Alzheimer hastalığının erken ve doğru teşhisi, hem tedavi seçeneklerinin etkinliği hem de hasta ve ailelerin yaşam kalitesi açısından kritik öneme sahiptir. İspanya’da yürütülen yeni klinik çalışma, kan bazlı p-tau217 testinin tanısal doğruluğu ve hekim güvenini nasıl artırdığını ortaya koyuyor. Bu haber, yalnızca resmi bilimsel kaynaklara dayalıdır ve okuyuculara güvenilir bilgi sunmayı amaçlamaktadır.
Impact of blood p-tau217 testing on diagnosis and diagnostic confidence in cognitive disorders: a real-world clinical study
Kan biyobelirteci p-tau217, Alzheimer hastalığının (AD) altta yatan patolojisini tahmin etmede yüksek doğruluk göstermiştir. Bununla birlikte, gerçek dünya klinik ortamlarında uygulanabilirliği ve klinisyen güveni ve tanı üzerindeki etkisi yeterince araştırılmamıştır. Bu çalışmada, iki farklı klinik ortamda bilişsel semptomları olan hastalarda kan p-tau217 testinin uygulanmasının hem tanı hem de tanı güveni üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçladık: birinci basamak sağlık hizmetlerinden yönlendirilen genel nöroloji konsültasyonları ve özel bir hafıza ünitesi.
İspanya’da gerçekleştirilen klinik bir çalışma, Alzheimer hastalığının teşhisinde kan testinin doğruluğu önemli ölçüde artırdığını gösterdi. Araştırmada, 200 yeni hasta incelendi ve kan örneklerinde p-tau217 proteini ölçüldü.
Standart klinik değerlendirme ile Alzheimer teşhisi %75,5 doğruluk oranına sahipti.
p-tau217 kan testi eklendiğinde doğruluk oranı %94,5’e yükseldi.
Tanı güveni, hekimlerin 0-10 ölçeğinde ortalama 6,90’dan 8,49’a çıktı.
Hastaların yaklaşık %25’inde tanı değişikliği yapıldı; bazıları Alzheimer yerine farklı bir nörolojik hastalık olarak yeniden sınıflandırıldı, bazıları ise normal yaşlanma yerine Alzheimer olarak doğru teşhis edildi.
p-tau217 proteini, beyinde tau proteinlerinin anormal fosforilasyonu sonucu oluşan ve hücreler arası iletişimi bozan yumaklarla ilişkilendiriliyor. Bu biyobelirtecin kandaki yüksek seviyeleri, Alzheimer için en güvenilir erken uyarı işaretlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Çalışma, hem genel nöroloji polikliniklerinde hem de özel bellek kliniklerinde yürütüldü ve sonuçlar tüm evrelerde (hafif bilişsel bozukluk, subjektif şikâyetler, demans) tutarlı şekilde doğruluğun arttığını gösterdi. Araştırmacılar, bu testin pahalı beyin görüntülemeleri veya invaziv lomber ponksiyonlara alternatif olarak daha erişilebilir bir tanı yöntemi sunabileceğini vurguluyor.
Bu bulgular, Alzheimer teşhisinde kan bazlı biyobelirteçlerin klinik uygulamaya geçişinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.



















