Ana Sayfa Vitrin Tüm Doğum Kontrol Yöntemleri Aynı Değil: Bazı Progestojen İçerikli Kontraseptifler Beyin Tümörü...

Tüm Doğum Kontrol Yöntemleri Aynı Değil: Bazı Progestojen İçerikli Kontraseptifler Beyin Tümörü Riskiyle İlişkilendirildi

Kadın sağlığı ve doğum kontrolü alanında çığır açacak nitelikte yeni bir küresel araştırma yayımlandı. JAMA Network Open dergisinde yer alan ve Danimarka genelindeki 3 milyondan fazla kadının 25 yıllık verilerine dayanan kapsamlı nüfus çalışması, hormonal doğum kontrol yöntemlerinde kullanılan bazı progestojen türevleri ile yetişkinlerde en sık görülen beyin tümörü tipi olan “menenjiyom” riski arasındaki bağlantıyı ortaya koyuyor. Araştırma, tüm doğum kontrol yöntemlerinin aynı risk profiline sahip olmadığını gösterirken; en yüksek risk artışının enjekte edilebilir formlarda (iğne) olduğunu, ilacın bırakılmasından 5 yıl sonra ise riskin tamamen ortadan kalktığını belgeliyor. Okurlarımızı yanıltmamak adına, kaynak verilerine milimetrik olarak sadık kalarak hazırladığımız bu rehber niteliğindeki haber metnini dikkate sunuyoruz.

Contraceptive Progestogens and Incident Meningioma

Hormonal doğum kontrol yöntemleri üzerine yürütülen ve tıp dünyasında geniş yankı uyandıran yeni bir ulusal kayıt çalışması, kullanılan yöntemin türüne ve içerdiği progestojen (sentetik progesteron) bileşenine göre beyin tümörü riskinin değişiklik gösterdiğini ortaya koydu. JAMA Network Open dergisinde yayımlanan ve tıp literatürüne giren büyük ölçekli araştırma, Danimarka İlaç Ajansı’ndan (Danish Medicines Agency) Charlotte Wessel Skovlund ve ekibi tarafından gerçekleştirildi.

Araştırma kapsamında, 15 ile 59 yaş arasındaki 3 milyondan fazla Danimarkalı kadının 25 yıllık verileri, ulusal sağlık kayıtları, reçete geçmişleri ve kanser tanıları üzerinden geriye dönük olarak analiz edildi. Yapılan incelemeler sonucunda, progestojen içeren bazı doğum kontrol haplarının, rahim içi araçların (hormonlu spiral) ve enjekte edilebilir kontraseptiflerin (üç aylık iğneler), yetişkinlerde en yaygın primer merkezi sinir sistemi tümörü olan ve genellikle iyi huylu (benign) kabul edilen menenjiyom (beyin zarı tümörü) riskiyle doğrudan ilişkili olduğu saptandı.

En Yüksek Risk Enjekte Edilebilir Yöntemlerde Görüldü

Çalışmada analiz edilen 8 farklı kontraseptif formülasyonu arasında, progestojen kullanmayanlara kıyasla menenjiyom gelişme olasılığı türden türe ciddi farklılıklar gösterdi. Elde edilen verilere göre, risk artış oranları şu şekilde sıralandı:

  • Enjekte edilebilir medroksiprogesteron (Doğum kontrol iğnesi): Progestojen kullanmayanlara göre riskin 4 kattan daha fazla arttığı tespit edildi. Bu bulgu, yakın dönemde ABD ve İsveç’te yapılan ve depo medroksiprogesteron iğnelerinin yüksek risk taşıdığını bildiren diğer çalışmalarla da birebir örtüşüyor.
  • Kombine oral kontraseptifler (Doğum kontrol hapları): İçerdiği progestojen türüne göre risk oranları (Odds Ratios) desogestrel için %66, siproteron (cyproteron) için %61, drospirenon için %58, gestoden için %44 ve levonorgestrel için %40 daha yüksek bulundu.
  • Yüksek doz rahim içi araçlar (Hormonlu spiral): Levonorgestrel içeren yüksek dozlu spirallerin de menenjiyom riskinde istatistiksel olarak anlamlı bir artışla ilişkili olduğu uzatılan kanıtlar arasında yer aldı.

Risk Kalıcı Değil: İlaç Bırakıldıktan 5 Yıl Sonra Sıfırlanıyor

Araştırmanın kadınlar ve reçete yazan hekimler açısından en önemli ve rahatlatıcı bulgularından biri, riskin kalıcı olmamasıdır. Veriler, menenjiyom riskinin doğum kontrol yönteminin aktif olarak kullanıldığı dönemde ve özellikle en az 5 yıl süren uzun vadeli kullanımlarda en yüksek seviyeye ulaştığını gösteriyor. Buna karşılık, hormonal doğum kontrol yönteminin bırakılmasının üzerinden 5 yıl geçtikten sonra, geçmişteki kullanıma bağlı risk artışı tamamen ortadan kalkıyor ve risk progestojen kullanmayan genel popülasyon seviyesine geri dönüyor.

Mutlak Risk Hala Çok Düşük

Avustralyalı ve küresel uzmanlar, menenjiyomun genel popülasyonda yaklaşık 10.000 kişide bir görülen nadir bir tümör olduğunu (kadınlarda erkeklere kıyasla iki kat daha sık rastlanır) vurgulayarak, progestojen türevlerine bağlı “mutlak risk artışının” aslında oldukça düşük kaldığını ifade ediyor. Menenjiyomların progesteron hormonuna duyarlı olduğu, hamilelik sırasında büyüyüp hormon çekildiğinde küçülebildiği uzun zamandır bilinmekle birlikte, bu çalışma daha önce menenjiyomla ilişkilendirilmemiş yaygın kontraseptif progestojenleri de kapsayarak literatürü genişletti. Uzmanlar, bu durumdan endişe duyan veya yüksek risk grubunda olan kadınların, bariyer yöntemleri (kondom gibi) veya bakır içeren (hormonsuz) spiraller gibi progestojen içermeyen alternatif doğum kontrol seçeneklerini hekimleriyle değerlendirebileceklerini belirtiyor.

Please follow and like us: