Ana Sayfa Manşet Yaygın Ruhsal Bozuklukların Kalıcılığı 12 Yılda Belirgin Şekilde Arttı

Yaygın Ruhsal Bozuklukların Kalıcılığı 12 Yılda Belirgin Şekilde Arttı

Psychological Medicine dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, yetişkinlerde anksiyete, duygudurum ve madde kullanım bozukluklarının sadece görülme sıklığının değil, zaman içindeki kalıcılığının da arttığını gösteriyor. Hollanda genel nüfusunu temsil eden iki büyük kohortun (NEMESIS-2 ve NEMESIS-3) verilerini karşılaştıran araştırmacılar, herhangi bir ruhsal bozukluğu olan kişilerde 3 yıllık takip boyunca bozukluğun sürme oranının 12 yıl öncesine göre yükseldiğini bildirdi. Yazarlara göre bu tablo, tedavi ve uzun dönemli bakım açısından artan zorluklara işaret ediyor.

Çalışma Neyi İnceledi?

Amsterdam UMC (Vrije Universiteit Amsterdam) ve Trimbos Enstitüsü’nden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, 3 Eylül 2026’da Psychological Medicine dergisinde çevrimiçi olarak yayımlandı. Yazarlar arasında Artemis Gkitakou, Margreet Ten Have, Neeltje M. Batelaan, Annemarie I. Luik ve Brenda W.J.H. Penninx yer alıyor.

Araştırmanın çıkış noktası şu soru: Yaygın ruhsal bozukluklardaki prevalans artışı, mevcut bozuklukların daha kalıcı hale gelmesini de yansıtıyor olabilir mi? Bunu test etmek için anksiyete, duygudurum ve madde kullanım bozukluklarında 3 yıllık kalıcılık incelendi. Kalıcılık, başlangıçta tanı ölçütlerini karşılamak ve 3 yıllık takip sırasında bir kez daha karşılamak olarak tanımlandı.

Kalıcılık iki bakış açısıyla değerlendirildi:

  • Dar kalıcılık: Takip döneminde aynı tanı kategorisinden bir bozukluğun bulunması
  • Geniş kalıcılık: Takip döneminde herhangi bir anksiyete, duygudurum ve/veya madde kullanım bozukluğunun bulunması

Verilerin kaynağı, nüfus temelli Hollanda Ruh Sağlığı Anketi ve İnsidans Çalışması’nın (NEMESIS) üçüncü aşaması. NEMESIS-3’te 18–75 yaş arası 6.194 kişiyle 2019–2022 döneminde görüşüldü. Başlangıç görüşmelerinin yanıt oranı %54,6 oldu. Yaklaşık 3 yıl sonra (Ocak 2023–Kasım 2024) takip görüşmesine çağrılan 6.135 kişiden 4.688’i (%76,4) görüşmeyi tamamladı. Tanılar, DSM-5 ve DSM-IV tanılarını değerlendirmek üzere hafifçe uyarlanmış Composite International Diagnostic Interview (CIDI) 3.0 ile konuldu.

Zaman içindeki değişimi görmek için NEMESIS-3’ün DSM-IV bulguları, NEMESIS-2 (N = 6.646; başlangıç görüşmeleri 2007–2009, takip 2010–2012) ile 18–64 yaş grubunda karşılaştırıldı. NEMESIS-2’de takip görüşmesini 5.303 kişi (%80,4) tamamladı.

Bugünkü Kalıcılık Oranları

NEMESIS-3’te 3 yıllık kalıcılık tüm tanı gruplarında yüksek bulundu.

