Tıbbi bitki çaylarının ruhsatlandırılmasına ilişkin toplantı TOBB iş birliğiyle gerçekleştirildi
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde gerçekleşen toplantı saygı duruşunun yapılması ve İstiklal Marşı’mızın okunmasıyla başladı.
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar böyle bir programı TİTCK olarak hazırlarken Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından gösterilen iş birliği için TOBB’a müteşekkir olduklarını söyledi. Ayar konuşmasında: “Kurumumuz 24 saat proaktif bir çalışma sistemiyle sorumluluklarını titizlikle yerine getirmeye çalışarak, nitelikli ve altyapısı güçlü bir personel yapısıyla mevzuat düzenlemeleri ve denetim görevini başarıyla yürütmektedir. Bunu yaparken gücünü mevzuattan sorumluluğunu Türk halkından almaktadır. Çay ile alakalı birkaç şey söylemek istiyorum. Karadeniz bölgesinde doğmuş bir vatan evladı olarak çayın üretildiği bir ortamda büyüdüm. Benim ailem de çay üreten bir ailedir. Bir ürünün değeri halkadaki herkesi ilgilendirir. Üreticilerin tarlasını, emeğini, zamanını adadığı çay bahçelerinin tarım çiftliğinden beklenen refahı sağlayacak ekonomik kaliteyi ve karşılığı alamaması bugün yapacağımız fikir teatisinin, analitik toplantının gündemini şekillendirmektedir. Bir demir madenini madenci topladığı zaman genel olarak kilosu 20 Cent’in altındadır. Bu maden inşaat demirine dönüştüğü zaman 50 Cent civarına, sanayicilerimizin çok daha iyi bileceği gibi bir sac devre haline getirdiğiniz zaman birkaç Dolar seviyesine çıkar. Ama bunu Milli Güvenlik amacıyla ülkelerin ihtiyaç duyacağı bir savaş uçağı metaline dönüştürdüğünüz zaman kilogramı 50.000 Dolar civarına çıkmaktadır. Buna da bilim insanları, bilimsel ve analitik düşünen, ar-ge iyilik, kalite katmaya çalışan fikirleri işleyenler değer katmaktadırlar. Çay daha iyi değerlendirilebilir mi diye sürekli merak edilir. Eğer çay ile ilgili -önemli bir kesiminizin günlük işlerini erteleyerek bugünü çayın tıbbi ürün olarak ruhsatlanmasına ayırıyorum dediğiniz- bu odaklamayı başarıya taşırsak yaş çayın kilosu her aşamada artarak paydaşlara yansıyacaktır. Bu yüzden sizlerin omuzunuzda daha fazla bir yük mevcuttur.” dedi.
Özellikle yeşil çay tarımının Karadeniz Bölgesinde zorlu bir coğrafyada ve zor şartlarda yapıldığını ifade eden Ayar, buna karşılık ekonomik değerinin emeğini karşılamadığını ifade etti. Ayar, çay bitkisi ve diğer çaylarda 2000 civarında aktif madde bulunduğunu, bu aktif kimyasal maddelerin çok önemli bir kısmının ayrıştırıldığında çoğunun antioksidan olduğunu, bilimsel olarak ortaya konulmasa da çayın tüketen insan için bir deva ve şifa kaynağı olduğunu ifade etti.
Ayar; “Çayın tipi, içme sıklığı, demleme şekli gibi tekniklerin bu faydalı etkileri maskeleyebileceği de bilimsel gerçekliktir. Şüphesiz bu süreç üretim ortamlarının iyi koşullarından başlar. Özellikle tıbbi çayın üretim koşullarının değerlendirilmesi, çayın bir ilaca dönüşmesi sürecinin Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun onay ve ruhsatlandırma aşamalarına yol gösterici olmak ve sektöre sunmak üzere TİTCK paydaşlarıyla bu toplantıyı düzenledik. Bu vesileyle dünya genelinde kapasitesi, popülaritesi ve tüketim miktarı artan tıbbi bitki çayı pazarından önce Türk halkına güvenli, kaliteli ve etkili çay sunmak üzere; sonra da toprağımızın, kalitemizin, üretimde gösterdiğimiz bilimsel yaklaşımın sonucu olarak Kurumumuz onayıyla üretilecek sanayi ürünlerinin dünya raflarında güvenli bir şekilde yer alabilmesi için çok önemli adımlardan biri olan bu toplantıda ele alınan her bir konu başlığının çok titizlikle seçildiğini ve amaca hizmet edeceğini vurgulamak isterim.” dedi.
Prof. Dr. Ahmet Ayar Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından hazırlanan 190 adet tıbbi bitki monografının üreticilerin ve araştırmacıların hizmetinde olduğunu ifade etti. Ülkemizin zengin florası ve uygun iklimi sadece Karadeniz çayı değil, çay terimine uygun, endemik ve faydalı bitkilerinin olduğunu, bunların da tıbbi yararlarının bilimsel olarak ispatlanarak TİTCK tarafından tescillenmesini sağlayacak sürece rehberlik edecek şekilde planlandığını ifade etti. Ayar, bu vesile ile toplantının hazırlanmasında emeği bulunan herkese teşekkür ederek sektör ve ülkemiz açısından hayırlara vesile olmasını dilediğini sözlerine ekledi.
