Ana Sayfa Hukuk&Etik Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmeliğin Değerlendirmesi

Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmeliğin Değerlendirmesi

Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik 29 Temmuz 2023 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.

Bu Yönetmelik üst hukuk normları ile uyumlu ve mesleki deontoloji kurallarına uygun şekilde hekim ve sağlık kuruluşlarının yürütmekte oldukları faaliyetlerini tanıtabileceklerini, ancak reklamın yasak olduğunu ifade etmektedir. Yönetmelik hekim, diş hekimi, eczacı, hemşire, ebe ve optisyen ile 1219 sayılı Kanunun ek-13’üncü maddesinde tanımlanan diğer meslek mensuplarını; sağlık hizmeti sunulan, gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerine ait tüm sağlık kurum, kuruluş ve müesseselerini kapsadığını belirtmektedir. Bu bakımdan yeni bir kural getirmeyen Yönetmelik, uygulamaya yön vermek ve hatalı yorum ve uygulamaların önüne geçebilmek için var olan düzenlemelerden ne anlaşılması gerektiğini açıklamaktadır.

Bunu yaparken öncelikle “tanıtım” ve “reklam” tanımlarına yer vermekte, ikisi arasındaki ayırıma dikkat çekmektedir. Yönetmelik içerisinde bu ayrımın ortaya konması önemlidir ancak bu tanımların etik değerlendirme ve tartışmalarla her zaman yenilenebileceği, geliştirilmesi gerekliliği unutulmamalıdır. Topluma yönelik tanıtımın sınırı sağlığı koruyucu ve geliştirici özelliklere sahip olması ile belirlenmelidir. Reklam ve tanıtım son dönem teknolojik gelişmelerle daha çok internet ortamına taşınmakta ve bu alanlarda tanım ve uygulamalar çok hızlı şekilde değişime uğramaktadır. Hekim ve sağlık kuruluşlarının faaliyetlerinin bilinir olması amacıyla yaptıkları duyuruların reklam niteliğinde mi yoksa tanıtım mı olduğu çok zaman ayırt edilebilse de gri alanların olduğu hekim ve sağlık kuruluşlarının duyurularının artan bir biçimde tanıtım sınırını aşarak reklam niteliğine büründüğü izlenimi uzun zamandır bilimsel ve etik olarak odalarımız, uzmanlık derneklerimizce tarafımıza iletilegelmektedir. Özellikle mesleğini bağımsız şekilde sürdürmenin gittikçe zorlaştırıldığı, özel hastane ve tıp merkezlerinde çalışanların dahi şirket kurmaya ve ciro baskısıyla performansa zorlandığı günümüzde, hekimler arasında hiçbir biçimde kabul edilemez bir rekabet ortamının yaratılmış olması, bilinirliği artırmada yol arayışını da beraberinde getirmektedir. Söz konusu Yönetmelik ile izin verilenin belirlenmesi için sınırın bir ölçüde de olsa belirginleştirilmiş olması isabetlidir. Bununla beraber görsel kullanımı gibi bazı maddelerin hekimler ve hukukçular arasında farklı yorumlandığı bilgisi edinilmektedir. Yönetmelikte görsel kullanımında kişinin tanınırlığının engellenmesi için önlem alınması gerektiğinin açıkça belirtilmemesi bir eksiklik olarak görülmekle birlikte; görsellerde uygulama önce ve sonrasının paylaşılmaması gerekliliği gibi sınırlamaların reklam yönünden değerlendirilmiş olması tanıtım ile reklam arasındaki çizginin belirlenmesi bakımından önemlidir

Yönetmelik ile illerde kurulması öngörülen Sağlıkta Bilgilendirme Tanıtım Faaliyetleri İl Değerlendirme Komisyonu’nun uygulamaları ile bu konunun da netlik kazanması beklenmektedir. Komisyonda kanunla kurulmuş ilgili meslek kuruluşu denerek Tabip Odası temsilcisine işaret edilmesi olumlu olmakla birlikte toplum adına bir temsilcisinin bulunmaması, uzman hekim tanımında kurumsal temsiliyet gözetilerek uzmanlık derneklerinin dikkate alınmamış olması da bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir.

