Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından paylaşılan güncel veriler, hanehalklarının sağlık harcamaları altındaki mali yükünü ve toplumun genel sağlık alışkanlıklarını ortaya koyuyor. Araştırma sonuçları, özellikle diş sağlığına erişimde gelir grupları arasındaki keskin farkı ve toplumun fiziksel aktivite düzeyindeki yetersizliği dikkat çekici rakamlarla belgeliyor.
TÜİK / Sağlık Modülü, 2025
TÜİK’in Avrupa Birliği ile eş zamanlı gerçekleştirdiği Sağlık Modülü sonuçlarına göre, son 12 ay içindeki sağlık giderleri haneleri mali açıdan zorluyor. Doktor muayene ve tedavi harcamaları, hanelerin %6,1’ine “çok yük” getirirken, %50,2’sine “biraz yük” getirdi. Bu harcamaların herhangi bir yük oluşturmadığını belirtenlerin oranı ise %40,9 seviyesinde kaldı.
İlaç harcamaları tarafında ise hanelerin %5,0’ı maliyetleri “çok büyük bir yük” olarak tanımlarken, %50,9’u “biraz yük” getirdiğini ifade etti. İlaç giderlerinin yük getirmediğini beyan eden hanelerin oranı ise %44,0 oldu.
Diş Sağlığında Gelir Grupları Arasındaki Fark Derinleşiyor
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri diş sağlığı hizmetlerine erişimde yaşandı. Verilere göre hanelerin %28,6’sı son bir yıl içerisinde hiç diş harcaması yapmadı. Gelir düzeyine göre yapılan analizde;
En düşük gelir grubundaki (%20’lik ilk dilim) fertlerin %45,4’ü diş muayenesi veya tedavisi için hiçbir harcama yapamazken,
En yüksek gelir grubundaki (%20’lik son dilim) fertlerde bu oran %25,5 olarak kaydedildi.
Bu veriler, doktor muayenesi ve ilaç harcamalarında gelir grupları arası fark daha sınırlı olsa da, diş sağlığında ekonomik durumun belirleyici bir bariyer olduğunu gösteriyor.
Toplumun %63,3’ü Hareketsiz: Fiziksel Aktivite Karnesi Zayıf
15 yaş ve üstü bireylerin yaşam tarzı incelendiğinde, halk sağlığı açısından riskli bir tablo ortaya çıktı. Fertlerin %63,3’ü, olağan bir haftalık yaşamında en az 10 dakika süren herhangi bir fiziksel aktivite veya boş zaman faaliyetine zaman ayırmadığını belirtti.
Çalışma koşulları açısından ise çalışan fertlerin %29,4’ünün işini oturarak, %45,5’inin ayakta durarak, %18,5’inin ise ağır iş veya yoğun fiziksel aktivite gerektiren işlerde çalışarak geçirdiği saptandı. Özellikle yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan bireylerde oturarak çalışma oranının (%17,2), risk altında olmayanlara (%31,7) göre çok daha düşük olması dikkat çekti.



