  • Dar kalıcılık: Anksiyete bozukluklarında %41,6, duygudurum bozukluklarında %48,0, madde kullanım bozukluklarında %40,3
  • Geniş kalıcılık: Sırasıyla %57,1, %63,2 ve %55,1
  • Herhangi bir ruhsal bozukluk (geniş bakış): Son 12 ayda DSM-5’e göre herhangi bir ruhsal bozukluğu olan 828 kişinin %55,2’sinde takip döneminde bir ruhsal bozukluk saptandı

Yalnızca tek kategoride bozukluğu olanlarda da geniş bakışta oranlar daha yüksekti. Dar/geniş kalıcılık, yalnızca anksiyete bozukluğunda %17,1/%43,5, yalnızca duygudurum bozukluğunda %24,8/%53,4, yalnızca madde kullanım bozukluğunda %32,4/%50,9 olarak bildirildi. Birden fazla kategoride bozukluğu olanlarda geniş kalıcılık %62,5 ile %75,8 arasında değişti. Anksiyete ve duygudurum bozukluğu birlikteliğinde (madde kullanım bozukluğu olmadan) dar kalıcılık %66,1, geniş kalıcılık %75,8 oldu.

12 Yılda Ne Değişti?

DSM-IV ölçütleriyle 18–64 yaş grubunda yapılan karşılaştırmada, kalıcılık tüm bozukluk gruplarında arttı. Herhangi bir ruhsal bozukluk için geniş kalıcılık, NEMESIS-2’de %42,7 iken NEMESIS-3’te %57,9’a yükseldi (yaş ve cinsiyete göre düzeltilmiş OR: 1,81).

Bozukluk grubuDar kalıcılık (NEMESIS-2 → NEMESIS-3)Geniş kalıcılık (NEMESIS-2 → NEMESIS-3)
Anksiyete bozukluğu%24,4 → %40,1%48,5 → %58,8
Duygudurum bozukluğu%33,5 → %48,8%49,6 → %64,7
Madde kullanım bozukluğu%33,7 → %45,5%48,7 → %60,5

Yaş ve cinsiyete göre düzeltilmiş regresyon analizlerinde bu artışlar madde kullanım bozukluğu dışındaki tüm bozukluklarda anlamlı bulundu. Madde kullanım bozukluğunda ise düzeltme sonrasında değişim istatistiksel olarak anlamlı kalmadı. Yalnızca tek bir kategoride bozukluğu olanlarda da artış gözlendi; örneğin yalnızca anksiyete bozukluğunda dar kalıcılık %8,0’dan %18,3’e, yalnızca duygudurum bozukluğunda %13,7’den %26,0’a, yalnızca madde kullanım bozukluğunda %17,5’ten %36,5’e çıktı. Birlikte görülen bozukluk gruplarında ise küçük alt grup büyüklükleri nedeniyle farklar her zaman anlamlı ve tutarlı değildi.

Kalıcılığı Hangi Faktörler Öngördü?

İki çalışmanın birleştirilmiş verisinde (18–64 yaş), tüm belirleyenler birlikte modele alındığında dört faktör daha yüksek geniş kalıcılıkla anlamlı biçimde ilişkili kaldı:

  • Genç yaş (aOR: 1,88; %95 GA: 1,35–2,61)
  • Şehirde yaşama (aOR: 1,40; %95 GA: 1,05–1,87)
  • Çocukluk çağı travması (aOR: 1,48; %95 GA: 1,13–1,94)
  • Neredeyse her gün uyuşturucu kullanımı (aOR: 1,71; %95 GA: 1,15–2,56)

Partnersiz yaşama, ücretli işi olmama, düşük ve orta gelir ile sigara kullanımı yalnızca düzeltilmemiş modellerde anlamlıydı. Cinsiyet, eğitim düzeyi, olumsuz yaşam olayları, fiziksel inaktivite, kronik fiziksel hastalıklar ve alkol kullanım sıklığı ise kalıcılıkla anlamlı biçimde ilişkili bulunmadı.

