Ana Sayfa Manşet Kanser tedavisinde ‘doğru yoldayız’ dedirten gelişmeler

Kanser tedavisinde ‘doğru yoldayız’ dedirten gelişmeler

Kanser tedavisinde, “Doğru yoldayız” dedirten önemli tedavi yöntemleri var. Bir hap tedavisi kemoterapinin etki etmediği kanserlere umut olabiliyor ve bazı kan kanserlerinde kemik iliği nakline duyulan ihtiyacı ortadan kaldırabiliyor. Meme ve kolon kanserlerinde sağ kalımlar son 10 yıl içinde neredeyse 3 katına çıktı. Lenfoma ve lösemilerde yüzde 70-80 hatta yüzde 90’ı bulan şifa oranı var

Kanser çağımızda bir salgın halinde ilerliyor olsa da yeni tedavi yöntemlerinden alınan sonuçlar yüz güldürüyor ve mücadele gücümüzü artırıyor. Akıllı kanser hücresini şaşırtmak için geliştirilen bu tedaviler geleceğe yönelik umutlarımızı yükseltiyor.

Gazete Habertürk’ten Ceyda Erenoğlu’nun haberine göre; Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Kanserde son 10 yılın en büyük gelişmesi nedir?” sorusuna yanıt olarak “Kanserin büyüyebilmesi için yeni damarlanmalara ihtiyaç var. Günümüzde bu damarlanmaları ortadan kaldıracak tedaviler gelişiyor. Daha açık bir ifadeyle tümör kitlesinin içinde yeni damar olmazsa tümör yarım santimetreden fazla büyüyemiyor. Öyle bir ortam oluşuyor ki damarlar genişliyor ve kanser büyüyor. Bu oluşumu saptayan mekanizmaları etkileyen tedaviler kanseri durdurmada da etkin oluyor” yanıtını veriyor

‘TEDAVİYİ YÖNLENDİREBİLİYORUZ’

Bir diğer gelişmeninse gen tedavisi olduğu belirtiliyor. Gen tedavileriyle kanseri ortaya çıkaran onkogen yok edilebiliyor. CTC gibi likit biyopsiler de önemli gelişmeler arasında bulunuyor. Bu tetkikler sayesinde kanser bir yere yerleşip henüz kitle haline gelmeden kanda dolaşırken ve çok küçük boyutlardayken saptanabiliyor. Prof. Dr. Şeref Kömürcü, bu işlemi kendilerinin de sık yaptıklarını söylüyor ve “Bunun tespiti önümüzü çok açıyor. Kanser kitlesine ulaşamasak bile dolaşan örneklerden aldığımız hücrelerle onun moleküler yapısına ve hedeflerine ulaşıp tedaviyi yönlendirebiliyoruz” diyor.

SAĞ KALIMDA 10 YIL İÇİNDE 3 KAT ARTIŞ

Tüm bu gelişmeler geçmişte tedavisinde sonuç alınamayan bazı kanser türlerinde dikkat çekici sonuçlar alınması anlamına geliyor. Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Bugüne kadar gastrointestinal stromal tümör, yumuşak doku kanseri tedavisinde elimiz güçlü değildi. Cerrrahi katkı sağlıyor ancak cerrahi aşamayı geçen hastalara kemoterapi etki etmiyordu. Çok fazla şey yapamadığımız hastalar 1 ya da 2 yıl içerisinde hayatını kaybedebiliyordu. Şimdi çok yaygın hastalıklarda bile ‘tirozin kinaz inhibitörü’ dediğimiz yöntemlerin kullanılmasıyla tam sağ kalım gerçekleştirebilir hale geldik” diyor ve ekliyor:

“Bir çeşit kan kanseri olan KML hastalığında da kalıcı şifa elde etmek çok zordu ve hastalar ancak kemik iliği nakliyle uzun yıllar sağ kalabiliyordu. Artık hedefe yönelik bir hap tedavisiyle neredeyse kemik iliği nakline ihtiyacı- mızın kalmadığı noktadayız, KML artık korkulur bir lösemi olmaktan çıktı. Meme kanseri ve kolon kanserinde sağ kalımlar son 10 yıl içinde neredeyse 3 katına çıktı. Bu noktada kemoterapideki gelişmeler ve hedefe yönelik tedaviler de çok önemliydi. Bazı hedeflere yönlendirilmiş tedaviler sağ kalımları 3 katına çıkardı. Lenfoma ve lösemilerde artık yüzde 70-80, bazen de tipine göre yüzde 90 şifa oranı var.”

EN BÜYÜK GELİŞME

‘İmmünoterapi’ (kanserle mücadelede vücudun doğal bağışıklığını artırmak için tasarlanmış bir tedavi türü) en büyük gelişme olarak görülüyor. Farklı bir yaklaşım da kanser hücresinin ölümsüz bir hücre olmasıyla ilişkili çalışmalarla gerçekleştiriliyor. Bu hücrelerin ölümsüzleşmesini sağlayan ve ‘telomer’ adı verilen yapılar bulunuyor. Kromozomlardaki bu telomerler uzadıkça kendini öldürme olasılığı ortadan kalkıyor ve ölümsüz hale geliyor. ‘Telomeraz’ adı verilen enzim telomeri kısaltarak kanserin kendisini ortadan kaldırmayı sağlayan bir yöntem olarak dikkat çekiyor. Son birkaç yıl içinde bu alanlarla ilgili heyecan verici çalışmalar bulunuyor. Yine hedefe yönelik tedaviler içerisinde kanserin nasıl oluştuğu irdelenip hastalığa bölünme ve çoğalma emrini veren sinyaller arasında çok farklı ara basamaklar tespit ediliyor. Bunlara yönlendirilmiş tedaviler, hücrede bölünme ve çoğalma emrini durdurabiliyor. Bunun için saptanmış ve belirlenmiş birçok molekül bulunuyor. En önemli gelişmelerden birinin de kanser hücresini durduran molekül oluşturulması olduğu belirtiliyor.