Bulgular kemoterapi sonrası sirkadiyen bozulmaların olası beyin-saati (SCN) mekanizmalarını açıklıyor; insanlarda klinik sonuçlar için daha fazla araştırma gereklidir.
Paclitaxel chemotherapy disrupts circadian gene transcription and function of the suprachiasmatic nuclei in female mice
Kemoterapi sırasında ve sonrasında kanser hastalarının yaklaşık yarısında sirkadiyen ritim bozulmaları görülüyor; bu durum tedaviye bağlı yan etkileri ağırlaştırabiliyor. Bu yaygın şikâyetin beyin kaynaklı olup olmadığı belirsizdi, çünkü birçok kemoterapötik ajanın beyne geçişi sınırlı. Ohio State University’den Leah Pyter liderliğindeki ekip, bu çelişkiyi aydınlatmak için sık kullanılan bir kemoterapi ilacı olan paklitakselin beynin ana saat merkezi hipotalamustaki suprakiazmatik çekirdek (SCN) üzerindeki etkisini inceledi.
eNeuro’da yayımlanan çalışmada, dişi farelere tekrarlayan paklitaksel rejimi uygulandı ve SCN’de moleküler saat genlerinin günlük dalgalanmaları ile sirkadiyen zorluklara davranışsal uyum değerlendirildi. Paklitaksel, SCN’nin moleküler saatini belirgin biçimde bozdu: Bmal1 ve Nr1d2’nin ritmikliği ortadan kalkarken; Ciart, Dbp, Nr1d1 ve Per2 gibi kilit genlerde ritmik transkripsiyon zayıfladı.
Davranış düzeyinde, “jet lag” benzeri paradigma ile 6 saatlik faz kaydırmaları uygulandı. Kemoterapi, 6 saatlik faz-ilerletmeye yeniden uyumu değiştirmedi; ancak 6 saatlik faz-geciktirme sonrasında paklitaksel alan fareler, taşıt (vehicle) grubuna kıyasla daha “stabil ve güçlü” bir ritim sergiledi. Araştırmacılar bunu, SCN’nin zayıflaması ya da bağlantısının çözülmesine işaret edebilecek bir bulgu olarak yorumladı. Ek olarak, oluşturulan faz-yanıt eğrisinde, kemoterapinin öznel gece döneminde ışığın yol açtığı faz-geciktirme etkisini “körelttiği” saptandı; bu da SCN’ye bağlı eşzamanlamanın bozulduğunu destekliyor.
Ekip yalnızca dişi fareleri inceledi; bunun nedeni, paklitakselin özellikle meme kanseri tedavisinde sık kullanılması. Çalışma, kemoterapi gören hastaların bildirdiği sirkadiyen bozulmaları, SCN düzeyindeki moleküler ve davranışsal değişikliklerle ilişkilendirmeye yönelik önemli bir adım sunuyor. Araştırmacılar, tedavi sırasında “gündüz/gece” ipuçlarının belirginleştirilmesi gibi sirkadiyen bakımı güçlendirecek yaklaşımların yan etkileri azaltma potansiyelini test etmek için daha fazla kanıta ihtiyaç olduğunu vurguluyor



















