Genetik tıbbın geleceğini şekillendirecek bu anlaşma, yapay zekâ destekli protein tasarımının klinik uygulamalara taşınmasında kritik bir dönüm noktasıdır. Lilly’nin klinik gücü ile Profluent’in yapay zekâ platformu birleşerek, bugüne kadar ulaşılamayan DNA düzenleme ölçeklerini mümkün kılmayı amaçlıyor. Bu gelişme, nadir ve yaygın genetik hastalıkların tedavisinde yeni bir çağın kapısını aralıyor.
ABD merkezli frontier AI şirketi Profluent, yapay zekâ ile tasarlanmış protein modelleri üzerine kurulu platformunu Eli Lilly and Company ile stratejik bir araştırma iş birliği kapsamında birleştirdiğini duyurdu. Anlaşma, kilobaz ölçeğinde DNA düzenleme kapasitesini açığa çıkaracak özel rekombinazların geliştirilmesini hedefliyor. Bu teknoloji, genetik hastalıkların heterojen yapısından kaynaklanan tedavi zorluklarını aşmak için kritik bir çözüm sunuyor.
Profluent’in CEO’su Ali Madani, “Kilobaz ölçeğinde DNA düzenleme genetik tıbbın kutsal kâsesi. Lilly ile yaptığımız bu iş birliği, daha önce imkânsız görülen tedavilerin önünü açacak” ifadelerini kullandı. Şirketin yapay zekâ modelleri, doğada bulunan en geniş rekombinaz veri tabanından beslenerek tasarım odaklı enzimler üretmeyi mümkün kılıyor. Bu sayede DNA’nın belirli bölgelerine uzun gen parçalarının eklenmesi veya çıkarılması sağlanabilecek.
Anlaşma kapsamında Profluent, yapay zekâ modellerini kullanarak farklı genomik hedefler için rekombinazlar tasarlayacak. Lilly ise bu rekombinazları in vivo araştırma, preklinik geliştirme, klinik çalışmalar ve ticarileştirme aşamalarında ilerletecek. Profluent, anlaşma çerçevesinde ön ödeme ve Ar-Ge finansmanı alacak; toplamda 2,25 milyar dolara kadar geliştirme ve ticari kilometre taşı ödemeleri ile birlikte net satışlardan kademeli telif hakkı elde etme hakkına sahip olacak.
Profluent’in İş Geliştirme Direktörü Hilary Eaton, “Standart gen düzenleme yöntemleri birçok hastalığı kapsam dışında bırakıyor. Kilobaz ölçeğinde DNA düzenleme, bu boşluğu dolduracak. Lilly ile birlikte bu teknolojiyi hastalara ulaştırmayı hedefliyoruz” dedi.
Bu ortaklık, genetik tıpta yapay zekâ destekli çözümlerin klinik uygulamalara taşınmasında tarihi bir adım olarak değerlendiriliyor. Hem nadir hem de yaygın genetik hastalıkların tedavisinde yeni ufuklar açması bekleniyor.



















