Ketojenik diyet; hızlı kilo kaybı, iştah kontrolü ve kan şekeri düzenlemesi gibi etkileri nedeniyle yaygın olarak tercih ediliyor. Ancak uzmanlar, bu popüler beslenme modelinin bazı kısa ve uzun vadeli sağlık riskleri barındırdığına dikkat çekiyor.
Keto diyetine geçişin ilk haftalarında birçok kişi “keto gribi” olarak adlandırılan yorgunluk, baş ağrısı, baş dönmesi ve sinirlilik gibi geçici şikâyetler yaşayabiliyor. Bu belirtiler, karbonhidratların ciddi şekilde kısıtlanmasıyla vücudun enerji kaynağını glikozdan yağa çevirmesi ve buna bağlı sıvı–elektrolit kaybından kaynaklanıyor. Uzmanlara göre yeterli su tüketimi ve elektrolit dengesi, bu sürecin daha hafif atlatılmasına yardımcı olabiliyor.
Ketojenik diyetin lif açısından fakir olması da sindirim sorunlarını beraberinde getirebiliyor. Meyve, tahıl ve baklagillerin sınırlandırılması; kabızlık, ishal ve bağırsak düzeninde bozulmaya yol açabiliyor. Ayrıca ani beslenme değişikliklerinin bağırsak mikrobiyotasını etkileyebileceği belirtiliyor.
Araştırmalar, uzun süreli ketojenik diyet uygulamalarının bazı bireylerde böbrek taşı riskini artırabileceğini ortaya koyuyor. Yüksek hayvansal protein tüketimi ve idrar asitliğindeki artış, özellikle böbrek rahatsızlığı öyküsü olan kişiler için risk oluşturuyor. Bunun yanı sıra, yüksek yağ alımının bazı kişilerde LDL (“kötü”) kolesterol düzeylerini yükseltebileceği ve bu durumun kalp-damar sağlığı açısından yakından izlenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Uzmanlar, ketojenik diyetin karaciğer fonksiyonları ve kemik mineral yoğunluğu üzerindeki etkilerinin kişiden kişiye değişebildiğine dikkat çekiyor. Özellikle çocuklarda ve uzun süreli uygulamalarda kemik sağlığı açısından temkinli olunması öneriliyor.
Risk grubunda yer alan hamile ve emziren kadınlar, böbrek veya karaciğer hastalığı olanlar, tiroid bozukluğu bulunanlar ve yeme bozukluğu öyküsü olan bireylerin ketojenik diyeti mutlaka tıbbi gözetim altında uygulaması gerektiği belirtiliyor. Ayrıca katı beslenme kurallarının, bazı kişilerde psikolojik ve sosyal sorunlara yol açabileceği de ifade ediliyor.
Ketojenik diyet, bazı bireyler için kilo kontrolü ve metabolik iyileşme sağlayabilse de herkes için güvenli bir seçenek olmayabilir. Uzmanlar, bu diyete başlamadan önce potansiyel risklerin iyi değerlendirilmesini, düzenli sağlık kontrolleri yapılmasını ve kişiye özel bir plan oluşturulmasını öneriyor.



















