Ana Sayfa Manşet Lenfomayı İşaret Eden 11 Önemli Belirti!

Lenfomayı İşaret Eden 11 Önemli Belirti!

Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı

Boyun, koltuk altı veya kasıkta küçülmeyen lenf bezi şişlikleri, açıklanamayan ateş, gece terlemeleri ve kilo kaybı lenfomanın habercisi olabilir. Her yaşta görülebilen lenfoma, 70’ten fazla alt tipiyle farklı seyir gösterebiliyor. Erken değerlendirme ve doğru tanı, hastalığın tipine uygun tedavinin planlanmasında büyük önem taşıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, “15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü” kapsamında lenfomayı işaret edebilen belirtiler ve güncel tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Lenfoma tek bir hastalık değildir

Bağışıklık sisteminin önemli hücrelerinden lenfositlerden kaynaklanan lenfoma, tek bir hastalık değildir. Farklı seyir gösteren ve farklı tedavi gerektiren çok sayıda alt tipi bulunan bir kanser grubudur. Lenfoma, “Hodgkin lenfoma” ve “Hodgkin dışı lenfoma” olmak üzere iki ana grupta incelenir. Ancak bu grupların altında birbirinden farklı seyreden 70’ten fazla alt tip yer alır. Bazı alt tipler hızlı ilerleyerek kısa sürede tedavi gerektirirken, bazıları yıllarca belirti vermeden yavaş seyredebilir. Bu nedenle yalnızca “lenfoma” tanısını duymak, hastalığın seyri veya tedavisi hakkında fikir vermez; mutlaka alt tipinin belirlenmesi gerekir.

“Genç yaşta lenfoma görülmez” demeyin

Lenfoma yalnızca ileri yaşlarda görülen bir hastalık değildir. Hodgkin lenfoma en sık 20-39 yaş arasında görülür ve “Bu yaşta kanser olmaz” düşüncesi maalesef tanıda gecikmelere yol açabilir. Lenf bezleri enfeksiyonlar sırasında büyüyebilir ve genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden küçülür. Ancak küçülmeyen, giderek büyüyen veya ağrısız olan şişlikler, kişinin yaşı kaç olursa olsun mutlaka değerlendirilmelidir. Boyun, koltuk altı veya kasıktaki ağrısız bir şişlik birkaç hafta içinde küçülmüyor, giderek büyüyorsa ya da ateş, gece terlemesi, kilo kaybı veya halsizlik eşlik ediyorsa bir hekime başvurulmalıdır. Doktora danışmadan antibiyotik veya kortizon kullanılmamalı, önerilen biyopsi geciktirilmemelidir.

Kan tahlilinin normal çıkması lenfoma olmadığı anlamına gelmez

Kan tahlili, ultrason veya PET-BT değerlendirmeleri lenfoma açısından önemli bilgiler sağlar. Ancak kesin tanı için şüpheli lenf bezinden biyopsi alınması ve doğru alt tipin belirlenmesi gerekir. Kan tahlilinin normal çıkması da lenfoma olmadığı anlamına gelmez. Hastalık bazen belirti vermeden, başka bir nedenle yapılan görüntüleme sırasında fark edilebilir.

Gece aşırı terlemeler lenfomayı işaret edebilir

Lenfoma her zaman belirti vermeyebilir. Ancak bazı bulguların uzun sürmesi, giderek artması veya başka bir nedenle açıklanamaması durumunda hekim değerlendirmesi önem taşır:

  • Boyun, koltuk altı veya kasıkta ağrısız lenf bezi şişlikleri
  • Haftalar içinde küçülmeyen veya giderek büyüyen lenf bezleri
  • Nedeni açıklanamayan ve uzun süren ateş
  • Gece kıyafet veya çarşafları değiştirecek kadar yoğun gece terlemeleri
  • Beslenme veya yaşam tarzında değişiklik olmaksızın açıklanamayan kilo kaybı
  • Uzun süren öksürük, göğüste baskı veya nefes darlığı
  • Karında şişlik, dolgunluk veya erken doyma hissi
  • Belirgin ve açıklanamayan halsizlik ve yorgunluk
  • Kolay morarma veya tekrarlayan kanamalar
  • Vücutta yaygın ve nedeni açıklanamayan kaşıntı
  • Ciltte nedeni açıklanamayan kızarıklık, döküntü veya lezyonlar

Lenfomada “izle ve bekle” yaklaşımı

Lenfomada evre kavramı diğer kanserlerden farklıdır; ileri evrede tanı konulması, tedavi şansının kaybedildiği anlamına gelmez. Lenfoma bulaşıcı bir hastalık değildir. Günümüzde birçok alt tipi tamamen tedavi edilebilirken, bazıları modern tedavilerle uzun yıllar kontrol altında tutulabilmektedir. Örneğin bazı hastalar tamamen iyileşirken, yavaş seyirli bazı lenfomalar yıllarca kontrol altında tutulabilir. Hızlı ilerleyen lenfomalarda tedavi gecikmeden planlanır. Ancak yavaş seyirli bazı lenfomalarda, hasta şikayet yaşamıyorsa yıllarca yalnızca düzenli muayene ve tahlillerle izlem yapılabilir. Bu “izle ve bekle” yaklaşımı hastalığı önemsememek anlamına gelmez. Tedavi, doğru zamanlama ile belirtiler başladığında veya tümör yükü arttığında planlanır.

Tedavi hastalığın alt tipine göre kişiselleştiriliyor

Kemoterapi ve antikor tedavilerinin birlikte kullanıldığı kemoimmünoterapi, halen tedavinin temelini oluşturmaktadır. Bunun yanında lenfoma hücresini doğrudan hedef alan ilaçlar, ağızdan alınan hedefe yönelik tedaviler ve bağışıklık sisteminin kanser hücresini daha iyi tanımasını sağlayan tedaviler kullanılmaktadır. Hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin laboratuvarda yeniden programlanıp geri verildiği CAR-T tedavisi gibi yöntemler, özellikle önceki tedavilere yanıt vermeyen veya hastalığı tekrarlayan hastalarda uzun süreli yanıt sağlayabilmektedir. Bazı hastalarda artık kemoterapisiz tedavi kombinasyonları da uygulanabilmektedir.Tedaviyi yalnızca korku nedeniyle geciktirmek daha büyük risk oluşturabilir. Kemoterapi sırasında bitkisel ürün, vitamin veya gıda takviyeleri doktora danışılmadan kullanılmamalıdır; bu ürünler kullanılan ilaçlarla etkileşime girebilir. Lenfomaların çoğunda kesin neden bilinmediği için hastalığı önleyen özel bir beslenme veya yaşam tarzı yaklaşımı da bulunmamaktadır. En etkili yaklaşım, geçmeyen belirtileri zamanında değerlendirmek ve gerekli kontrolleri yaptırmaktır.

Please follow and like us: