Eczacılık mesleğinin 187 yıllık akademik ve bilimsel mirasını onurlandırdığımız bu anlamlı 14 Mayıs Eczacılık Günü’nde; mesleğin kalbinin attığı en üst merci olan Türk Eczacıları Birliği’nin (TEB) 45. Dönem Başkanı Ecz. Mehmet İrfan Demirci ile bir araya geldik.
“Kapsayıcı, katılımcı ve birlikte üreten” şiarıyla yola çıkan 45. Dönem Merkez Heyeti, eczacılığın sadece bir ilaç temin süreci değil; toplum sağlığının en erişilebilir kalesi olduğunu her platformda vurguluyor. Eczane ekonomilerinin varlık mücadelesinden yapay zeka entegrasyonuna, istihdam planlamasından ilaç erişim krizine kadar sektörün tüm “kırmızı çizgilerini” Sayın Başkan ile WinAlly okurları için masaya yatırdık.
W- Sayın Başkanım, 14 Mayıs Eczacılık Günü’nü bu yıl mesleki bir dayanışma ve “yeniden yapılanma” enerjisiyle karşılıyoruz. Göreve geldiğiniz ilk günden itibaren vurguladığınız “Kapsayıcı, Katılımcı ve Birlikte Üreten” yönetim anlayışınızın, 14 Mayıs’ın tarihsel derinliğiyle nasıl örtüştüğünü düşünüyorsunuz? 45. Dönem TEB vizyonunda bu yılın ana mesajı ne olacak?
Ecz. Mehmet İrfan Demirci– “Güçlü bir Miras Güçlü bir Başlangıç” şiarıyla başladığımız yeni dönemde; birlikte karar alan, birlikte mücadele eden, birlikte kazanan bir Türk Eczacıları Birliği’ni yaratmak için canla başla çalışıyoruz.
Her zaman sahaya yakın, Bölge Eczacı Odalarımızla sürekli iletişim halinde, eczacının gündemini ve beklentilerini önceleyen bir kurumsal yapıyla yol yürüyoruz.
Biz bu yeni dönemde, eczacılığın geleceğini yeniden şekillendirme iradesiyle hareket ederek, örgütlü gücümüzü yeniden canlandırma kararlılığıyla, mesleki dayanışmamızı daha da büyütme amacındayız. Bu şekilde de çalışmalarımıza yön veriyoruz.
187 yıldır Anadolu topraklarında bilimsel temeller üzerinde icra edilen mesleğimiz için 14 Mayıs tarihi geçmişten geleceğe uzanan çok kıymetli bir tarihtir bizim için. Eczacılığın sadece ilaç temininden ibaret olmadığını; bilimsel bilgi, etik sorumluluk ve toplum sağlığına adanmışlıkla şekillenen bir meslek olduğunu hatırlatan özel bir gündür. Bu tarih, mesleğimizin köklü geçmişini onurlandırırken aynı zamanda geleceğe dair sorumluluklarımızı da yeniden düşünmemizi sağlar. 14 Mayıs, bizim için geçmişin bir hatırası değil; geleceğin inşa edildiği bir başlangıç noktasıdır. Çünkü, Eczacılık, kökleri derin ama ufku sürekli genişleyen bir meslektir.
Biz Bugün “Kapsayıcı, Katılımcı ve Birlikte Üreten” anlayıştan söz ederken aslında geleceği hep birlikte tasarlamaktan ve hep birlikte kurmaktan bahsediyoruz.
Eczane eczacısı, hastane eczacısı, kurum eczacısı, akademisyen eczacı, yardımcı ve ikinci eczacı, depo mesul müdürleri ve ilaç sanayiinde çalışan diğer meslektaşlarımız olmak üzere 56.000’i aşkın meslektaşımızın ortak sesi olmaya devam ediyoruz. Türk Eczacıları Birliği olarak hedefimiz mesleğimizi bir bütün olarak geleceğe taşımak. Bunun için gayret ediyor, bunun için çalışıyoruz. Hangi branşta veya hangi alanda olursa meslektaşlarımız ile sürekli dayanışma içindeyiz. Ve mesleğimizin genel çıkarı doğrultusunda Eczacılık Mesleğini gelecekte de yaşatmak için çalışmalarımıza yön veriyoruz.
Bizler, Eczacılığı yeniden konumlandıracak ve geleceğin sağlık sisteminde vazgeçilmez hale getirecek adımları hep birlikte atacağız. Eczacılık mesleği sadece değişmeyecek, bizler bu dönüşümü hep birlikte yönetecek ve mesleğimizi geleceğe taşıyacağız.
Bu yıl 14 Mayıs Eczacılık Günü temamızı da “Sağlıklı Yaşamda Toplum Eczaneleri – Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Gücü : Eczacı” olarak belirledik.
Bu temamız, eczacının gelecek vizyonuna ilişkin çok önem verdiğimiz konuya odaklanıyor: Eczacının Sağlık danışmanlığı rolü
Eczacılar tedavi sürecinin aktif bir paydaşı olmak ve eczanelerden daha fazla hizmet sunarak toplum sağlığına katkı sunmak zorundalar. Özellikle kronik hastalık yönetimi, ilaç uyuncu ve akılcı ilaç kullanımı konuları varolan potansiyel gücümü açığa çıkarmalıyız. Eczacının, sağlık sistemimiz içindeki danışman rolü pekişmeli ve yaygınlaşmalı. Bu yıl ki temamızın bu vizyona katkı sağlayacağına inanıyoruz.
Ekonomik Sürdürülebilirlik ve İşletme Maliyetleri
W- Nisan 2026 tarihli son Başkanlar Danışma Kurulu Sonuç Deklarasyonu’nda, eczane ekonomilerinin artık bir “varlık mücadelesi” noktasına geldiği vurgulandı. Sizin de sıkça dile getirdiğiniz gibi; mevcut ilaç fiyatlandırma modelinin ekonomik gerçeklerle örtüşmemesi hem eczacıyı hem hastayı mağdur ediyor. Özellikle kârlılık baremlerinin güncel ekonomik verilere göre revize edilmesi noktasında TEB’in kırmızı çizgisi nedir?
M.İ.D.- En önemli sorunlarımızın başında ekonomik sürdürülebilirlik ve sağlık sistemindeki rolümüzün yeterince tanımlanmamış olması geliyor. Ayrıca artan maliyetler, ilaç tedarik zincirindeki aksaklıklar ve mesleki tatminin azalması da önemli başlıklar arasında yer alıyor.
Uygulanan fiyat ve geri ödeme politikaları sebebiyle hem eczanelerimizin ekonomik sürdürülebilirlik sorunu had safhaya ulaştı hem de hastalarımız ilaca erişimde çok ciddi sıkıntılar yaşıyor. Hastalarımız ilaca ulaşmakta sıkıntı yaşadığı gibi yeni ilaçların yeni tedavilerin ülkemize girmemesi sebebiyle bu yenilikçi olanaklardan da faydalanamıyorlar. Dolayısıyla, hem eczacıyı hem hastayı mağdur eden bu durumun değişmesi gerekiyor.
Ekonomik zorluklar bir gerçek. Ancak biz bu süreci sadece bir kriz olarak değil, aynı zamanda bir dönüşümün tetikleyicisi olarak görüyoruz.
Türkiye’de sağlık sistemi büyük ölçüde kamu finansmanına dayanıyor. Bu yapı içinde eczaneler hem kamunun yükünü hafifleten hem de hizmeti sahada sürdüren kritik aktörlerdir. Ancak mevcut ilaç fiyatlandırma politikası, eczaneleri bu sistemin en kırılgan halkası haline getirmiştir.
Açık konuşmak gerekiyor: Bugünkü modelle eczane ekonomilerinin sürdürülebilirliği mümkün değildir. Geleceğin eczanesi, yalnızca ilaca bağlı gelir modeliyle ayakta duran bir yapı olamaz. Bu sadece mesleki bir sorun değil; doğrudan sağlık hizmetinin devamlılığıyla hastalarımızın yeni tedavilere ve hizmetlere ulaşabilmesiyle ilgilidir.
Kırmızı çizgimiz nettir:
Eczacı, kamu adına hizmet sunarken zarar edemez, etmemelidir. Eczaneler, finansal olarak ayakta kalamayacak noktaya itilmemelidir.
