Ana Sayfa Tıp&Sağlık Psikoz Hastaları Metaforlarla Yaşıyor: Sanrılara Dair Algılar Kökten Değişiyor

Psikoz Hastaları Metaforlarla Yaşıyor: Sanrılara Dair Algılar Kökten Değişiyor

Sanrılar, uzun süredir psikozun en anlaşılmaz ve “akıl dışı” yönü olarak görülüyordu. Ancak University of Birmingham liderliğinde yürütülen yeni bir çalışma, bu algıyı kökten sarsıyor. Araştırma, psikoz hastalarının sanrılarını yalnızca irrasyonel düşünceler olarak değil, metaforik anlatımlarla şekillenen duygusal ve bedensel deneyimler olarak yaşadığını gösteriyor. Bu yaklaşım, psikozun anlaşılmasında ve tedavisinde devrim niteliğinde bir paradigma değişimi sunuyor.

Delusion as embodied emotion: a qualitatively driven, multimethod study of first-episode psychosis in the UK

Psikozda görülen sanrılar, karmaşık ve dinamik deneyimsel, duygusal, bilişsel, davranışsal ve kişilerarası değişiklikleri içerir. Hastalığın erken evrelerinde ortaya çıkış biçimleri yeterince anlaşılmamıştır ve tematik içeriklerinin kökeni belirsizdir. Fenomenolojik yaklaşımlar, sanrı oluşumunda benlik ve gerçeklik deneyimindeki değişiklikleri vurgulamış, ancak yaşam olaylarının ve diğer bağlamsal faktörlerin bu bozuklukların gelişimindeki rolünü dikkate almamıştır. Bu çalışma, sanrıların fenomenolojik analizini kişinin yaşam öyküsü bağlamına yerleştirerek, ilk epizot psikozda benlik deneyimi ile yaşanmış dünya arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçlamıştır.

University of Birmingham, University of Melbourne ve University of York’un Orygen ile iş birliğiyle gerçekleştirdiği yeni çalışma, psikoz hastalarının sanrılarını “metaforlarla yaşadığını” ortaya koydu. The Lancet Psychiatry’de yayımlanan araştırma, sanrıların yalnızca bilişsel bozukluklar değil, kişinin duygusal ve bedensel dünyasının bir yansıması olduğunu gösteriyor.

Araştırma, ilk psikoz epizodunu yaşayan genç yetişkinlerle yapılan fenomenolojik görüşmeler ve yaşam öyküsü anlatılarıyla yürütüldü. Katılımcılar, sanrılarının genellikle yoğun duygusal deneyimlerden ve travmalardan sonra ortaya çıktığını belirtti. Özellikle utanç, dışlanma ve bedensel ayrışma gibi duyguların, “izlenme” ya da “düşünce yayını” gibi sanrılara dönüştüğü gözlemlendi.

Dr. Rosa Ritunnano, “Sanrılar, insanların yaşamlarında anlam ve duygusal dengeyi yeniden kurma çabasıdır. Bunlar, irrasyonel düşünceler değil; metaforik, bedensel ve duygusal anlatımlardır” diyerek çalışmanın temel bulgusunu özetledi.

Katılımcılar, sanrılarını anlatırken yoğun biçimde mecaz ve metonimik dil kullandı. Örneğin “kirlenmiş hissetmek” duygusu, parazit sanrılarıyla; “görülüyor olmak” hissi, izlenme sanrılarıyla ifade ediliyordu. Bu dil kullanımı, sanrıların neden “garip” göründüğünü açıklarken, aslında duyguların bedensel temsillerine işaret ediyor.

Araştırma, psikoz tedavisinde hastaların duygusal ve bedensel deneyimlerine daha fazla alan açılması gerektiğini vurguluyor. Katılımcılar, sanrılarının anlamı üzerine konuşamadıklarında daha fazla dışlanmış ve utanç içinde hissettiklerini belirtti. Bu nedenle, metaforların ve anlatıların tedavi sürecine entegre edilmesi, daha şefkatli ve etkili bir yaklaşım sunabilir.

Please follow and like us: