığı bulunan kişiler hava kirliliğinin olumsuz etkilerine karşı daha hassas olabiliyor.
Uzm. Dr. Sedat Bayrakçı, günlük yaşamda alınabilecek önlemleri şöyle açıkladı:
“Hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde açık havada uzun süreli ve yoğun fiziksel aktivitelerin azaltılması, hava kalitesi bilgilerinin takip edilmesi ve mümkün olduğunca yoğun trafik kaynaklarından uzak durulması yararlı olabilir. Dışarı çıkılması gereken durumlarda uygun şekilde kullanılan partikül filtreli maskeler bazı hava kaynaklı parçacıklara maruziyeti azaltabilir. Ancak bu maskelerin gaz kirleticilere karşı aynı korumayı sağlamadığı unutulmamalıdır. Kronik solunum yolu hastalığı bulunan kişilerin de hekimleri tarafından belirlenen tedavi planlarını sürdürmeleri önemlidir.”



















