Ana Sayfa Biyoteknoloji & Genetik Kanser Tedavisinde Yeni İnceleme: Otoantikor Proteinlerin Bağışıklık Gözetimindeki Rolü

Kanser Tedavisinde Yeni İnceleme: Otoantikor Proteinlerin Bağışıklık Gözetimindeki Rolü

Kanserin bazı bireylerde neden geliştiği, ilerlediği veya ölümcül seyrettiği, buna karşın yüksek risk taşıyan bazı kişilerin hastalıktan nasıl korunduğu tıp dünyasında yanıtı aranan en temel sorulardan biridir. Cell dergisinde yayımlanan bilimsel makale ve uzman değerlendirmeleri ışığında hazırladığımız bu haberde; bağışıklık sisteminin ürettiği otoantikor proteinlerin kanser immunosürveyansındaki (bağışıklık gözetimi) potansiyel rolü ve gelecekteki tedavi yaklaşımlarına sunduğu katkılar ele alınmaktadır.

Do autoantibodies shape cancer immunosurveillance?

Bağışıklık Sistemi ve Otoantikorların Kanserle İlişkisi

İnsan vücudunda bağışıklık sistemi; bakteri, virüs, mantar, toksin ve alerjenler gibi yabancı yapılarda bulunan moleküllere bağlanmak üzere rastgele milyarlarca farklı antikor proteini üretir. Bu antikorlar, patojenleri nötralize ederek veya bağışıklık hücreleri tarafından yok edilmek üzere işaretleyerek vücudu enfeksiyonlara karşı korur.

Ancak bazı durumlarda antikorlar, vücudun kendi normal moleküllerine bağlanabilir. “Otoantikorlar” (oto-Ab) olarak adlandırılan bu proteinler, sağlıklı hücre ve dokulara saldırma potansiyeline sahiptir. Yürütülen araştırmalar, otoantikorların bulaşıcı hastalıklar, iltihaplı rahatsızlıklar ve bağışıklık sisteminin kullandığı moleküllerle doğrudan ilişkili olduğunu göstermiştir.

günümüzde bilim insanları, bağışıklık yollarını hedef alan otoantikor repertuarlarının kanser gözetimini ve hastalık sürecini doğrudan şekillendirebileceğini öngörmektedir.

Sitokinler ve İmmünoterapilerdeki Dönüm Noktaları

Bilim insanları günümüze kadar bağışıklık sisteminde görev alan yaklaşık 50 sitokin molekülünden bir düzinesine bağlanan otoantikorlar keşfetmiştir. Bu tür keşifler; kontrol noktası inhibitörleri ve kimerik antijen reseptörü T hücreleri (CAR-T) dahil olmak üzere güncel immünoterapi yöntemlerinin gelişmesine zemin hazırlamıştır.

Bu gelişmeler, otoantikorların kanserin gelişimini ve ilerlemesini etkileyebileceği teorisini güçlendirirken; yaşamları boyunca yüksek risk faktörlerine maruz kalan bazı bireylerin neden kansere yakalanmadığı sorusuna da ışık tutmaktadır.

Gelecek Araştırmalar ve Genetik İncelemeler

Cell akademik dergisinde yayımlanan “Do autoantibodies shape cancer immunosurveillance?” başlıklı makalede araştırmacılar, kansersiz, risk altındaki ve kanserden etkilenmiş bireylerde antikor profillerinin haritalandırılmasının, kanser duyarlılığı ve hastalık sonuçları üzerindeki rolleri açıklığa kavuşturabileceğini belirtmektedir.

UT Southwestern Çocuk Tıp Merkezi Araştırma Enstitüsü (CRI) ve Fransa INSERM bünyesinde görev yapan Dr. Jean-Laurent Casanova, bağışıklık sisteminin kanserde kritik bir role sahip olduğunu ve temel görevlerinin kansere karşı koruma sağlayabilecek veya kanser sonuçlarını etkileyebilecek otoantikor varlığını belirlemek olduğunu ifade etmektedir.

Planlanan çalışmalarda araştırmacılar, geniş ve çeşitli bir gönüllü grubunda otoantikor haritasını çıkarmayı hedeflemektedir. Bu grupta:

  • Yoğun sigara kullanan bireyler,
  • 100 yaşını aşmış kişiler (asırlık çınarlar),
  • Kanser riskini artıran genetik sendromlara sahip bireyler yer alacaktır.

Ayrıca bilim insanları, mutasyona uğradıklarında vücudun grip ve Kovid-19 gibi enfeksiyonlarla savaşma yeteneğini bozan ve doğuştan gelen bağışıklık sistemi kusurlarıyla ilişkili 80’den fazla geni tespit etmiş durumdadır. Bu mutasyonların detaylı incelenmesiyle kanser gelişimi üzerindeki etkilerin netleştirilmesi amaçlanmaktadır.

Uyarı Notu:

WinAlly.com; Tıp, Sağlık, Eczacılık ve İlaç Sektörü profesyonellerine yönelik kamu yararına sektörel bilgi, haber ve içerik sunmaktadır. Sitemizde yer alan içerikler kesinlikle tıbbi teşhis, tedavi veya doktor tavsiyesi yerine geçmez. Doğabilecek olası hukuki, klinik veya idari problemlerden WinAlly.com sorumlu tutulamaz. Tıbbi konularda lütfen bir hekime başvurunuz.

 

Please follow and like us: