Melbourne’deki bilim insanları, prostat kanserinin başlıca nedenlerinden biri olan ve akciğer ile böbrek kanserleriyle de bağlantılı bir molekülü nasıl “kapatacaklarını” ilk kez keşfettiler.
“Karanlık molekül” olarak adlandırılan –yani yeterince çalışılmamış– “Protein Serin Kinaz H1” (PSKH1), tümör ilerlemesi ve metastazla ilişkilendiriliyor. Ancak şimdiye kadar bu molekülün tam olarak nasıl çalıştığı bilinmiyordu.
Monash İlaç Bilimleri Enstitüsü (MIPS) ve WEHI liderliğinde yürütülen ve Ulusal Bilimler Akademisi Bildirileri’nde yayınlanan bu çalışmada, ekip PSKH1’in nasıl aktive edildiğini (veya “açıldığını”) ve daha da önemlisi nasıl “kapatıldığını” ortaya çıkardı.
PSKH1 kinase activity is differentially modulated via allosteric binding of Ca2+ sensor proteins
Araştırmacılar, PSKH1’in bir “sinyal molekülü” olduğunu ve Kalmodulin adı verilen bir proteine bağlandığında “açıldığını”, Retikülokalbin adı verilen bir proteine bağlandığında ise “kapandığını” keşfetti.
MIPS’ten ortak kıdemli yazar Dr. John Scott, bu sinyalleme aktivitesini “hücrelerimiz içindeki bir denge eylemi” olarak tanımlıyor.
“Tümörler, hücrelerin büyümeyi durdurma veya ölme zamanının geldiğini söyleyen normal sinyalleri görmezden gelmesi nedeniyle oluşur. PSKH1 gibi bir sinyal molekülü, hücre yüzeyindeki belirli proteinlerle etkileşime girdiğinde, bu bağlanma hücre aktivitesini artırabilen ve tümör oluşumuna yol açabilen bir olaylar zincirini tetikler,” diye açıklıyor Dr. Scott.
“Artık PSKH1’in ‘açık’ ve ‘kapalı’ durumunu yönlendiren proteinler hakkında daha fazla bilgi sahibi olduğumuza göre, bu molekülü hedef alan ve nihayetinde prostat ve diğer kanserler için tedavileri iyileştiren yeni ilaçlar geliştirmeye başlayabiliriz.”
Kalmodulin, PSKH1 aktivitesini “açmak” için PSKH1’e bağlanırken, Retikülokalbin ise PSKH1 aktivitesini “kapatmak” için bağlanıyor. Bu keşif, kanser tedavilerinde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.
2024’te prostat kanserinin, erkeklerde ve Avustralya genelinde en sık teşhis edilen kanser türü olacağı tahmin ediliyor. Hormon tedavisi ve kemoterapi gibi mevcut tedaviler etkili olabilse de, yan etkileri hastalar için oldukça zorlayıcı olabiliyor.
WEHI’den ortak kıdemli yazar Profesör James Murphy, ekibin amacının bu yeni bilgileri kullanarak daha iyi ve daha hedefli tedavi yaklaşımları geliştirmek olduğunu belirtiyor.
Profesör Murphy, “PSKH1’i kapatmak, esasen söz konusu kanserlerin ilerlemesini durdurabilmek anlamına geliyor. Dolayısıyla bu yeni bilgi, yeni ilaçlar geliştirme konusunda yepyeni bir potansiyel dünyasının kapılarını açıyor,” diyor.
“Buradan itibaren hedefimiz, daha az yan etkiye sahip yeni ve etkili tedavilerin nasıl geliştirilebileceğini araştırmak.”
Heyecan verici bir şekilde, PSKH1’in nasıl açılıp kapandığına dair mekanizmaların anlaşılması, aynı aile içindeki diğer moleküllere de uygulanabilir. Bu da çalışmanın bulgularının, diğer kanser türleri ve hastalıklar için de yeni tedavi yöntemleri geliştirme potansiyeli taşıdığını gösteriyor.



