Bu nedenle:
- Günün koşullarına uygun gerçek maliyetleri esas alan bir fiyatlandırma sistemine geçilmesi
- Hizmet bazlı ödeme modeline geçilmesi
- Eczanelerin sağlık kurumu olması sebebiyle finansal olarak korunmasını sağlayacak devamlılığı sağlanmış destek ve teşvik mekanizmalarının oluşturulması gerekmektedir.
Sağlık Hizmetlerinde Eczacının Güçlendirilen Rolü
W- Geçtiğimiz dönemde Sağlık Bakanlığı’na gerçekleştirdiğiniz kritik ziyarette, eczacıların sağlık hizmet sunumundaki rolünün güçlendirilmesini gündeme getirdiniz. Bu görüşmelerin somut çıktıları neler olacak?
M.İ.D.- –Türkiye sağlık sisteminde son 20 yılda GSYİH içinde ilaca ayrılan pay ciddi oranda azalırken, tedavi odaklı harcamaların arttığına tanık olduk. Özellikle özel hastanelere ayrılan payı ciddi oranda artmasıyla sağlık sistemi hastane odaklı büyümüştür diyebiliriz. Ancak bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki bu model, artan kronik hastalık yükü ve hasta yoğunluğu karşısında zorlanmaktadır.
Burada çözüm açıktır:
Birinci basamak sağlık hizmetleri güçlendirilmelidir.
Ve bu güçlendirme, eczacıyı dışarda bırakarak yapılamaz.
Sağlık Bakanlığı ile yürüttüğümüz görüşmelerde net bir çerçeve ortaya koyduk:
- Eczacılar kronik hastalık yönetimine entegre edilmeli
- İlaç uyuncu programları sistematik hale getirilmeli
- Eczaneler koruyucu sağlık hizmetlerinde aktif rol almalı
Bu adımlar atılmazsa:
- Hastanelerdeki yük artmaya devam edecek
- Sağlık harcamaları kontrol edilemez hale gelecek
Sağlık sistemimizin gelişmesi ve daha dayanıklı hale gelmesi için, Eczacı bu sistemde bir “alternatif” değil, zorunlu bir çözüm ortağı görülmelidir.
Eczacının rolü artık “ilacı veren kişi” olmanın çok ötesine geçti. Günümüzde eczacı; hasta danışmanı, tedavi sürecinin aktif bir paydaşı ve sağlık sisteminin en erişilebilir profesyonellerinden biridir. Özellikle kronik hastalık yönetimi, ilaç uyuncu ve akılcı ilaç kullanımı konularında eczacıların rolü giderek daha kritik hale gelmektedir.
Geleceğin sağlık sistemi daha karmaşık, daha uzun süreli ve daha hasta odaklı olacak. Ve bu sistemin merkezinde, erişilebilirliği en yüksek sağlık profesyoneli olarak eczacı yer alacak.
Yakın gelecekte:
- Kronik hastalıkların takibinde eczacılar aktif rol üstlenecek
- Hastaların tedaviye uyumu eczanelerden izlenecek
- Koruyucu sağlık hizmetleri eczaneler üzerinden yaygınlaşacak
Bu dönüşümle birlikte eczacı, sadece tedavinin bir parçası değil; tedavi başarısının belirleyici aktörlerinden biri olacak.
Bunun olması için, Eczacının sağlık sistemindeki konumu daha net tanımlanmalı ve farmasötik bakım hizmetleri desteklenmelidir. Ayrıca geri ödeme politikalarının iyileştirilmesi, eczanelerin ekonomik olarak güçlendirilmesi ve mesleki yetkinliklerin artırılmasına yönelik sürekli eğitim programlarının yaygınlaştırılması gerekiyor.
Bizler, eczanelerimizi bu role hazırlamak ve bu geleceğe yatırım yapmak zorundayız.
Teknoloji ve Gelecek: Yapay Zeka Komisyonu
W- WinAlly okurlarının da yakından takip ettiği üzere, TEB bünyesinde “Dijitalleşme ve Yapay Zeka Uygulamaları Komisyonu” çalışmalarına başladı. Yapay zekanın eczane pratiğine entegrasyonu, eczacının danışmanlık rolünü nasıl dönüştürecek?
M.İ.D.- Eczacılık, sürekli öğrenmeyi gerektiren dinamik bir meslektir. Gelecekte eczacılık daha klinik, daha dijital ve daha hasta odaklı bir yapıya evrilecek. Yapay zekâ destekli sistemler, kişiselleştirilmiş tedaviler ve biyoteknolojik gelişmeler eczacının rolünü daha da stratejik hale getirecek. Eczacılar bu dönüşümün merkezinde yer alacaktır.
Yapay zekâ, eczacılığın geleceğini yeniden tanımlayacak en güçlü araçlardan biri. Ama asıl dönüşüm teknolojiyle değil, o teknolojiyi anlamlandıran eczacıyla gerçekleşecek.
Gelecekte eczacı:
- Hastanın tüm sağlık verisini analiz edebilen
- Kişiselleştirilmiş tedavi önerileri sunabilen
- Riskleri önceden öngörebilen
bir sağlık profesyoneline dönüşecek, dönüşmeli.
Biz de sahip olduğumuz ve geliştirdiğimiz farmasötik bakım kabiliyetlerimizi dijital sistemlerle daha da ileriye taşımak zorundayız.
Bildiğimiz gibi, Farmasötik bakım, hastanın tedavi sürecinde maksimum faydayı görmesini hedefler. Bu yaklaşım, sadece ilacı vermekle kalmayıp, hastanın ilacı doğru kullanmasını sağlamak, yan etkileri izlemek ve tedaviye uyumu artırmak anlamına gelir. Bu da doğrudan toplum sağlığına olumlu katkı sağlar.
İşte farmasötik bakım uygulamalarımızı, eczanelerimizden sunduğumuz hizmetleri teknolojinin ve yapay zekanın sunduğu imkanlar ve fırsatlar doğrultusunda daha da geliştirmeliyiz.
Bu bilinçle, yeni dönemde “Dijitalleşme ve Yapay Zeka Uygulamaları Komisyonu” kurduk. Komisyonumuz Bölge Eczacı Odalarımızın temsilcileri ile çalışmalarına başladı ve kapsamlı bir şekilde faaliyetlerini sürdürüyor.
İstihdam ve Eğitimde Denge: Plansız Fakülte Sorunu
W- “Eczacılıkta denge; plansız mezunla değil, planlı istihdamla sağlanır” diyerek çok net bir duruş sergilediniz. Sektördeki istihdam krizini önlemek adına, yeni açılan fakülteler ve kontenjanlar konusunda yetkili makamlarla yürüttüğünüz müzakerelerde gelinen son nokta nedir?
M.İ.D.- Türkiye’de eczacılık eğitimi, uzun süredir planlama eksikliğiyle karşı karşıya. Kontrolsüzce açılan fakülteler ve artan kontenjanlar, mesleğin geleceğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Son iki yılda eczacılık fakültesi kontenjanlarının düşürülmüş olması çok yerinde ama yeterli olmayan bir uygulama. Ancak; devlet üniversitelerinde düşürülen kontenjanlara paralel olarak vakıf üniversitelerinin de kontenjanlarının düşürülmesi gerekmektedir.
Bu noktada çok net bir uyarı yapıyoruz:
Sağlık insan gücü plansız yetiştirilemez.
Günü kurtarma hedefiyle sağlık işgücü planlanmaz. Planlı, programlı bugüne değil geleceğe odaklı stratejiler geliştirilmek zorundadır.
Aksi halde:
- Genç eczacı işsizliği artar
- Mesleğin niteliği düşer
- Sağlık hizmetinin kalitesi zarar görür
O nedenle biz;
- Ulusal düzeyde sağlık insan gücü planlaması yapılmasını
- Daha fazla eczacılık fakültesi açılmamasını
- Açılmış ama kapasiteleri ve donanımları yetersiz olan fakültelerin ilaç Ar-Ge merkezlerine dönüştürülmesini,
- Hem devlet hem vakıf üniversitelerindeki eczacılık fakültelerinin kontenjanlarının azaltılmasını,
- Yeni istihdam alanlarının oluşturulmasını ve kamuda daha fazla eczacı istihdamının yaratılmasını
öneriyoruz, talep ediyoruz.
Çünkü, eczacılık, plansız büyümeyi kaldırabilecek bir meslek değildir. Ve Eczacılıkta denge; plansız mezunla değil, planlı istihdamla sağlanır. Eczacılığı tek bir kariyer yoluna sıkışmış bir meslek olmaktan çıkarıp, çok eksenli bir meslek alanına dönüştürmek ancak bu şekilde mümkün olur.
Eczanelerde Güvenlik ve Şiddetle Mücadele
W- Son dönemde eczanelere yönelik artan şiddet olayları camiamızda büyük bir üzüntü ve endişe yaratıyor. TEB olarak bu konuda “Sağlıkta Şiddet Yasası”nın tam kapsamlı uygulanması ve eczacıların can güvenliğinin korunması adına attığınız hukuki ve stratejik adımlardan bahseder misiniz?
M.İ.D.- Ülkemizde her geçen gün tanık olduğumuz şiddet olayları toplumsal bir sorun haline dönüştü. Kadına yönelik şiddetin geldiği boyut, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, çocuklar ve gençler arasındaki şiddet olayları ve trafikte yaşanan şiddet artık kronik bir hal aldı. Bütüncül bir bakış açısı ile toplumsal şiddet olayları ile mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Engellenemeyen sağlıkta şiddet vakalarını değerlendirdiğimizde; Eczacılar da bu sorunun doğrudan muhatabı olarak diğer tüm sağlık profesyonelleri gibi her gün risk altında mesleklerini icra etmektedir.
Bu noktada şunu açıkça ifade ediyoruz,
- Mevzuat net uygulanmalı
- Caydırıcılık artırılmalı
- Sahada somut güvenlik önlemlerinin alınmalı
- Sağlık profesyonellerinin itibarları kamusal olarak korunmalı ve geliştirilmelidir.
Sağlık Şiddete Hayır demek; bir mesleki talep değil; kamu güvenliği meselesidir.
Güvenlik, sadece korunmakla ilgili değil; aynı zamanda mesleğin saygınlığını korumakla ilgilidir.
Bizim inşa etmek istediğimiz güvenli gelecek; Eczacının sadece bilgiyle değil, itibarla ve güvenle güçlendiği bir meslek yapısı. Çünkü biliyoruz ki; toplumun en güvendiği sağlık profesyonellerinden biri olan eczacının güvenliği, toplum sağlığının da güvencesidir.
O nedenle, eczacının güvenliğini sağlamak, mesleğini güvenli ortamlarda icra etmesinin sağlamak, toplum sağlığını korumak demektir.
İlaç Erişimi ve Yapısal Reformlar
W- İlaca erişim sorunu, sizin tabirinizle “halk sağlığını tehdit eden bir boyuta” ulaştı. Eczacının bu süreçte hastasıyla karşı karşıya gelmemesi ve ilaç bulunabilirliğinin artması için yerli ilaç sanayisinden fiyat kararnamesine kadar uzanan geniş yelpazede hangi yapısal reformların yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?
M.İ.D.- İlaca erişimde yaşanan sorunlar, Türkiye sağlık sisteminin en kritik kırılma noktalarından biri haline geldi. Mevcut fiyatlandırma politikası ve küresel tedarik koşulları birleştiğinde, sahada ciddi aksaklıklar yaşanıyor. Birçok kalem ilaçta erişim sorunu devam ediyor. Örneğin, prostat ve meme kanseri başta olmak üzere kritik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlardan biri birkaç aydır eczanelerde bulunamıyor. Bu durum, hastaların tedavi süreçlerini aksatıyor. Ve çok ciddi halk sağlığı sorunu haline geliyor. Bu durumu acilen çözülmek zorunda.
Zaten, şunu net söylemek gerekir:
İlaç yokluğu, kabul edilebilir bir durum değildir.
Şunu asla unutmamalıyız; İlaç herhangi bir meta değildir. İlaç konusuna ticari gözlüklerle bakılamaz. Üreticiler dahil olmak üzere tüm paydaşlar, halk sağlığını önceleyen bakış açısı ile konuyu değerlendirmelidir.
Bizler, fiyatlandırma ve geri ödeme politikaları bahane edilerek ortaya çıkan bu durumun kalıcı bir biçimde çözülmesi gerektiğini savunuyoruz.
Çözüm için:
- Gerçekçi ve sürdürülebilir fiyatlandırma politikası
- Gerçekçi ve sürdürülebilir geri ödeme politikası
- Yerli üretimin stratejik olarak güçlendirilmesi
- Kritik ilaçlar için arz güvenliği planlaması
Gerekmektedir.
İlaç yokluğu sürecinde; eczacı ile hastanın karşı karşıya geldiği bir durum oluşmuştur. Ve bu durum; sistem için sağlıklı değildir. Hastanın ilaca erişiminde belirsizlik değil, güven hâkim olmalıdır.
O nedenle, Hasta ile eczacının karşı karşıya gelmediği ve tedavinin devamlılığının sağlandığı sağlıklı bir tedarik süreci için; kesintisiz, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir ilaç ekosistemi kurmak gerekiyor. Bu ekosistemde eczacı tedarik zincirinin son halkası değil sistemin güven ve denge unsuru olacaktır.
W- Sayın Başkanım, 45. Dönem’in “Tarihi Sorumluluk” bilinciyle yola çıkan ekibinin başı olarak; 14 Mayıs vesilesiyle 81 ildeki tüm meslektaşlarımıza, eczane teknisyenlerimize ve geleceğin eczacısı olan öğrencilerimize WinAlly aracılığıyla neler söylemek istersiniz?

M.İ.D.- Bugün eczacılık bir yol ayrımında değil; yeni bir yolun başlangıcındadır.
Bu meslek, geçmişte olduğu gibi bugün de değişimin merkezindedir. Bizler artık, değişime uyum sağlayan değil, değişimi tasarlayan bir eczacılık mesleğini yaratmalıyız.
Türkiye sağlık sisteminin sürdürülebilir olması için sahadaki tüm aktörlerin doğru konumlandırılması gerekmektedir.
Eczacılar olarak biz:
- Sorunun parçası değil
- Çözümün merkezinde yer almak istiyoruz
Ve açıkça söylüyoruz: Eczacının güçlenmediği bir sağlık sistemi sürdürülebilir değildir.
Tüm meslektaşlarıma, eczane çalışanlarımıza ve öğrencilerimize mesajım şu:
Bu meslek, bu ülkenin sağlık güvencesidir. Ve bu güvenceyi geleceğe taşımak bizim sorumluluğumuzdur.
Eczacılar olarak toplum sağlığı için üstlendiğimiz sorumluluğun bilinciyle, daha güçlü, daha görünür ve daha etkili bir meslek yapısı için birlikte çalışmalı ve hep birlikte mesleğimize sahip çıkmalıyız.
Tüm meslektaşlarımın, eczane çalışanlarımızın ve geleceğin eczacısı olan öğrencilerimizin 14 Mayıs Eczacılık Günü’nü kutluyor, onlara son olarak şunu söylemek istiyorum:
Hayal ettiğimiz eczacılık henüz tam olarak var olmayabilir.
Ama onu inşa edecek bilgi, birikim ve irade fazlasıyla bizlerde mevcut.
14 Mayıs Eczacılık Günü’müz kutlu olsun.
W- Sayın Başkanımız Ecz. Mehmet İrfan Demirci’ye, eczacılık mesleğinin bu kritik dönemecinde sergilediği vizyoner duruşu ve yoğun gündemi arasında sorularımıza verdiği samimi, stratejik yanıtlar için WinAlly ailesi olarak en derin şükranlarımızı sunuyoruz.
Sektörün her bir paydaşının sesini duyurmayı görev edinen yayın mecramızda, Sayın Başkan’ın paylaştığı bu kıymetli görüşlerin tüm eczacılık camiasına umut ve rehber olacağına inanıyoruz. 45. Dönem Merkez Heyeti’ne “Birlikte Üreten” yollarında üstün başarılar diler; tüm eczacılarımızın, teknisyenlerimizin ve öğrencilerimizin 14 Mayıs Eczacılık Günü‘nü bir kez daha kutlarız.



















