Bu haber, The BMJ’de yayımlanan güncel bir gözlemsel araştırmanın bulgularına dayanmaktadır. Çalışma, GLP-1 reseptör agonisti olan tirzepatid etken maddeli ilacın, standart tedaviye eklendiğinde tip 2 diyabet ve kalp hastalığı bulunan bireylerde majör kardiyovasküler olay (MACE) ve kalp krizi riskini belirgin şekilde azalttığını ortaya koymaktadır. Haber metnimiz, çalışmanın metodolojisini, elde edilen verileri, kısıtlılıkları ve uzman değerlendirmelerini eksiksiz ve tarafsız bir şekilde sunmaktadır.
Tirzepatide and the risk of atherosclerotic cardiovascular events: population based cohort study
The BMJ’de Yayımlanan Yeni Araştırma, Tirzepatid Etken Maddesinin Kalp Sağlığı Üzerindeki Olumlu Etkilerini ve Risk Azalma Oranlarını Ortaya Koydu
BMJ Group tarafından duyurulan ve The BMJ dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırma, tip 2 diyabet ve yerleşmiş kalp hastalığı bulunan yetişkinlerde GLP-1 reseptör agonisti tirzepatid kullanımının majör kardiyovasküler olay riskini düşürdüğünü gösterdi.
Daha önceki klinik çalışmalar ve gözlemsel veriler, tirzepatidin bir diğer GLP-1 agonisti olan dulaglutid karşısında kardiyovasküler güvenlik ve etki açısından aşağı kalmadığını (non-inferior) göstermişti. Ancak tirzepatidin standart tedaviye eklenmesinin klinik pratikte sunduğu katkılara dair verilerin sınırlı olması, hem düzenleyici kurumlar hem de hekimler açısından belirsizlik yaratıyordu. Bu belirsizliği gidermek amacıyla araştırmacılar, ABD’deki iki büyük sağlık sigortası veri tabanından Mayıs 2022 ile Mayıs 2025 tarihleri arasındaki klinik verileri analiz etti.
Araştırmanın Metodolojisi ve Hasta Profili
Çalışmaya vücut kitle indeksi (VKİ) en az 25 olan, tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalık tanısı konmuş 52.971 hasta dahil edildi. Katılımcıların ortalama yaşı 70 olup, %51’ini kadınlar oluşturdu. Çalışma kapsamında:
- 35.353 hasta tirzepatid tedavisine başladı.
- 17.618 hasta ise kardiyovasküler sonuçlar üzerinde nötr etkisi olduğu bilinen bir diğer diyabet ilacı sitagliptin (plasebo vekilleri olarak) tedavisine başladı.
Gruplar arasındaki yaş, cinsiyet, ırk, VKİ, geçmiş kalp rahatsızlıkları, kronik hastalıklar ve ilaç kullanımı gibi farklar “eğilim skoru örtüşme ağırlıklandırması” (propensity score overlap weighting) yöntemiyle dengelendi.
1 Yıllık Takip Sonuçları ve Risk Azalmaları
Tedavinin ilk gününden itibaren 1 yıla kadar (veya tedavi değişikliği/bırakılması durumuna kadar) takip edilen birincil sonlanım noktası olan majör olumsuz kardiyovasküler olaylar (MACE; kalp krizi, inme ve tüm nedenlere bağlı ölüm bileşimi) incelendiğinde şu bulgulara ulaşıldı:
- Majör Kardiyovasküler Olaylar (MACE): 1 yılın sonunda MACE riski tirzepatid grubunda %2,9, sitagliptin grubunda ise %4,4 olarak gerçekleşti. Bu durum, tirzepatid ile %32 bağıl risk azalması anlamına geliyor. Araştırmacılar, tirzepatid tedavisine başlayan her 70 hastadan 1’inde MACE gelişmesinin önlendiğini hesapladı.
- Kalp Krizi: Tirzepatid, sitagliptin ile karşılaştırıldığında kalp krizi riskinde %33’lük bir düşüş sağladı.
- İskemik İnme: İskemik inme vakaları açısından iki grup arasında anlamlı bir fark gözlenmedi.
- Enfeksiyon ve Ölüm Oranları: Tirzepatid kullanımı enfeksiyon nedeniyle hastaneye yatış riskini düşürdü (her 48 hastada 1 yatış önlendi). Ayrıca enfeksiyona bağlı ölümlerde (her 200 hastada 1 ölüm önlendi) ve tüm nedenlere bağlı ölümlerde (her 122 hastada 1 ölüm önlendi) azalma sağlandı.
Çalışmanın Kısıtlılıkları ve Uzman Görüşleri
Araştırmacılar, çalışmanın gözlemsel yapıda olması nedeniyle cause-effect (neden-sonuç) ilişkisi kurmadan önce veri altyapılarını rastgele kontrollü bir çalışma tasarımıyla kıyasladıklarını ifade ettiler. Bununla birlikte, çalışmanın bazı kısıtlılıkları da vurgulandı:
- 1 yıllık takip süresinin nispeten kısa olması uzun vadeli kardiyovasküler ve güvenlik etkilerinin tam olarak görülememesine yol açabilir.
- Tedavi süresi veya sonuçların sınıflandırılmasında hatalar yaşanmış olabilir.
- Bulgular, farklı sağlık sistemlerine veya önceden tanımlanmış kardiyovasküler hastalığı olmayan kişilere doğrudan genellenemeyebilir.
Araştırmaya eşlik eden editoryal yazıda ise çalışmanın rutin bakımda tirzepatid kullanımının sunduğu kardiyovasküler faydaya dair şeffaf ve önemli bir veri sağladığı, ancak henüz doğrudan bir “sağkalım/ölüm oranı endikasyonu” tanımlamadığı kaydedildi. Uzmanlar; uzun süreli takiplerin, rastgele kontrollü karşılaştırmaların, maliyet, onay süreçleri ve tedarik sorunlarının klinik pratikteki yerini netleştirmek için takip edilmesi gerektiğini belirterek, “Sinyal oldukça güçlü; ancak nedensellik ve klinik konumlandırma soruları henüz açık kalmaya devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.



