Tanıtım ve bilgilendirmelerin, hastayı sağlık meslek mensubuna veya sağlık kuruluşuna doğrudan veya dolaylı biçimde yönlendirecek içerikte olamayacağını ifade eden Yönetmelik hem hekimlere hem de sağlık kuruluşlarına;

– Tanıtım ve bilgilendirmelerde kişisel ve kurumsal hangi bilgilere yer verileceğini,

– Bilgilendirmelerin, sadece konusunda hukuken yetkili sağlık meslek mensupları tarafından yapılabileceğini,

– Doğruluğu bilimsel ve klinik olarak kanıtlanmamış, yerleşik tıbbi yöntem haline gelmemiş, Bakanlıkça tıbbi işlem olarak tanımlanıp düzenlenmemiş tıbbi ve tedavi yöntemleri hakkında açıklamalara yer verilemeyeceğini, bu yöntemlerle hastalıkların tedavi edildiği veya tedaviye yardımcı olunduğuna dair ifadeler kullanılamayacağını,

– Hizmet verilen sağlık alanıyla ilgili sağlığı koruyucu ve geliştirici nitelikteki bilgiler ile sınırlı bilgilendirme yapılabileceğini,

– Kişilerin bilgi ve rızaları olmaksızın kişisel telefonlarından aranamayacağını, mektup, kısa ileti, elektronik posta ve sosyal paylaşım araçları ile ileti gönderilerek reklam ve tanıtım yapılamayacağını,

– Sağlık tesislerinin hasta tedavi ettiği uzmanlık dallarından başka hastaları kabul ve tedavi ettiği intibaını uyandıracak şekilde halkı yanıltan, yanlış yönlendiren, kişi ve toplum sağlığını tehlikeye düşüren, talep ve haksız rekabet ortamı yaratan tanıtım ve bilgilendirme yapılamayacağını,

– Sağlık alanında vakıf, şirket veya dernek adı altında yapılan paylaşımların da  bu kapsam içine alınacağını; vakıf, şirket veya dernek adı altında sağlık alanında çalışma yürütenlerin de yaptıkları reklamlardan sorumlu olabileceğini  hatırlatması yararlı olmuştur.

Yönetmelikte ayrıca, burada sayılan ilkelere aykırı olmamak kaydıyla internet arama motorlarına sağlık tesisleri ve hekimler tarafından kayıt yaptırılmasının mümkün olduğu belirtilirken, hastaların sağlık hizmetine yönelik teşekkür ilanında bulunduğuna dair izlenim oluşturacak, hizmetin diğerlerinden farklı ya da daha üstün olduğu algısı oluşturacak biçimde insanların güvenini kötüye kullanan ya da bilgi eksikliğini istismar eden tanıtım ve bilgilendirme yapılamayacağı da belirtilmektedir.

Görsel içeriklere ilişkin yapılan hasta yorumları veya teşekkür ilanı anlamına gelecek ifadelerin paylaşılmayacak olması; görsel içeriklere ait paylaşımların tamamen yoruma kapatılması zorunlu olması bunların da reklam kapsamında değerlendirildiğini ortaya koymaktadır ki reklam yönünden değerlendirilmiş olması önemlidir. Yine yönetmelik madde 5-j’de “kullanılacak anahtar kelimeler ve arama motorlarında çıkan sonuç sayfasında yer alan tüm bilgiler bu Yönetmelikteki ilkelere aykırı olamaz.” ifadesi yer almaktadır. Aramalarda ilk sonuçlarda çıkabilmek için talep yaratmaya dönük her türlü müdahale de yönetmelikte izin verilen tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinin ihlali olarak değerlendirilmeli, engellenmelidir.

– Mahcur, 18 yaşından küçük olma haliyle belirtilen kişiler örselenebiliretkilenebilir-savunmasız gruplar içerisindedirler ki tüm bu gruplar için bilimsel çalışmalarda olduğu gibi ancak sağlık gereksinimlerine ve önceliklerine yanıt verir özellikte olması; başka bir kişi ya da grup üzerinde belirtilemeyecek olma gerekliliğinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetlerine dahil edilmeleri makul görülebilir. Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetlerinden bu kişi ve grupların yarar görmesi gerekliliği her zaman gözetilmelidir. Bu durum açıkça belirtilmelidir. Yine yönetmelikte geçen “vücudun mahrem bölgeleri”nin muğlaklık barındırmaması açısından bilimsel olarak açıklanmalıdır.

Yönetmelik, bugüne kadar meslek kuruluşu tarafından yapılan denetimlerin ayrıca, Sağlık Bakanlığı tarafından da denetlenerek yaptırıma tabi tutulmasının yanı sıra eylemlerin niteliğine göre Reklam Kurulu’na ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na da bildirim yapılacağının bilinmesini sağlamıştır. Meslek örgütüne de bildirim eklenerek etik ilkeler yönünden denetimin tarafı olarak belirtilmiş olması olumludur. Temel ilkeler başlıklı 5. Maddenin ç bendindeki “Bakanlıkça tıbbi işlem olarak tanımlanıp düzenlenmemiş tıbbi ve tedavi yöntemleri hakkında” ifadesi, bilimsel bilgi dışında bakanlıkça bazı sağlık hizmetlerinin kabulünü getirebilmektedir. Sağlık Bakanlığı’nca kabul edilmiş Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları bilimseldir anlamı taşımadığı gibi bakanlığın bu bağlamda da tutumunu yönetmelikte açıkça ortaya koyması gerekmektedir. Bilim dışı hiçbir uygulama, tesis ya da kişiye izin verilmeyeceğinin öncelikle ortaya konması, sağlık hizmeti yürütenlerde güven ve iç denetimi de güçlendirecektir.

Kuşkusuz bu Yönetmeliğin yayınlanması, bu alandaki tartışmaların bittiği anlamına gelmemektedir. Hekimliğin mesleki etik ilkeleri her zaman gelişime ve değişime açıktır. Norm içeren böylesi yönetmeliklerin etkisini uygulayıcıların istekliliği, kararlılığı; şeffaf ve toplum da dahil tarafların tümünün geliştirici eleştirilerini ve müdahilliğini sağlayan ve mekanizmalar oluşturabilir.  Bu ve bunun gibi yönetmelikler için temel değerler birey ve toplum için yararlılık, zarar vermeme, özerkliğe saygı ve adalet olmalıdır. Böylesi metinlerin öncelikleri sağlık hizmetlerinde toplumu ve toplum sağlığını korumak olduğu kadar sağlık hizmet sunucuları ile hastane/ tıp merkezi/ muayenehane/ müessese / sağlık kabini/ gerçek kişi/ diğer… gibi özel-kamusal yapılardaki hiyerarşik negatif ayrımcılığı ve hak kayıplarını engellemektir. Yönetmelik Madde 4-f’de “sağlık tesisi: sağlık hizmeti sunulan, gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerine ait tüm sağlık kurum, kuruluş ve müesseseleri” şeklinde belirtilmiştir ancak “kamu tüzel kişilerine ait sağlık kuruluşları” ile “kamu ve vakıf üniversiteleri” değerlendirme dışı olamaz ve yönetmelikte açıkça belirtilmesi yararlı olacaktır.

Sürekli, adaletli ve şeffaf uygulanması gereken deontolojik, idari, adli denetleme ve yaptırımlardan önce uygulayıcıların asli görevi; sürekli eğitim, bilgilendirme ve yanlış uygulamaları engellemektir. Dünya Tabipler Birliği Tıbbi Hizmetin Standardı İçin Mesleki Sorumlulukla İlgili Kararında da bir ülkenin adli ya da yasal süreçleri nasıl olursa olsun, bir hekimin yalnızca, mesleki davranışı ya da performansı ile ilgili herhangi bir kararda eğitimleri ve deneyimleri sayesinde söz konusu tıbbi olgunun karmaşıklığını anlayabileceği vurgulanır ve hekimlerin meslektaşları tarafından yapılacak değerlendirmeleri her zaman göz önünde bulundurması gerektiği belirtilir. Yine aynı kararda hekimlerin mesleki hizmetlerinin ticari mal ve hizmet ilişkilerinden ayrı düşünülmesi gerektiği belirtilerek hekimin; yeterli ve gerekli tıbbi hizmeti sağlamaya kendisini vakfetmesinin de dahil olduğu, özel etik görevlerinin olduğu vurgulanır.

Her ne kadar Yönetmelikte uluslararası sağlık turizmi kapsamındaki tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri 13/7/2017 tarihli ve 30123 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak yürütüleceği belirtilmiş ise de bu bakışla anılan Yönetmeliğin de yeniden ele alınması, hukuka aykırı hükümlerinin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetlerinin son yıllarda daha çok gündeme gelmesinin, sağlığın her geçen gün daha çok ticarileştirilmesine de bağlı olduğu ortadır. Oysa sağlık, tüketici hakkı değil insan hakkıdır. Son söz olarak belirtmek isteriz ki Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmeliğin eksikliklerinin giderilmesi, etkili olarak uygulanabilmesi için Sağlık Bakanlığı’nın bilim ve etiğin yol göstericiliğinde toplumun tüm kesimleri, uzmanlık dernekleri, meslek örgütleri, sağlık örgütleri ile birlikte şeffaf katılımcı bir çaba içinde olmalıdır. Bu yaklaşımla temel ilkeler üzerinde çalışmalarımıza devam edeceğimizi bilgilerinize sunarız. Saygılarımızla,

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ HUKUK BÜROSU

Yönetmelik için tıklayınız.