Ana Sayfa Tıp&Sağlık Nüfusun Yüzde 90’ı Bu Temel Besini Yeterince Alamıyor: Eksikliği Anksiyete İle Bağlantılı...

Nüfusun Yüzde 90’ı Bu Temel Besini Yeterince Alamıyor: Eksikliği Anksiyete İle Bağlantılı Olabilir

Bilim insanları, düşük kolin seviyeleriyle anksiyete bozuklukları arasında güçlü bir bağlantı olduğunu tespit etti. Kaliforniya Üniversitesi Davis (UC Davis) araştırmacılarının yürüttüğü meta-analiz, kolin alımının artırılmasının bu rahatsızlıkların semptomlarını hafifletebileceğini ortaya koydu.

Araştırma, en az bir anksiyete bozukluğu tanısı konmuş 370 hasta ve 342 kontrol grubunu kapsayan 25 çalışmanın verilerini inceledi. Beyindeki kimyasal metabolitleri ölçen proton manyetik rezonans spektroskopisi (H-MRS) analizine göre, anksiyete bozukluğu olan kişilerin beyinlerindeki kolin seviyeleri ortalama yüzde 8 daha düşük bulundu. Bu fark özellikle duygular, davranışlar ve karar verme süreçlerinde rol oynayan prefrontal korteks bölgesinde belirgindi.

UC Davis Psikiyatri ve Davranış Bilimleri Bölümü’nden Dr. Jason Smucny, “Bu, anksiyete bozukluklarında beyindeki kimyasal örüntüyü gösteren ilk kapsamlı meta-analiz,” diyerek, kolin takviyesinin beyin kimyasını dengelemeye ve hasta sonuçlarını iyileştirmeye yardımcı olabileceğini vurguladı.

Kolin, karaciğerin sınırlı miktarda üretebildiği, bu nedenle dışarıdan beslenme yoluyla alınması gereken temel bir besindir. En zengin kaynakları arasında yumurta, dana ciğeri, kırmızı et, tavuk, balık, yoğurt, patates, turpgiller ve tahıllar yer alır. Ancak ABD’de yetişkinlerin yaklaşık %90’ı günlük kolin ihtiyacını (erkeklerde 550 mg, kadınlarda 425 mg) karşılayamıyor.

Bu besin yalnızca hücre fonksiyonları için değil, aynı zamanda hafıza, ruh hali ve sinir sistemi işlevleri açısından da kritik öneme sahip olan nörotransmitter asetilkolin üretiminde rol oynar. Prefrontal korteksteki düşük kolin seviyeleri, ruh sağlığı için hayati beyin işlevlerini olumsuz etkileyebilir.

Anksiyete bozuklukları; amigdala ve prefrontal korteks arasındaki dengesizlikle ilişkilidir. UC Davis’ten psikiyatrist Prof. Richard Maddock, “Anksiyete, ABD’de yetişkinlerin yaklaşık %30’unu etkileyen en yaygın ruhsal rahatsızlıktır. Birçok kişi yeterli tedavi görmüyor,” dedi.

Araştırmada sosyal anksiyete, yaygın anksiyete ve panik bozukluğu gibi farklı türler incelendi. Bilim insanlarına göre, anksiyete yaşayan bireylerin beyinleri “savaş ya da kaç” tepkisi sırasında daha fazla kolin kullanıyor olabilir. Bu durum, kolin seviyelerinin zamanla azalmasına yol açabilir.

Maddock, “%8’lik bir fark küçük görünse de beyinde büyük anlam taşır. Diyetteki kolin miktarının kaygıyı azaltıp azaltamayacağını anlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç var,” dedi.

Araştırmacılar kolin takviyesi konusunda temkinli olunması gerektiğini vurgularken, beslenmenin ruh sağlığı üzerindeki etkisinin çoğu zaman göz ardı edildiğini hatırlatıyor. Gelişmiş MRI teknikleri, beyin kimyasındaki bu tür eksikliklerin erken teşhisinde yardımcı olabilir.

“Anksiyete bozukluğu olan kişiler, beslenmelerine bakarak önerilen kolin miktarını alıp almadıklarını kontrol etmeli,” diyen Maddock, ABD’de çocuklar da dahil olmak üzere çoğu bireyin önerilen miktarın altında kolin tükettiğini belirtti.

Please follow and like us: