Mide yanması, ekşime ve ağza acı su gelmesi gibi yakınmalar nedeniyle birçok kişi zaman zaman asit baskılayıcı ilaçlara başvurabiliyor. Ancak şikayetlerin ilaç bırakıldığında yeniden ortaya çıkması, yalnızca belirtilerin değil, bu duruma yol açan nedenlerin de değerlendirilmesini gerektirebiliyor.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Halil Genç, özellikle sık tekrarlayan reflü yakınmalarında kişinin kendi kendine ve uzun süre ilaç kullanmak yerine hekim değerlendirmesine başvurmasının önem taşıdığını belirtiyor.
Mide içeriğinin yemek borusuna doğru geri kaçması ile ortaya çıkan gastroözofageal reflü, toplumda sık karşılaşılan sindirim sistemi sorunlarından biri. Zaman zaman görülen mide yanması her zaman bir hastalığın göstergesi olmayabilirken, yakınmaların sıklaşması, gece uykusunu etkilemesi veya günlük yaşamda sürekli ilaç kullanma gereksinimi doğurması gastroözofageal reflü hastalığının araştırılmasını gerektirebiliyor.
Doç. Dr. Halil Genç, “Reflü yakınmalarının ilaçla azalması hastalar açısından rahatlatıcıdır. Ancak belirtilerin sürekli tekrarladığı durumlarda yalnızca şikayeti ortadan kaldırmaya odaklanmak yeterli olmayabilir. Yakınmaların neden devam ettiğinin ve tedavinin hala gerekli olup olmadığının değerlendirilmesi önemlidir” diyor.
Reflünün Tek Belirtisi Mide Yanması Değildir
Reflü denildiğinde ilk akla gelen yakınma göğüs kemiğinin arkasında hissedilen yanma olsa da hastalığın belirtileri bununla sınırlı değil. Ağza mide içeriğinin gelmesi, ekşime hissi ve göğüs bölgesinde rahatsızlık daha tipik belirtiler arasında yer alırken bazı hastalarda farklı yakınmalar da tabloya eşlik edebiliyor.
Kronik öksürük, boğazda rahatsızlık hissi veya ses kısıklığı gibi şikâyetler reflü ile ilişkili olabilse de bu belirtilerin farklı hastalıklarda da görülebileceğini vurgulayan Doç. Dr. Halil Genç, “Özellikle mide yanması dışındaki belirtilerde doğrudan reflü sonucuna varmak doğru değildir. Hastanın yakınmaları bir bütün olarak değerlendirilmeli ve gerektiğinde diğer olası nedenler de araştırılmalıdır” ifadelerini kullanıyor.
Mide Fıtığı Reflüyle Birlikte Görülebilir
Reflünün ortaya çıkışında yaşam tarzından anatomik özelliklere kadar pek çok faktör rol oynayabilir. Fazla kilo, sigara kullanımı, bazı beslenme alışkanlıkları ve kullanılan bazı ilaçların yanı sıra mide fıtığı da reflü gelişimini kolaylaştırabilen faktörler arasında bulunuyor.
Tıpta “hiatal herni” olarak adlandırılan mide fıtığında midenin bir bölümü diyaframdaki açıklıktan göğüs boşluğuna doğru yer değiştirebiliyor. Bu anatomik değişiklik, mide ile yemek borusu arasındaki bariyer mekanizmasının işlevini etkileyerek bazı kişilerde reflünün ortaya çıkmasını kolaylaştırabiliyor.
Ancak mide fıtığının saptanması tek başına reflünün şiddetini veya uygulanacak tedaviyi belirlemiyor. Kişinin yakınmaları, muayene bulguları ve gerekli görülen tetkiklerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Uzun Süre Devam Eden Reflü Önemsenmeli
Yemek borusunun iç yüzeyi, midenin aksine asitle uzun süreli temasa karşı aynı koruyucu yapıya sahip değil. Bu nedenle mide içeriğinin sık ve uzun süre yemek borusuna ulaşması bazı hastalarda yemek borusunda inflamasyon ve hasara neden olabilir.
Uzun süreli gastroözofageal reflü hastalığının bazı kişilerde özofajit, yemek borusunda darlık gibi komplikasyonlarla ilişkili olabileceğini belirten Doç. Dr. Halil Genç, kronik reflü ile bağlantılı olarak gelişebilen Barrett özofagusuna da dikkat çekiyor.
