Baş ve boyun kanserlerinin gelişiminde sigara ve alkol kullanımının yanı sıra İnsan Papilloma Virüsü (HPV) enfeksiyonunun da önemli bir rol oynadığı biliniyor. Özellikle bademcik ve dil kökü bölgesinde gelişen bazı kanserlerin HPV ile ilişkili olabildiğine dikkat çekilirken, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Murat Topdağ’ın uzmanlık alanlarından biri olan baş ve boyun tümörlerinde erken tanı, doğru tedavi planlaması ve koruyucu sağlık önlemleri büyük önem taşıyor.
Baş ve boyun kanserleri, ağız boşluğu, yutak, gırtlak, burun boşluğu ve tükürük bezleri gibi farklı anatomik bölgelerde gelişebilen kötü huylu tümörleri kapsıyor. Bu hastalıkların ortaya çıkmasında tütün ürünleri ve alkol tüketimi önemli risk faktörleri arasında bulunurken, son yıllarda özellikle orofarenks olarak adlandırılan ağız arkasındaki yutak bölgesinde gelişen kanserlerle HPV enfeksiyonu arasındaki ilişki üzerinde duruluyor.
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Murat Topdağ’ın çalışma alanlarından biri olan baş ve boyun cerrahisinde, tümörlerin gelişiminde rol oynayan risk faktörlerinin belirlenmesi, hastalığın doğru şekilde değerlendirilmesi açısından önem taşıyor. HPV ile ilişkili baş ve boyun kanserlerinin kendine özgü klinik ve biyolojik özellikler gösterebilmesi, tanı ve tedavi sürecinde bu ilişkinin dikkate alınmasını gerektiriyor.
HPV Enfeksiyonu Baş ve Boyun Kanserlerine Nasıl Neden Oluyor?
İnsan Papilloma Virüsü, deri ve mukozal yüzeyleri enfekte edebilen, çok sayıda farklı tipi bulunan yaygın bir virüs grubunu oluşturuyor. HPV enfeksiyonlarının önemli bir bölümü bağışıklık sistemi tarafından zaman içerisinde kontrol altına alınırken, bazı yüksek riskli virüs tipleri kalıcı enfeksiyona neden olabiliyor.
Özellikle HPV-16 olarak tanımlanan yüksek riskli virüs tipi, orofarenks kanserlerinin gelişimiyle güçlü şekilde ilişkilendiriliyor. Virüsün bazı proteinleri, enfekte hücrelerin normal büyüme ve çoğalma mekanizmalarını etkileyerek zaman içerisinde kötü huylu değişikliklerin gelişmesine katkıda bulunabiliyor.
Bununla birlikte HPV enfeksiyonu geçiren herkesin kanser geliştireceği düşüncesi doğru değil. HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü herhangi bir ciddi sağlık sorununa yol açmadan ortadan kalkabiliyor.
Kanser gelişimi açısından asıl önem taşıyan durum, yüksek riskli HPV tiplerinin neden olduğu enfeksiyonların uzun süre devam etmesi ve hücresel değişikliklere yol açması olarak değerlendiriliyor.
HPV Özellikle Bademcik ve Dil Kökü Kanserleriyle İlişkili
HPV ile ilişkili baş ve boyun kanserleri, özellikle orofarenks bölgesinde gelişiyor. Orofarenks; bademcikler, dil kökü, yumuşak damağın arka bölümü ve yutağın ilgili yapılarını kapsıyor.
HPV-16 enfeksiyonu, özellikle bademcik ve dil kökü kaynaklı bazı yassı hücreli kanserlerin gelişiminde önemli bir etken olarak biliniyor.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, baş ve boyun bölgesindeki bütün kanserlerin HPV kaynaklı olmamasıdır. Gırtlak, burun boşluğu ve tükürük bezlerinde gelişen kanserlerle HPV arasında, orofarenks kanserlerinde olduğu kadar güçlü ve kesinleşmiş bir nedensel ilişki bulunmuyor.
Ayrıca dilin ön bölümünde gelişen ağız boşluğu kanserleri ile dil kökünde gelişen orofarenks kanserleri, anatomik ve klinik açıdan farklı hastalık grupları olarak değerlendiriliyor.
Bu nedenle HPV’nin rolü araştırılırken tümörün yerleşim bölgesinin doğru şekilde belirlenmesi büyük önem taşıyor.
Sigara Kullanmayan Kişilerde de HPV İlişkili Kanser Gelişebilir
Baş ve boyun kanserlerinin yalnızca sigara kullanan veya yoğun alkol tüketen bireylerde görüldüğü düşüncesi, HPV ile ilişkili kanserler açısından doğru kabul edilmiyor.
