Merhaba Sevgili Dostlarım,
09-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da, Ülkemizin ev sahipliğinde yapılacak olan COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı; küresel iklim krizinde, diyalogdan aksiyona geçişin ve uygulama vizyonunun merkezinde yer almaktadır!
Konferans tarihinin hızla yaklaştığı bu kritik zamanda, tüm iş ve spor dünyasından beklentiler; sadece çevresel birer yükümlülük olarak değil, aynı zamanda uluslararası rekabet gücünü korumanın ve uzun vadeli ekonomik büyümenin de, anahtarı olarak şekillenecektir!..
T.C. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve de T.C. İklim Değişikliği Başkanlığı’nda, 197 Ülkeden 120 Devlet veya Hükümet Başkanı ile 400 Bakan ve de Yaklaşık / 100.000 Civarındaki Katılımcı ile gerçekleşecek olan COP31’e giden süreçte; iş dünyası ve kurumsal gelişimde çok özel bir yeri olan yelken sporunda, öne çıkan temel beklentiler neler olmalıdır veya olabilir (!) diye, birazda “Yapay Zekâ Destekli Yaptığımız Araştırmalarda 😊” karşımıza çıkan detaylarda;
1. Karbonsuzlaşma ve Enerji Dönüşümünde Somut Adımlar…
Yenilenebilir Enerji Yatırımları; Şirketlerin + Spor ve Yelken Kulüplerinin; enerji tüketiminde yenilenebilir kaynakların payını hızla artırması, operasyonel emisyonlarını düşürmesi ve enerji verimliliğini maksimize etmesi beklenmektedir!
Yeşil Sanayi ve Tedarik Zinciri: Üretim ve imalat süreçlerinde karbonsuzlaşmanın sağlanması; kimya, demir/çelik, çimento gibi yoğun emisyon üreten sektörlerin, yeşil teknoloji yatırımlarına ağırlık vermesi, kritik önem taşımaktadır!
2. Döngüsel Ekonomi ve “Sıfır Atık” Anlayışının İçselleştirilmesi…
“Al / Kullan / At” Modelinden Çıkış: Geleneksel doğrusal üretim modelleri yerine; atığın kaynağında önlendiği, malzemelerin yeniden kullanıldığı ve geri dönüştürüldüğü döngüsel ekonomi modellerine geçiş yapılması, ön plana çıkmaktadır!
Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu: Şirketlerin + Spor ve Yelken Kulüplerinin; ürünlerin yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerini sahiplenmesi, daha uzun ömürlü ve geri dönüştürülebilir materyal tasarımlarına yönelmesi gerekmektedir!
3. İklim Finansmanına Erişim ve Doğru Yönlendirilmesi…
Yatırım Yapılabilir Projeler Geliştirme: Yeşil finansman kaynaklarına, Avrupa Birliği fonlarına ve uluslararası hibelere (ISAF Dünya Yelken Federasyonu gibi…) erişimi kolaylaştıracak ölçeklenebilir, ölçülebilir ve şeffaf projeler tasarlanması, önem arz etmektedir!
Kamu / Özel Sektör İş Birliği: İklim Uygulama Köprüsü gibi mekanizmalarla; özel sektör finansmanının doğru alanlara (İklim dirençli altyapılar + Yeşil Ar-Ge + Temiz teknoloji) yönlendirilmesinde, aktif rol alınmalıdır!
4. Şeffaflık, Veri Kalitesi ve Raporlama…
Güvenilir Veri Yönetimi: Karbon ayak izi, su ayak izi ve çevresel etkilerin; uluslararası standartlara uygun olarak ölçülmesi, doğrulanması ve de şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması şarttır!
Sürdürülebilirlik Yönetişimi: Çevresel, sosyal ve yönetişimsel (ÇSY / ESG) hedeflerin; sadece gönüllü raporlar olmaktan çıkarılıp, üst düzey yönetim performans kriterlerine ve operasyonel karar alma mekanizmalarına entegre edilmesi, olmazsa olmazdır!
5. İnsan Kaynağı ve İklim Okuryazarlığı…
Yeşil Beceri Dönüşümü: Yeşil dönüşümün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi için, iş dünyasının ve spor kulüplerinin; üniversiteler ve mesleki eğitim kurumlarıyla ortak projeler geliştirmesi ve üretmesi kaçınılmazdır!