Barrett özofagusunda yemek borusunun alt bölümünü döşeyen hücrelerde değişiklik meydana geliyor. Bu durum yemek borusu kanserinin belirli bir türü açısından risk artışıyla ilişkili olsa da her reflü hastasında Barrett özofagusu gelişmediği gibi, Barrett özofagusu bulunan her kişide de kanser gelişmiyor. Bu ayrım, hastalarda gereksiz kaygı oluşturmamak açısından önem taşıyor.
“Mide Koruyucu” İlaçlar Ne Kadar Süre Kullanılmalı?
Halk arasında “mide koruyucu” olarak bilinen proton pompa inhibitörleri, mide asidinin azaltılmasını sağlayan ve reflü dahil farklı sindirim sistemi hastalıklarında kullanılan ilaçlar arasında yer alıyor. Uygun hastalarda ve doğru endikasyonla kullanıldığında tedavide önemli bir yere sahipler.
Sorun ise ilacın varlığından çok, hangi nedenle ve ne kadar süre kullanıldığının bilinmemesi durumunda ortaya çıkıyor.
Doç. Dr. Halil Genç, bu konuda toplumda iki farklı yanlış yaklaşım görülebildiğini belirterek şu bilgileri veriyor:
“Bir tarafta mide yanması olduğunda herhangi bir değerlendirme yapılmadan uzun süre ilaç kullanan kişiler, diğer tarafta ise uzun süreli kullanımın olası etkilerinden endişelenerek hekim tarafından verilen tedaviyi kendi kararıyla bırakan hastalar bulunuyor. Her iki yaklaşım da doğru değil. Bu ilaçlara gerçekten ihtiyaç olup olmadığı, dozun azaltılıp azaltılamayacağı veya tedavinin devam etmesinin gerekip gerekmediği hastanın durumuna göre değerlendirilmelidir.”
Uzun süreli asit baskılayıcı tedaviler hakkında vitamin ve mineral eksikliklerinden kemik sağlığına kadar farklı konular gündeme gelebiliyor. Ancak bu olası ilişkiler, ilacı kullanan herkeste aynı sorunların gelişeceği anlamına gelmiyor. Tedavinin yararı ve olası riskleri hastanın yaşı, mevcut hastalıkları, kullandığı diğer ilaçlar ve tedavi gereksinimi dikkate alınarak hekim tarafından değerlendirilmelidir.
İlacı Bırakınca Şikayetlerin Tekrarlanması Ne Anlama Geliyor?
Uzun süredir asit baskılayıcı ilaç kullanan bazı kişilerde tedavi kesildiğinde mide asidi üretiminde geçici artış ve buna bağlı yakınmalar görülebiliyor. Bu nedenle ilacın bırakılmasının ardından mide yanmasının ortaya çıkması her zaman hastalığın ağırlaştığı anlamına gelmeyebiliyor.
Diğer taraftan belirtilerin sürekli tekrarlaması, kişinin gerçekten devam eden bir reflü hastalığı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesini de gerekli kılabiliyor. Bu nedenle uzun süredir kullanılan bir ilacın hekim görüşü alınmadan aniden kesilmesi, dozunun değiştirilmesi veya tekrar başlanması yerine tedavi planının kişiye göre gözden geçirilmesi önem taşıyor.
Bazı Belirtiler Daha Ayrıntılı Değerlendirme Gerektiriyor
Her mide yanması yakınmasında endoskopi yapılması gerekmiyor. Hastanın yaşı, şikâyetlerinin özellikleri, tedaviye verdiği yanıt ve eşlik eden bulgular değerlendirilerek hangi incelemelerin gerekli olduğuna karar veriliyor.
Bununla birlikte yutma güçlüğü, yutarken ağrı, açıklanamayan kilo kaybı, tekrarlayan kusma, kansızlık veya sindirim sistemi kanamasını düşündüren bulguların varlığında tıbbi değerlendirmenin geciktirilmemesi önem taşıyor.
Doç. Dr. Halil Genç, “Mide yanmasını yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir şikâyet olarak görmek yerine, neden ortaya çıktığını anlamaya çalışmak gerekir. Her reflü hastasının nedeni, hastalık seyri ve tedavi ihtiyacı aynı değildir. Bu nedenle uzun süredir devam eden veya sık tekrarlayan yakınmalarda kişinin kendi kendine ilaç kullanması yerine uygun gastroenterolojik değerlendirmeden geçmesi önemlidir” diyerek sözlerini tamamlıyor.



