Başkent Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Başaran’ın da katıldığı ve bir değerlendirme konuşması yaptığı programda “Tıbbi bitki çayları sağlık amaçlı olarak kullanıldıkları için düzenli ve belirli konsantrasyonda tüketilmelidir. Bu nedenle kullanılan süre ve dozun etkili olduğu ve insan sağlığı için zararsız olduğu kanıtlanmalıdır. Tıbbi bitki çaylarında kullanılacak doğru bitki ve bitkilerin yetiştirilmesi veya toplanması bilimsel koşullara uygun olmalıdır. Kaliteli üretilecek tıbbi bitki çaylarında kullanılacak bitki kısımlarının ve meyvelerinin kurutma ve saklama koşulları ile üretim yöntemlerinde yayımlanmış kılavuzlara dikkat edilmelidir. “ ifadelerini kullandı.
TOBB adına Yönetim Kurulu Üyesi Seyit Ardıç, tıbbi bitki çaylarının hem geleneksel bilgiyle harmanlanmış geçmişiyle hem de modern bilimsel yaklaşımlara açık doğasıyla, sağlık sisteminin tamamlayıcı bir parçası olma yolunda ilerlediğini anlattı. Özellikle tamamlayıcı tıp ve geleneksel bitkisel ürünler alanında hızla büyüyen bir sektör olarak tıbbi bitki çaylarının üretimi ve ticarileşmesinin; daha fazla odak ve stratejik yönetişim gerektirdiğine işaret eden Ardıç, “Sadece mevzuat düzenlemeleri değil, aynı zamanda üreticilerin yönlendirilmesi, kalite standartlarının oluşturulması ve güvenilir ürünlerin pazara sunulması, tüm paydaşların ortak sorumluluğudur. Bu anlayışla, sektörümüzün önünü açacak diyalog ortamlarının sağlanması hayati önem taşıyor. Bu kapsamda tıbbi bitki çaylarının ruhsatlandırılması sürecini ele almak ve üreticilerimizin bu alandaki yol haritasını netleştirmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Hep birlikte, geleneksel bitkisel tıbbi çay üretiminin standartlarını yükselterek hem sağlığımıza hem de ekonomimize katkı sağlayacak çözümler geliştireceğiz. Bugün burada ortaya koyacağımız görüşler ve çözüm önerileri, yalnızca bugünü değil, aynı zamanda tıbbi bitkiler alanında ülkemizin yarınını da şekillendirecektir” dedi.
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ve TOBB iş birliği ile düzenlenen toplantının temel amacı, geleneksel bitkisel tıbbi ürünler kapsamında ruhsatlandırılan tıbbi bitki çaylarının üretim süreçlerini ele almak ve bu ürünlerin etkili, kaliteli ve güvenli biçimde halka sunulmasını sağlamak adına üreticilere yol gösterecek bir çerçeve oluşturmak olarak ifade edildi.
Toplantı, tıbbi bitki çayı üretim zincirinde yer alan tüm aktörlerin (üreticiler, ruhsat başvuru sahipleri, akademisyenler, kamu temsilcileri) katılımıyla, sektörün uygulamada karşılaştığı sorunlara çözüm üretmek ve ruhsatlandırma süreçleri konusunda ortak bir anlayış geliştirmek hedefiyle gerçekleştirildi.
Toplantıda geleneksel bitkisel tıbbi ürün sınıfında yer alan tıbbi bitki çaylarının ruhsatlandırma süreci, ‘Eczanelerden güvenli ürün temininin halk sağlığı açısından önemi’, ‘Üretimde kalite, standardizasyon ve uygunluk kriterleri’, ‘Kurum tarafından hazırlanan ve başvuru sahiplerinin erişimine açık olan papatya, ıhlamur, nane gibi tıbbi bitkilerin de yer aldığı 190 adet tıbbi bitki monografının etkin kullanımı’, ‘Üreticilerin ve proje geliştiricilerin bu kaynaklardan faydalanma düzeyinin artırılması’, ‘Kamu, özel sektör ve akademi iş birliğiyle bilimsel ve sürdürülebilir üretim modellerinin geliştirilmesi’ konuları uzmanlar tarafından ele alındı.Toplumda yaygın olarak tüketilen ve doğal kabul edilen Tıbbi bitki çaylarının bilinçsizce ve denetimsiz şekilde piyasaya sunulması halk sağlığı açısından ciddi riskler doğurduğu ifade edildi. Bu nedenle: Eczanelerden satışa sunulmak üzere, Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış tıbbi bitki çaylarının piyasada bulunmasının sağlanması, üreticilerin mevzuat, kalite ve ruhsat başvuru süreçlerine dair bilgi düzeyinin artırılması, geleneksel bilgi ile modern bilimsel yaklaşımların birleştirilerek güvenli ürün geliştirilmesinin önem arz ettiği vurgulandı.
Toplantı, söz konusu konularda farkındalık yaratmak ve sektörel yönlendirme sağlamak adına sektör ve diğer paydaşlar tarafından önemli bir adım olarak değerlendirildi.


