HPV kaynaklı orofarenks kanserleri, sigara ve alkol kullanımı öyküsü bulunmayan kişilerde de ortaya çıkabiliyor. Bu durum, baş ve boyun kanserlerinde risk değerlendirmesinin yalnızca geleneksel risk faktörlerine dayandırılmaması gerektiğini gösteriyor.
HPV çoğunlukla yakın cinsel temas yoluyla bulaşıyor. Ağız ve boğaz bölgesindeki enfeksiyonlar da belirli temas yollarıyla gelişebiliyor.
Bununla birlikte HPV enfeksiyonunun yaygın olması ve çoğu enfeksiyonun kendiliğinden temizlenmesi nedeniyle, virüsle karşılaşmış olmak tek başına kanser gelişeceği anlamına gelmiyor.
HPV ile ilişkili kanserlerde enfeksiyon ile tümör gelişimi arasında uzun yıllar bulunabiliyor. Bu nedenle HPV enfeksiyonunun ne zaman ve kimden bulaştığının çoğu durumda belirlenmesi mümkün olmuyor.
Boyunda Ağrısız Şişlik İlk Belirti Olabilir
HPV ile ilişkili orofarenks kanserleri bazı hastalarda başlangıç döneminde belirgin boğaz şikâyetlerine neden olmadan gelişebiliyor. Özellikle boyun bölgesinde ortaya çıkan ağrısız şişlikler, hastalığın ilk fark edilen bulgusu olabiliyor.
Bu şişlikler, boyundaki lenf bezlerinin etkilenmesi sonucunda ortaya çıkabiliyor. Bazı hastalarda birincil tümör küçük boyutlarda olmasına rağmen boyunda belirgin bir kitle görülebiliyor.
HPV ile ilişkili orofarenks kanserlerinde dikkat edilmesi gereken diğer belirtiler arasında uzun süre devam eden boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, tek taraflı kulak ağrısı, bademcik bölgesinde asimetri ve açıklanamayan kilo kaybı bulunuyor.
Bu belirtiler enfeksiyonlar ve iyi huylu hastalıklar nedeniyle de gelişebiliyor. Ancak özellikle yetişkinlerde nedeni açıklanamayan, iki haftadan uzun süren veya giderek büyüyen boyun kitlelerinin kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor.
Şikâyetlerin ağrısız olması, altta yatan hastalığın mutlaka iyi huylu olduğu anlamına gelmiyor.
HPV ile İlişkili Baş ve Boyun Kanserlerinin Tanısı Nasıl Konuluyor?
HPV ile ilişkili baş ve boyun kanserlerinden şüphelenilen hastalarda tanı süreci, ayrıntılı kulak burun boğaz muayenesiyle başlıyor.
Muayene sırasında ağız boşluğu, bademcikler, dil kökü, yutak ve boyun bölgesi değerlendiriliyor. Gerekli görülen hastalarda endoskopik yöntemlerle doğrudan gözle görülemeyen anatomik bölgeler incelenebiliyor.
Şüpheli bir kitle veya lenf bezi büyümesi tespit edilmesi durumunda biyopsi ya da ince iğne aspirasyonu gibi yöntemlerle doku veya hücre örneği alınabiliyor.
Orofarenks kanseri tanısı doğrulanan hastalarda tümörün HPV ile ilişkisini değerlendirmek amacıyla p16 immünohistokimyasal incelemesi gibi patolojik testlerden yararlanılabiliyor. Gerekli durumlarda HPV’ye yönelik ek moleküler testler de kullanılabiliyor.
Bu testler, tümörün sınıflandırılması ve hastalığın evrelendirilmesi açısından önemli bilgiler sağlayabiliyor.
Hastalığın yaygınlığını belirlemek amacıyla bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme veya uygun görülen diğer görüntüleme yöntemleri kullanılabiliyor.
HPV Pozitif Baş ve Boyun Kanserlerinde Tedavi Farklı mı?
HPV ile ilişkili orofarenks kanserleri, HPV ile ilişkili olmayan benzer tümörlerden bazı biyolojik ve klinik özellikler açısından farklılık gösterebiliyor.
Araştırmalar, HPV pozitif orofarenks kanseri bulunan birçok hastanın tedaviye daha iyi yanıt verebildiğini ve genel olarak daha olumlu sağkalım sonuçlarına sahip olabildiğini gösteriyor.
Ancak bu durum, HPV pozitif bütün hastalarda tedavinin başarılı olacağı veya daha hafif bir tedavinin yeterli olacağı anlamına gelmiyor.
Tedavi planı; tümörün bulunduğu bölge, büyüklüğü, lenf bezlerine yayılım durumu, hastalığın evresi, sigara kullanımı öyküsü ve hastanın genel sağlık durumu dikkate alınarak belirleniyor.
Cerrahi tedavi, radyoterapi ve sistemik tedaviler, hastalığın özelliklerine göre değerlendirilebilen seçenekler arasında bulunuyor.
HPV pozitif hastalarda tedavi yoğunluğunun azaltılmasına yönelik çalışmalar devam etse de yalnızca HPV pozitifliği nedeniyle standart tedavinin azaltılması her hasta için uygun kabul edilmiyor.
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Murat Topdağ’ın uzmanlık alanına giren baş ve boyun cerrahisinde, tedavinin temel hedefleri arasında hastalığın kontrol altına alınması ve mümkün olan durumlarda konuşma, yutma ve solunum fonksiyonlarının korunması yer alıyor.
HPV Aşısı Baş ve Boyun Kanserlerinden Korunmada Önemli Bir Adım
HPV enfeksiyonundan korunma, virüsle ilişkili kanserlerin önlenmesine yönelik çalışmaların önemli bir bölümünü oluşturuyor.
HPV aşıları, kanser gelişimiyle ilişkili yüksek riskli virüs tiplerine karşı bağışıklık oluşturmayı hedefliyor. Aşıların özellikle virüsle karşılaşmadan önce uygulanması, koruyucu etkinlik açısından önem taşıyor.
HPV aşılamasının ağız bölgesindeki yüksek riskli HPV enfeksiyonlarını azaltabildiğini gösteren bilimsel veriler bulunuyor. Bunun, uzun vadede HPV ile ilişkili orofarenks kanserlerinin görülme sıklığını azaltması bekleniyor. Ancak kanser görülme sıklığı üzerindeki uzun dönemli etkinin tam olarak değerlendirilmesi için çalışmalar sürüyor.
Aşının mevcut HPV enfeksiyonunu veya gelişmiş bir kanseri tedavi etmediğinin bilinmesi gerekiyor.
Aşılama yaşı ve uygunluğu, ülkelerin güncel sağlık politikaları ve kişinin sağlık durumuna göre değerlendirilmelidir.
Bunun yanında tütün ürünlerinden uzak durulması ve alkol tüketiminin sınırlandırılması da baş ve boyun kanserleri açısından değiştirilebilir risk faktörlerinin azaltılmasına yardımcı oluyor.
HPV Taraması Herkes İçin Gerekli mi?
Rahim ağzı kanserinde kullanılan HPV testleriyle, ağız ve boğaz bölgesindeki HPV enfeksiyonlarının değerlendirilmesi aynı şekilde yapılmıyor.
Günümüzde belirti göstermeyen bireylerde orofarenks kanserini erken tespit etmek amacıyla genel nüfusa önerilen standart bir HPV tarama testi bulunmuyor.
Bu nedenle ağız veya boğaz bölgesinde HPV enfeksiyonundan şüphelenilmesi, tek başına düzenli kanser tarama testlerinin uygulanmasını gerektirmiyor.
Bununla birlikte boyunda açıklanamayan şişlik, geçmeyen boğaz ağrısı, yutma güçlüğü veya tek taraflı kulak ağrısı gibi belirtilerin bulunması durumunda uzman muayenesine başvurulması gerekiyor.
Tanı sürecinde kullanılacak testler, kişinin belirtilerine ve klinik bulgularına göre belirleniyor.
Baş ve Boyun Kanserlerinde HPV Farkındalığı Artırılmalı
Baş ve boyun kanserlerinde HPV’nin rolünün anlaşılması, hastalığa yönelik toplumsal farkındalığın artırılması açısından önem taşıyor.
Özellikle sigara kullanmayan bireylerde de HPV ile ilişkili orofarenks kanserlerinin gelişebilmesi, şüpheli belirtilerin yalnızca geleneksel risk faktörlerine göre değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Murat Topdağ’ın çalışma alanlarından biri olan baş ve boyun tümörlerinde, erken tanı ve kişiye özel tedavi planlaması hastalığın yönetiminde önemli bir yer tutuyor.
Özellikle boyunda uzun süre devam eden şişlikler, geçmeyen boğaz ağrısı, yutma güçlüğü ve açıklanamayan kulak ağrısı gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerekiyor.
HPV aşılaması konusunda bilinçlenmek, tütün kullanımından uzak durmak ve kalıcı şikâyetlerde zamanında uzman değerlendirmesine başvurmak, baş ve boyun sağlığının korunmasına yönelik önemli adımlar arasında bulunuyor.
HPV enfeksiyonu her zaman kansere neden olmasa da yüksek riskli virüs tiplerinin bazı orofarenks kanserlerinin gelişimindeki rolünün bilinmesi, hem korunma yaklaşımlarının güçlendirilmesine hem de hastalık belirtilerinin daha erken fark edilmesine katkı sağlayabiliyor.



















