Bu haber, LSD’nin yaygın anksiyete bozukluğu üzerindeki etkilerini inceleyen yeni bilimsel çalışmalara dayanmaktadır. Bilimsel kaynaklara sadık kalınarak hazırlanmıştır; spekülasyon içermez. Amacımız, kamuoyunu doğru ve güncel bilgilerle buluşturmaktır.
Yaygın anksiyete bozukluğu (GAD), dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ve mevcut tedavi seçenekleriyle her zaman yeterince kontrol altına alınamayan bir ruhsal sağlık sorunu. Ancak son dönemde yapılan bir klinik çalışma, uzun süredir tartışmalı olan LSD’nin (lysergide) bu alanda umut vaat edebileceğini gösterdi.
Amerika Birleşik Devletleri’nde 22 farklı psikiyatri merkezinde yürütülen ve Journal of the American Medical Association (JAMA)‘da yayımlanan çalışmada, 198 yetişkin GAD hastasına tek doz MM120 (lysergide D-tartrate) verildi. Araştırma, dört farklı dozun (25, 50, 100, 200 mikrogram) etkilerini plasebo ile karşılaştırarak değerlendirdi. En dikkat çekici sonuçlar, 100 ve 200 mikrogramlık dozlarda gözlendi: Hastaların Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği (HAM-A) puanlarında anlamlı düşüşler kaydedildi.
MedicalXpress’in aktardığına göre, 100 mikrogramlık doz alan hastaların %65’i 12 hafta boyunca iyileşme göstermeye devam etti ve yaklaşık yarısı remisyonda kabul edildi. Bu sonuçlar, LSD’nin etkisinin yalnızca kısa vadeli olmadığını, aylar sürebileceğini ortaya koyuyor. Üstelik bu çalışma, LSD’nin etkilerini herhangi bir terapi desteği olmaksızın, yalnızca profesyonel gözetim altında test etti. Bu yönüyle, ilacın doğrudan etkisini izlemek mümkün oldu.
Araştırma LSD’nin tıbbi potansiyelini yeniden gündeme taşıyor. MindMed adlı ilaç şirketi, bu sonuçları doğrulamak amacıyla daha büyük çaplı faz 3 denemeleri yürütüyor ve başarılı olunması halinde ABD Gıda ve İlaç Dairesi’ne (FDA) onay başvurusu yapmayı planlıyor.
Elbette LSD’nin kullanımı hâlâ ciddi etik ve yasal tartışmalara konu. Yan etkiler arasında halüsinasyonlar, mide bulantısı ve baş ağrıları yer alıyor. Ayrıca, çalışmada yer alan hastaların çoğu hangi grupta olduklarını doğru tahmin edebildiği için, “körleme” yönteminin etkinliği sorgulanıyor.
Yine de uzmanlar, bu çalışmayı “modern standartlarla yeniden ele alınmış ve LSD’nin gerçek fayda-maliyet dengesini değerlendirmeye yönelik önemli bir adım” olarak nitelendiriyor. LSD, uzun yıllar boyunca tabu olarak görülse de, bilimsel veriler ışığında yeniden değerlendirilmesi gereken bir molekül olabilir.
Ulusal Sağlık Enstitüleri’ne (NIH) göre, yaygın anksiyete bozukluğu ABD’li yetişkinlerin yaklaşık %3’ünü etkilemektedir. Mevcut tedavi yöntemleri arasında psikoterapi, antidepresanlar ve anksiyete önleyici ilaçlar yer almaktadır.



















