Ana Sayfa Manşet Fruktoz, Kemoterapiye Dirençli Kanser Hücrelerinin Yayılmasını Nasıl Tetikliyor

Fruktoz, Kemoterapiye Dirençli Kanser Hücrelerinin Yayılmasını Nasıl Tetikliyor

Bu haber, Nature Aging dergisinde 30 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan ve The Wistar Institute ile University of Pittsburgh araştırmacılarının yürüttüğü bilimsel çalışma ile bu çalışmayı konu alan haber kaynaklarından derlenmiştir. İçerik, yalnızca belirtilen kaynaklarda yer alan verilere dayanmakta olup kaynaklar dışına çıkılmamıştır.

Yüksek dereceli seröz over kanseri (HGSOC) üzerine yürütülen yeni bir araştırma, kemoterapiye dirençli hale gelip bölünmeyi durduran ancak biyolojik olarak aktif kalmaya devam eden kanser hücrelerinin, çevrelerindeki hücrelere fruktoz aracılığıyla sinyal göndererek kanserin yayılmasını (metastaz) tetiklediğini ortaya koydu.

The chemotherapy-induced senescence-associated secretome promotes cell detachment and metastatic dissemination through metabolic reprogramming

Araştırmanın Arka Planı ve Yöntemi

Kemoterapi ilaçlarının, örneğin standart tedavi yöntemi olan sisplatinin, kanser hücrelerinde hücresel yaşlanma (senesans) sürecini tetiklediği bilinmektedir. Bu süreçte hücreler bölünmeyi durdurur ancak “senesans ilişkili sekretuar fenotip” (SASP) adı verilen bir dizi molekülü salgılamaya devam eder. Araştırmacılar, sisplatin ile senesansa uğratılmış HGSOC hücrelerinin, çevredeki bölünmeye devam eden “seyirci” (bystander) kanser hücrelerinin tümörden ayrılma (detachment) ve yayılma kapasitesini artırdığını hem hücre kültürü deneylerinde hem de canlı fare modellerinde gösterdi.

Araştırmanın ilk yazarı, The Wistar Institute’ta Katherine Aird’in laboratuvarında doktora sonrası araştırmacı olan Aidan Cole, bulguları şöyle özetliyor: kemoterapiden kurtulan bazı kanser hücreleri artık bölünmese de biyolojik olarak aktif kalmaya devam ediyor ve yakın çevrelerindeki hücrelere sinyal gönderen moleküller salgılamayı sürdürüyor. Araştırmacılara göre bu çalışma, bir besin ögesinin -bu durumda fruktozun- bu tür bir sinyal olarak işlev görebildiğini gösteren ilk çalışmalardan biri.

Fruktoz Nasıl Devreye Giriyor?

Araştırmacılar, senesansa uğramış hücrelerin ortamdaki glikozu daha fazla tükettiğini ve bunun sonucunda ortamda göreceli olarak fruktoz birikimine yol açtığını belirledi. Yapılan analizlerde, senesans hücrelerin salgıladığı ortamda (kondisyone medyum) fruktoz düzeyinin arttığı tespit edildi. Bu fazladan fruktozun, komşu kanser hücreleri tarafından alınarak “fruktoliz” (ketohekzokinaz/KHK ve aldolaz B/ALDOB enzimleri aracılığıyla) yoluyla metabolize edildiği ve bu sürecin hücrelerin birbirinden ayrılma eğilimini artırdığı gösterildi.

Mekanistik olarak, fruktoz metabolizmasının mitokondriyal kompleks I aktivitesini (özellikle NDUFA5 alt birimi üzerinden) artırdığı, bunun da NAD+ bağımlı SIRT enzim aktivitesini yükselttiği belirlendi. Artan SIRT aktivitesi, kolesterol sentezini düzenleyen SREBP1 transkripsiyon faktörünün hücre çekirdeğindeki aktivitesini baskıladı. Sonuç olarak hücre zarındaki kolesterol miktarı azaldı; zar kolesterolünün azalması ise hücrelerin birbirine ve çevre dokuya tutunma kapasitesini zayıflatarak ayrılma ve yayılmalarını kolaylaştırdı.

Hayvan Deneyleri ve Hasta Verileri

Araştırmacılar, farelere içme suyuyla yüksek miktarda fruktoz verildiğinde -kemoterapiden bağımsız olarak da- kanser hücrelerinin karın boşluğu içinde daha fazla yayıldığını gözlemledi. KHK veya NDUFA5 genlerinin baskılanması, hem senesans hücrelerle birlikte enjekte edilen modellerde hem de yüksek fruktozlu beslenme modelinde yayılmayı belirgin şekilde azalttı; bu da fruktozun etkisinin kanser hücrelerinin kendi fruktoliz ve kompleks I aktivitesi üzerinden gerçekleştiğini destekledi.

University of Pittsburgh’dan hastalara ait örneklerin incelendiği analizde, dolaşımdaki fruktoz düzeyi medyan değerin üzerinde olan HGSOC hastalarının, yaş ve vücut kitle indeksi gibi faktörler hesaba katıldığında dahi, tanı anında daha ileri evrede hastalıkla başvurduğu belirlendi.

Bulguların Olası Klinik Anlamı

Araştırmacılar, bulgularının fruktoz alımının azaltılmasının HGSOC hastalarında tedavi sonuçları açısından faydalı olabileceğine işaret ettiğini, ancak bunun ileriye dönük olarak klinik çalışmalarla doğrulanması gerektiğini vurguluyor. Çalışmada ayrıca, yüksek fruktoz kaynağı olan içeceklerin ve gıdaların (bal, meyveler, sebzeler, yüksek fruktozlu mısır şurubu) tüketiminin kemoterapiden bağımsız olarak da kanser hücrelerine benzer bir sinyal gönderebileceği belirtiliyor.

Araştırmacılar, çalışmanın tartışma bölümünde iki noktaya dikkat çekiyor: birincisi, senesans hücreleri hedef alan “senolitik” ilaçların, bu hücrelerin fruktoz salgılamasını önleyerek yayılmayı azaltmada potansiyel bir tedavi yaklaşımı olabileceği; ikincisi ise nikotinik asit (niasin) takviyelerinin NAD+ düzeyini artırarak bu mekanizmayı hızlandırabileceği ve kanser hastalarında -yaştan bağımsız olarak- zararlı olabileceği ihtimali. Araştırmacılar bu ikinci noktanın deneysel olarak araştırılması gerektiğini belirtiyor.

Çalışmanın sınırlılıkları arasında, in vivo deneylerin yalnızca tek bir hücre hattında yapılmış olması ve agresif hücre hattı nedeniyle bulguların progresyonsuz sağkalıma etkisinin değerlendirilememiş olması yer alıyor.

ileri okuma: 

Fruktozun Metabolik Hastalıklardaki Gizli Rolü Ortaya Çıktı

Please follow and like us: