Kalp hastalıkları ve diyabet arasındaki ilişki uzun süredir biliniyor. Ancak yeni araştırmalar, tip 2 diyabetin yalnızca kalp hastalığı riskini artırmakla kalmadığını, doğrudan kalbin yapısını ve işlevini değiştirdiğini gösteriyor. Bu bulgular, milyonlarca insanın yaşamını etkileyen kalp yetmezliği riskini daha iyi anlamamıza ve gelecekteki tedavi stratejilerini şekillendirmemize yardımcı olabilir.
Left ventricular myocardial molecular profile of human diabetic ischaemic cardiomyopathy
İskemik kardiyomiyopati, kalp yetmezliğinin en yaygın nedenidir ve sıklıkla diyabet mellitus ile birlikte görülür; bu da hastanın semptom yükünü ve sonuçlarını kötüleştirir. Bununla birlikte, bu iki durumun birleşik etkileri nadiren araştırılır ve yeterince anlaşılmamıştır. Diyabetli iskemik kardiyomiyopatiyi tanımlayan etkileyici moleküler imzayı ortaya çıkarmak için, diyabetli ve diyabetsiz iskemik ve iskemik olmayan kardiyomiyopatiyi, yaşa uygun sağlıklı donörlerle karşılaştırarak çoklu omik analizler gerçekleştirdik.
Tip 2 diyabetin kalp üzerindeki etkileri artık daha net bir şekilde ortaya kondu. University of Sydney’den araştırmacılar tarafından yürütülen ve EMBO Molecular Medicine dergisinde yayımlanan çalışma, tip 2 diyabetin insan kalbini fiziksel olarak değiştirdiğini gösteriyor.
Araştırmada, kalp nakli geçiren hastalardan alınan kalp dokuları sağlıklı donörlerle karşılaştırıldı. Sonuçlar, diyabetin kalp hücrelerinin enerji üretim sistemlerini bozduğunu, kas yapısını zayıflattığını ve sert fibrozis dokusu birikimine yol açtığını ortaya koydu. Bu değişiklikler özellikle iskemik kardiyomiyopati hastalarında — kalp yetmezliğinin en yaygın nedeni — daha belirgin şekilde gözlendi.
Çalışmada, mitokondriyal fonksiyon bozukluğu ve oksidatif fosforilasyon süreçlerinde aksaklıklar tespit edildi. Kalbin enerji üretiminde kritik rol oynayan yağ asidi oksidasyonu ve glikoz metabolizması diyabetle birlikte bozuluyor. Bu durum, kalp kasının enerjiye erişimini kısıtlayarak pompalama gücünü zayıflatıyor.
Ayrıca, kalp kası kasılmasında görevli proteinlerin üretimi azaldı ve kalsiyum düzenleme mekanizmaları bozuldu. Bunun sonucunda kalp kası daha sert hale gelirken, fazla fibrozis dokusu kalbin esnekliğini kaybetmesine yol açtı. RNA dizileme analizleri de bu protein değişikliklerinin gen seviyesinde doğrulandığını gösterdi.
Araştırmayı yöneten Dr. Benjamin Hunter, “Diyabetin kalbin enerji üretimini ve yapısını doğrudan değiştirdiğini gözlemledik. Bu, kalp yetmezliği riskinin neden diyabetli hastalarda çok daha yüksek olduğunu açıklıyor” dedi. Çalışmanın ortak yazarı Doç. Dr. Sean Lal ise, “Bu bulgular, kardiyoloji ve endokrinoloji alanlarında yeni tedavi yollarının önünü açabilir” ifadelerini kullandı.
Sonuç olarak, tip 2 diyabet yalnızca kalp hastalığı riskini artıran bir faktör değil; kalbin enerji sistemlerini ve yapısını doğrudan dönüştüren bir hastalık. Bu bulgular, gelecekte hem tanı kriterlerinin hem de tedavi stratejilerinin yeniden şekillendirilmesine katkı sağlayabilir.



















