Ana Sayfa Tıp&Sağlık TÜSAD’dan pandeminin yıldönümünde “yeni dalga” uyarısı

TÜSAD’dan pandeminin yıldönümünde “yeni dalga” uyarısı

TÜSAD İnfeksiyon Çalışma Grubu Sözcüsü Prof. Dr. Berna Kömürcüoğlu

Solunum Derneği TÜSAD, pandeminin birinci yılında “yeni dalga” uyarısında bulundu. İlk COVID-19 vakasının açıklandığı  11 Mart 2020 tarihinden  bu yana ülkemizde 2.8 milyon olgunun tespit edildiğini  hatırlatan TÜSAD İnfeksiyon Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Berna Kömürcüoğlu, sayının tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artmaya devam ettiğine dikkat çekti.  

Türkiye’de ilk koronavirüs vakasının görüldüğü 11 Mart 2020’den bu yana bir yıl geçti. Dünyada salgının başlamasından yaklaşık 3 ay sonra Türkiye’de ilk vakanın varlığı kamuoyuna açıklandı. Aradan geçen süreçte COVID-19 pandemisinde vaka sayısı 2.8 milyon kişiye ulaşırken, hayatını kaybedenlerin sayısı da 30 bine yaklaştı. Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD), ülkemizde COVID-19 pandemisinin birinci yılınını değerlendirirken, “yeni dalga” riskinden korunmamız gerektiğine dikkat çekti.

TÜSAD İnfeksiyon Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Berna Kömürcüoğlu tarafından yapılan açıklamada, gelinen nokta şöyle özetlendi: “İlk vakadan günümüze geçen bir yıllık süreçte hem dünyada hem de üllkemizde vaka sayısı hızlı bir seyirle arttı ve artmaya devam ediyor. Bugün itibariyle dünyada 117 milyon 717 bin 343 kişi COVID-19 ile enfekte oldu ve toplam 2.6 milyon kişi yine hastalığa bağlı olarak hayatını kaybetti. Türkiye 2 milyon 807 bin 387 toplam olgu sayısıyla dünyada 192 ülke arasında en çok vaka görülen 9’uncu sırada. Ülkemiz, hastalığa bağlı ölümlerde ise 18’inci sırada yer alıyor.”

DAHA BİR SÜRE BUNU YAŞAYACAĞIZ

“Görünen o ki; salgının sonlamasına ve kontrolüne daha çok uzağız. Bir süre daha COVID-19 ile yaşamaya devam edeceğiz” diyen Kömürcüoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Doğal iyi mutasyon oluşana kadar, ki henüz oluşmadı, aşılama ile toplumsal bağışıklığı arttırmaya çalışmak, mutant virüslere yönelik aşı geliştirme çalışmalarına devam etmek ve bölgesel olarak hastalık sıklığının arttığı bölgelerde kısıtlamaları arttırmak en olası çözümler gibi görünüyor. Ülkemizde giderek artan mutant virüs olguları ve kısıtlamaların gevşetilmesiyle artan kalabalık sosyalleşmeler yeniden vaka sayılarında ciddi artışlarla yeni bir dalgaya sebep olabilir. Bu nedenle maske- mesafe – hijyen kurallarına dikkat ederek yeni normale göre günlük hayatımızı organize ederek yaşamaya devam etmeliyiz.”

COVID-19 tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de dalgalı bir hastalık seyri izliyor” diyen Kömürcüoğlu, bir yıllık süreçteki önemli dönüm noktalarını şöyle hatırlattı:

  • İLK DALGA VE İKİNCİ PİK: Nisan-Mayıs aylarında yaşadığımız ilk dalga sürecinde alınan ciddi kısıtlamalar ve önlemlerle vaka sayılarında yaşanan düşüş, 1 Haziran itibariyle kısıtlamaların gevşetilmesiyle yavaşladı. Ekim-kasım- aralık ayların özellikle büyük nüfusa sahip bölgelerde belirgin olmak üzere artan vaka sayıları, hastane yatış ve yoğun bakım ihtiyacı olan hasta sayıları ile ilk dalgayı aşan hasta sayıları izlendi. Alınan ciddi önlemlerle salgındaki ikinci pik, ocak ayı itibariyle kontrol altına alınmaya başlandı.
  • AŞIYA RAĞMEN ARTIYOR: Ülkemizde aşılama çalışmaları da ocak ayında başladı. Bugün itibariyle aşılanan kişi sayısı 10 milyonu geçti. Dünyada salgının birinci yılında geliştirilen aşıların piyasaya sürülmesi ile yoğun bir aşılama telaşı ve hastalığın sona ereceğine dair umutlar artsa da, halen aşılama oranları toplumsal bağışıklığı sağlayacak oranların çok altında. Kısıtlamalar azaltıldığı bölgelerde toplumlar içinde bulaş hızlanmakta ve hasta sayısı artmakta. 
  • MUTANT DAHA BULAŞICI: Son aylarda birçok ülkeden varyant (mutant) virüsler tanımlanmaya başlandı. Kış başında İngiltre’deki ciddi vaka artışından sorumlu tutulan B.1.1.7 varyantı, Afrika varyantı, Brezilya varyantı bunların en ciddi olanları. Varyant COVID-19 virüslerinin daha bulaşıcı olduğu gösterildi ve bazı aşıların etkinliğini azaltabileceği düşünülüyor. 
  • VİRÜS SINIR TANIMIYOR: Yapılan çalışmalara rağmen maalesef halen COVID-19 enfeksiyonunda etkin bir tedavimiz yok. Dünya tarihi boyunca salgınların seyri incelendiğinde; hasta sayısı arttıkça viral mutasyonların arttığı ve hastalık yapma potansiyelini azaltan iyi mutasyonlarla hastalığın etkisini kaybettiği ya da izole alanlarda kalan salgınlarda hastalığa dirençlilerin hayatta kaldığı toplumsal bağışıklıkla sona erdiği izlenmekte. Ancak 21. yüzyılda global dünyada, ne kadar kısıtlamalar konsa da hastalığı bir coğrafi alanda sınırlamak söz konusu değil. Son dönede mutant virüslerin yayışımı ile bunu bir kez daha yaşıyoruz.