Kapsayıcılık ve Adil Geçiş: Çalışanların ve sporcuların ve de yerel toplulukların dönüşüm sürecinde geride kalmamasını sağlayacak; adil geçiş (just transition) politikalarının ve kapsayıcı “İş Yeri ve Spor Kulübü Kültürleri” nin desteklenmesi, göz ardı edilmemelidir!
Özet olarak COP31; Türkiye’deki şirketler ile spor ve yelken kulüplerimiz için, sadece diplomatik veya çevresel bir zirve değil, küresel pazarlardaki kurumsal ve sportif rekabetçiliği korumanın, yeşil ticaret kurallarına (AB ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmaları ile C Vergisi ve Vs.) uyum sağlamanın ve de sürdürülebilir gelişim için, stratejik bir fırsattır!
İş dünyasından temel beklenti ise “Niyet beyanlarından somut aksiyonlara” hızla geçilmesidir!
Gibi konular ve açıklamalar, karşımıza çıkmakta!..
İş ve spor dünyası ile ilgili 2011 yılından buyana 15 yıldır her ay düzenli olarak yazdığım makalelerimden, geçtiğimiz Ağustos ayı başında sosyal medyada yayınlanan “COP31 Antalya Türkiye 09-20 Kasım 2026… (e-makale) ARD (153)” başlıklı makaleme…
“Kaleminize sağlık Ali Rıza Bey. COP31 Antalya toplantıları ülkemiz için, dediğiniz gibi büyük bir önem taşıyor. Bu toplantılarda, özellikle yeni kavram olan “Endüstriyel Simbiyoz” ön plana çıkacak.
Bir işletmenin atığının, bir başka işletmeye değerli bir hammadde olmasını öngören bu kavram, sıfır atık yolculuğunun temel taşlarından bence en önemlisi.
Ülke olarak şimdilik Danimarka’nın öne çıktığı bu konuda ülke olarak önlerde olmamız, AB’nin sanayi hızlandırma yasası içinde de, kritik bir rol oynuyor.
Umarım ülke olarak gereğini yapar ve AB menşeli, sıfır atık sahibi ürünlerin üretim merkezlerinden oluruz!”
Şeklinde özel mesaj gönderen ve konunun duayen uzmanlarından ve MYSK Marmara Yelken Spor Kulübü Divan Kurulu Başkanı Sn. M. İbrahim AYBAR’a, en içten teşekkürlerimle!..
Bu arada, COP31’e giden süreçte, Türkiye ve Avustralya perspektifleri de, özel webinar ve toplantılarla ele alınıyor. (TYF + TAYK + Enerjisini güneş panellerinden ve suyunu deniz suyu arıtımından temin eden MYK Marmara Yelken Kulübümüze son toplantı için çok teşekkürler!)
Türkiye’nin ev sahipliğinde ve başkanlığında gerçekleştirilecek COP31’de, Avustralya’nın müzakereler başkanlığını üstlenmesi; iki ülkenin iklim eylemlerinin hızlandırılması ve de iş ve yelken dünyasının sürece etkin katılımı açısından, önemli bir iş birliği zemini oluşturuyor!..
UN Global Compact Network Avusturalya tarafından düzenlenen “Pasifik’ten Antalya’ya / COP31 Öncesi İş Dünyasının Bilmesi Gerekenler” başlıklı toplantılarda; UN Global Compact Network Türkiye ile birlikte COP31’e giden süreçte, Türkiye ve Avustralya perspektifleri ile iş dünyası stratejileri + risk yönetimi ve büyüme gündemi üzerindeki olası etkileri de netleşiyor!
UNFCCC United Nations Framework Convention on Climate Change / BMİDÇS Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ile 1992 yılında Rio de Janeiro’daki “Yeryüzü Zirvesi” nde kabul edilen ve atmosferdeki sera gazı yoğunluğunu, iklim sistemlerine zarar vermeyecek ölçüde olmasını amaçlayan “Küresel Çevre Anlaşması” kapsamında, 1995 yılından bu yana Dünya’nın çeşitli Ülkelerinde gerçekleşen ve Türkiye’nin de aralarında olduğu 175 Ülke tarafından, 1997 Kyoto Protokolü sonrası 2015-2016 Paris’te imzalanan “İklim Antlaşması” ile özel bir değer kazanan, “COP31 Konferans Sonuçları” nın; “Artık konuşmak değil / Eyleme geçmek Zamanı” nın geldiğinden yola çıkarak, hem Ülkemize ve Dünyamıza, hem de Gelecek Nesillerimize, daha mutlu bir gelecek için, en güzel çıktıları sunması dileğiyle…
Sevgi ve saygılarımla

