Araştırmacılar bu faktörlerin artışı açıklamadığını belirtiyor. İki çalışma arasında bu belirleyenlerin etki gücünde anlamlı fark yoktu. Genç yaş ve şehirde yaşama oranı NEMESIS-3’te ruhsal bozukluğu olanlar arasında yaklaşık %20 oranında hafifçe yüksekti, çocukluk çağı travması ve neredeyse her gün uyuşturucu kullanımında ise anlamlı fark görülmedi. Yazarlara göre bu belirleyenlerin sıklığındaki veya göreli etkisindeki değişimlerin kalıcılıktaki artışı açıklaması olası görünmüyor.

Bakım Kullanımı Değişmedi

Herhangi bir anksiyete, duygudurum ve/veya madde kullanım bozukluğu olanlarda ruh sağlığı hizmeti kullanımı iki çalışma arasında anlamlı fark göstermedi. Yalnızca birinci basamak hizmeti kullanımı %12,5’ten %16,5’e, uzmanlaşmış ruh sağlığı hizmeti kullanımı ise %26,3’ten %26,2’ye geldi. Yazarlar, bakım kullanımındaki farkların kalıcılık eğilimlerini açıklamasının olası olmadığını belirtiyor.

Prevalans ve İnsidans Artışıyla Birlikte Değerlendirme

Yazarlar, kalıcılıktaki artışın aynı dönemde bildirilen diğer eğilimlerle birlikte okunması gerektiğini vurguluyor. Makalede aktarılan önceki NEMESIS verilerine göre:

  • Herhangi bir DSM-IV yaygın ruhsal bozukluğun 12 aylık prevalansı 2007–2009 ile 2019–2022 arasında %17,4’ten %26,1’e yükseldi.
  • Anksiyete bozukluğu prevalansı %10,1’den %15,6’ya, duygudurum bozukluğu prevalansı %6,0’dan %10,8’e, madde kullanım bozukluğu prevalansı %5,5’ten %7,1’e çıktı.
  • Herhangi bir yaygın ruhsal bozukluğun 3 yıllık ilk insidansı %8,5’ten (2007–2012) %14,0’a (2019–2024) yükseldi.
  • Genel nüfusta uzmanlaşmış ruh sağlığı hizmeti kullanan kişilerin oranı %6,2’den (2007–2009) %10,0’a (2019–2022) çıktı.

Yazarlar, bulguların bir arada bir on yıl içinde ruh sağlığında tutarlı bir gerilemeye işaret ettiğini ve halk sağlığı eylemi için aciliyeti öne çıkardığını ifade ediyor.

Yazarların Yorumu

Araştırmacılar, artan farkındalık, azalan damgalanma ve daha sistematik değerlendirmenin bildirimi artırmış olabileceğini kabul ediyor. Ancak bunun gözlenen artışın yalnızca sınırlı bir kısmını açıklayacağını düşünüyorlar. Gerekçeleri, kullanılan ölçüm aracının kişilerin kendi tanımladığı bozukluklar yerine belirtileri değerlendirmesi ve dolayısıyla utanç ya da damgalanmadan daha az etkilenmesi. Benzer yöntemin iki çalışmada da kullanılmış olması, bu faktörlerin kalıcılık farkını açıklamasını da güçleştiriyor.

Makale, kalıcılık artışının iklim değişikliği ve silahlı çatışmalar gibi sosyal çevredeki daha geniş bozulmalarla aynı döneme denk geldiğini not ediyor. Bu bozulmaların daha kötü ruh sağlığı sonuçlarıyla ilişkilendirildiği belirtilirken, gözlemsel verilerin nedensellik çıkarımına izin vermediği açıkça vurgulanıyor.

Bulguların klinik ve politika boyutuna dair yazarlar, mevcut ruh sağlığı stratejilerinin yaygın ruhsal bozuklukların uzun dönemli seyrini yeterince ele almıyor olabileceğini belirtiyor. Etkili birincil önleme, zamanında ve etkili tedavi ile kalıcılık ve tanı geçişleri dahil uzun dönem sonuçlara daha fazla dikkati birleştiren bütünleşik bir yaklaşım öneriliyor. Yazarlar, tanıya özgü modellerin ötesine geçilerek tanı geçişlerinin, eş tanılı durumların ve sürdürülebilir iyileşmenin dikkate alınmasını ve özellikle genç yetişkinler, şehirde yaşayanlar, çocukluk çağı travması olanlar ve neredeyse her gün uyuşturucu kullananlar üzerinde durulmasını öneriyor. Bakımın sürekliliğine ve uzun dönemli izleme daha fazla vurgu yapılmasının kalıcılığı azaltmada kilit olabileceği de belirtiliyor.

Sınırlılıklar

Yazarlar çalışmanın bazı sınırlılıklarını da sıralıyor:

  • DSM-5 tanıları için kullanılan, hafifçe uyarlanmış CIDI 3.0’ın geçerlik ve güvenilirliği resmi olarak değerlendirilmedi.
  • Örneklem büyüklüğü, anksiyete veya madde kullanım bozukluğu alt tipleri gibi belirli bozukluklara göre kalıcılık analizine izin vermedi.
  • Birlikte görülen bozukluk gruplarının küçüklüğü, iki çalışma arasındaki eğilim farklarını saptama gücünü sınırladı.
  • NEMESIS-3’teki yanıt oranı NEMESIS-2’den düşüktü; yazarlar bunun anket araştırmalarındaki genel katılım düşüşünü yansıttığını belirtiyor ve yanlılığı azaltmak için ağırlıklandırma uygulandığını ifade ediyor.
  • Sonuçların, hem birinci basamak hem uzmanlaşmış hizmet sunan, evrensel sigortaya ve görece geniş tedavi erişimine sahip Hollanda sağlık sistemi bağlamında yorumlanması gerekiyor.
  • Kalıcılık, takip döneminin herhangi bir noktasında tanı ölçütlerinin karşılanması olarak tanımlandığı için, başlangıçtan kısa süre sonra iyileşen kişileri de içerebilir. Anksiyete ve duygudurum bozuklukları için takip sırasında daha katı bir 12 aylık ölçütle yapılan duyarlılık analizlerinde oranlar beklendiği gibi biraz düşük çıktı, ancak yine belirgindi ve tutarlı biçimde NEMESIS-3’te daha yüksekti. Madde kullanım bozuklukları için karşılaştırılabilir analiz yapılamadı.

Çalışma ayrıca, madde kullanım bozukluğunun seyrine geniş kalıcılık tanımını uygulayan ilk çalışma olma özelliği taşıyor. Yazarlar, kalıcılığın kendisinin zaman içinde değişip değişmediğini inceleyen ilk çalışma olduklarını da belirtiyor.

Finansman: Her iki çalışma da Hollanda Sağlık, Refah ve Spor Bakanlığı tarafından finanse edildi. Finansman kaynağının çalışma tasarımında, verilerin toplanması, analizi ve yorumlanmasında, makalenin yazılmasında veya yayımlanma kararında başka bir rolü olmadığı belirtildi.

Kaynak: Gkitakou A, Ten Have M, Batelaan NM, Luik AI, Penninx BWJH. Are common mental disorders more persistent over time? Insights from the Netherlands Mental Health Survey and Incidence Studies (NEMESIS). Psychological Medicine. 2026;56:e258. DOI: 10.1017/S0033291726105467

WinAlly.com; Tıp, Sağlık, Eczacılık ve İlaç Sektörü profesyonellerine yönelik kamu yararına sektörel bilgi, haber ve içerik sunmaktadır. Sitemizde yer alan içerikler kesinlikle tıbbi teşhis, tedavi veya doktor tavsiyesi yerine geçmez. Doğabilecek olası hukuki, klinik veya idari problemlerden WinAlly.com sorumlu tutulamaz. Tıbbi konularda lütfen bir hekime başvurunuz

Please follow and like us: