2016–2023 dönemine ait veriler, kanser araştırmalarında küresel düzeyde derin eşitsizlikler ortaya koyuyor. Fonların büyük bölümü yüksek gelirli ülkelerde yoğunlaşırken, araştırma desteğine en fazla ihtiyaç duyan düşük gelirli bölgeler neredeyse tamamen dışlanıyor.
Southampton Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, kanser araştırmalarına ayrılan fonlardaki dünya çapındaki farklılıkları inceleyerek, düşük gelirli ülkelere daha fazla yatırım yapılması gerektiğini söylüyor.
Ayrıca, özellikle cerrahi ve radyoterapi olmak üzere belirli tedavilere yönelik araştırmaların acilen daha fazla paraya ihtiyaç duyduğunu ve 2016’dan bu yana küresel çapta yıllık araştırma yatırımlarının büyük ölçüde azaldığını ortaya koyuyorlar.
The Lancet Oncology dergisinde yayınlanan ekibin çalışması, araştırma gelirlerinin çoğunun yüksek gelirli ülkelerde yoğunlaştığını ve bu durumun diğer ülkelerin hastalığın sağlık sistemlerine yüklediği taleplerle başa çıkmakta zorlanmasına neden olduğunu gösteriyor. Birçok kanser türündeki artış oranı, düşük gelirli ülkelerde en yüksek seviyede.
Southampton Üniversitesi’nden baş yazar Dr. Michael Head şöyle açıklıyor: “Kanser, küresel olarak her beş ölümden birinin sorumlusudur. Ülkeler arası yatırım eşitsizliği ve belirli tedaviler için düşük araştırma fonları, mücadele edebileceğimiz kanser türleri ile dünyanın hangi bölgelerinden faydalanabileceğimiz arasında bir dengesizliğe yol açabilir. Paranın nasıl ve nereye tahsis edildiğini anlamamız çok önemli.”
2016–2023 yılları arasında dünya genelinde 107 955 kanser araştırma ödülü için toplam 51,4 milyar dolar fon sağlandı.
Toplam fonun yüzde 57’si, yani 29,3 milyar dolar, Amerika Birleşik Devletleri tarafından karşılandı. Böylece küresel yatırımın yarısından fazlası tek bir ülkeye ait oldu.
Avrupa Birliği üye devletleri kamu ve hayırsever kanser araştırmalarına yüzde 16,8’lik payla 7,4 milyar euro; Birleşik Krallık ise yüzde 11,1’lik payla 4,9 milyar euro ayırdı. Japonya yüzde 3,6 (1,6 milyar euro), Avustralya yüzde 2,9 (1,3 milyar euro), Kanada ve Çin ise her biri yüzde 2,6 (1,3 milyar euro) oranında fon desteği sağladı.
Düşük gelirli ülkelerin sekiz yıllık dönemdeki toplam katkısı yalnızca 48,4 milyon euro (yaklaşık 8,4 milyon dolar) oldu; bu, küresel fonların yüzde 0,1’inin altında kalıyor ve kanser yükünün en ağır hissedildiği bölgelere araştırma desteğinin neredeyse hiç ulaşmadığını gösteriyor.
Fonlamanın yüzde 76’sı laboratuvar araştırmalarına yönlendirilirken; meme kanseri (yüzde 10), kan kanserleri (yüzde 9) ve klinik deneyler (yüzde 7) en çok destek gören alanlar arasında yer aldı. Buna karşın kanser cerrahisi araştırmaları yüzde 1,7, radyoterapi araştırmaları ise yüzde 3,1 ile ciddi şekilde yetersiz kaldı. Araştırmacılar, bu kritik tedavi yöntemlerine acilen ek kaynak ayrılması çağrısında bulundu.
Küresel kanser araştırma yatırımları, 2021’deki tek seferlik keskin artış dışında her yıl düşüş göstermeye başladı. AB, yatırımlarını artırmaya devam ederken; BRICS ülkelerinin (Rusya, Hindistan, Çin) 2018’den itibaren yaşadığı düşüş, fon akışındaki dalgalanmaları gözler önüne seriyor. Araştırmacılar, özellikle düşük gelirli bölgelerde yerel kapasiteyi güçlendirecek hedefli yatırımlar yapılmazsa bu eşitsizliklerin daha da derinleşeceği uyarısını yapıyor



















