Ana Sayfa Hukuk&Etik Üniversitelerin asıl sorunu akademik değil etik

Üniversitelerin asıl sorunu akademik değil etik

Üniversitelerde ‘Yardımcı Doçent’ unvanını kaldırarak ‘Doktor Öğretim Görevlisi’ kadrosuna dönüştüren yasa teklifinin komisyonda bazı değişikliklere uğramasının beklendiğini söyleyen TBMM Eğitim Komisyonu üyesi CHP’li Ceyhun İrgil, YÖK’ün komisyon üyelerine bilgilendirme toplantısında en başta ismin ‘öğretim üyesi’ olması yönünde uzlaşıldığını bildirdi.

“Tasarı sadece ‘yardımcı doçentliğin’ismini değiştiriyor ama tasarının öznesi dil barajının azaltılması ve sözlü sınavın kaldırılması” diyen İrgil şunları kaydetti:

“Asıl sorun doçentin bilim alanındaki yetkinliğini sorgulayan, denetleyen ve bilimsel sürekliliği sağlayan bir önlem yok. Bu kanun tasarısı makul, sakin ve akılcı bir yaklaşım gösterilip, uzlaşılırsa akademik yaşamdaki sorunların çözümü için bir fırsat olabilir. Yasa tasarısı salt yardımcı doçentler gibi algılanıyor, ancak sonuçta doktoralı herkesi ve sonuçları nedeniyle akademik yaşamı, dolayısıyla  200 bin öğretim üyesi ve görevlisini etkileyecek bir yasa tasarısı.”

İSİM KONUSUNDA FİKİR BİRLİĞİ

Tasarının tartışmalı noktaları, YÖK’teki toplantı, getirilen öneriler ve akademisyenlerin görüşlerini kapsayan geniş bir değerlendirme yazısını önceki gün sosyal medya hesabından yayınlayan CHP Bursa Milletvekili Dr. Ceyhun İrgil “İsim konusunda fikir ayrılığı yok” dedi. İrgil paylaştığı yazıda, toplantıdaki tüm üyelerin YÖK’ün önerdiği ismi beğenmediklerini belirterek, “YÖK de bu isimlendirmenin içlerine sinmediğini ifade etti. Bu nedenle konuyu uzatmadan, ‘Doktor Öğretim Üyesi’ üstünde uzlaşıldığını söyleyebilirim. Tıp doktoru ile karışma olasılığına karşı ‘Uzman Öğretim Üyesi’ de olabileceğini ifade ettik ancak sonuçta görüşüm, komisyondan ‘Doktor Öğretim Üyesi’ olarak geçecek gibi” diye konuştu.

‘BİLİMSEL YETERLİLİK SORUNLU’

Sözlü sınavın kaldırıldığı tasarı ile doktorasını tamamlayan herkesin, salt belgeler üzerinden Üniversiteler Arası Kurul’dan (ÜAK) ‘doçentlik belgesi’ alabileceğine değinen İrgil, üniversitelerin de hiçbir görüşme yapmadan bu doçent adayının eser ve yayınlarını değerlendiren jüri raporuyla, salt dosya üstünden doçent atayabileceklerini söyledi. Kişinin etik dışı yollarla elde edilmiş kuşkulu yayınlar ve çalışmalar sunabileceğini belirten İrgil, “Hiçbir görüşme ve yeterlilik/yetkinlik sınamasına tabii olmadan doçent olmanın önü açılıyor” dedi. İrgil yazısında şunları belirtti:

“Tasarının en sorunlu yanı; doçentlik bilim alanının tamamında adayın bilimsel yeterliliği ve uygulamadaki yetkinliği ölçülmüyor. Bu da gelecekte örneğin karaciğeri bilen ama mideden anlamayan bir cerrahi profesörünün olmasına yol açacaktır. Eleştirdiğimiz, beğenmediğimiz ve bugün kaldırılacak olan doçentlik sınavlarının stresi ve hazırlanma süreçleri en azından adayların tüm bilim alanında teorik çalışmasını zorlayan bir sistemdi. Bilim alanındaki bu açığı ve sorgulama süreci açığını kapatacak bir çözüme ihtiyaç var. Zira tek ve dar bir alanda doktora yapan öğretim üyesini doçent olurken alan bilgisini genişletmeye ve okumaya zorlayan hiçbir yaptırım yok.”