Ana Sayfa Görüşler İlaçta Bağımsızlık Manifestosu: TİYSAT’tan Türkiye’nin Stratejik Yol Haritası

İlaçta Bağımsızlık Manifestosu: TİYSAT’tan Türkiye’nin Stratejik Yol Haritası

Türkiye’nin ilaç yan sanayisinde dışa bağımlılıktan kurtulması için stratejik rezerv, yerli üretim ve kamu-özel sektör iş birliği kritik önemde.

TİYSAT Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Yaşrin

Türkiye’nin dünya standartlarındaki ilaç üretim kabiliyeti, ne yazık ki %98’i aşan hammadde ve yan sanayi bağımlılığı nedeniyle kırılgan bir temel üzerinde duruyor.

Olası bir küresel kriz, salgın veya jeopolitik anlaşmazlık durumunda üretim çarklarının durma riski, ilaç sektörünü milli güvenlik meselesi haline getiriyor. Bu kritik boşluğu doldurmak ve Türkiye’ye ilaçta tam bağımsızlık kazandırmak amacıyla kurulan İlaç Yan Sanayi Kümelenmesi; Teknoloji, İlaç ve Yerli Sanayi Topluluğu  (TİYSAT), sektörün geleceği için stratejik bir rol üstleniyor. TİYSAT Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Yaşrin ile Türkiye’nin ilaç yan sanayisindeki mevcut durumu, karşılaşılan riskleri ve bu bağımlılıktan kurtulmak için atılması gereken adımları konuştuk.

 

W- Günümüz dünyasında tedarik zinciri ve dışa bağımlılık açısından nasıl bir tablo görüyorsunuz?

TİYSAT Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Yaşrin- Günümüz dünyasına bakacak olursak kimse mutlak bir barış ortamını veya sürdürebilir bir dış ticareti garanti edemez. Dengelerin yeniden kurulduğu ve devletler arası anlaşmazlıkların ve her alanda güç göstermenin geçerli olduğu bir dönemden geçiyoruz. Böyle dönemlerde kritik sektörlerini ve altyapılarını tahkim eden ve sabırla bu konular üzerinde çalışan milletler ayakta kalır, geri kalanı tarihin tozlu raflarına kalkarlar. Savunma sanayi, gıda ve ilaç sektörleri bu bağlamda en kritik alanlardır. Savunma sanayinde atılan adımlar ve dışa bağımlılığın en aza indirilmesinin ne kadar isabetli bir karar olduğu inkâr edilemez bir gerçek.

Peki ya ilaç? Türkiye’de resmi verilere göre 109 üretim tesisinde, dünya standartlarının üzerinde çok kaliteli bir ilaç üretim sanayimiz var. Ancak geride bu büyük fırına atacak odunumuz yani bu sanayiyi besleyecek bir yan sanayimiz yok.

İlaç hammaddelerinde %98,5 oranında dışa bağımlıyız!

Keza ilaç üretim makine ve ekipmanları, reaktif kimyasallar veya ilaç üretimine özel sarf malzemeler ve yazılımlar gibi kategorilerde de durum iç açıcı değil. Bu da ilaç üretimimizi hem kırılgan hale getiriyor hem de üretim maliyetlerini arttırarak üretici ve tüketicileri zor durumda bırakıyor. Eğer bu sorunu halledemezsek iki önemli risk ile karşı karşıyayız; birincisi artan girdi maliyetleri sebebiyle ilaç üreticilerimizin zarar ederek sektörü terk etmesi, ikincisi ise salgın dönemi gibi her an ticaretin akamete uğradığı bir dönemde veya girdi sağladığımız ülkelerle yaşayacağımız çıkar çatışmalarında ithalatın sekteye uğrayarak üretim yapamayacak hale gelmemizdir.

Unutmayalım ki ilaç yan sanayisinin üç temel stratejik ayağı vardır: milli güvenlik boyutu, devletler arası stratejik koz olması ve maliyet. Eğer ilaç üretimimizi dünyada söz sahibi yapmak istiyorsak bunun yolu yerli ve milli bir yan sanayi oluşturmaktan geçer.

W- Stratejik rezerv modeli açısından nasıl bir yaklaşım öneriyorsunuz?

E.Y.- Bu sorunuzdan kriz, savaş, salgın gibi olağanüstü durumlarda ihtiyaç duyulacak hayati önemdeki girdilerin stoklaması konusundaki detayları anlıyorum. Tabi ki bir stok yapmak, bunun için bir strateji ve planlar oluşturmak önemli. Ancak bizim bahsettiğimiz konu stok yapmaktan daha öte; hem zihinsel bir değişim hem de elastik bir model tasavvur ediyoruz.

Yani girdileri üretme kabiliyetine sahip olduğumuz, bunu her koşul ve şartta üretebilecek seviyeye gelmiş, kritik başlangıç malzemelerini dahi üretebilen ve tüm sektör olarak konsantrasyonumuzu ve sermayemizi yönlendirdiğimiz bir model. Kapsam ve büyüklük tamamen size bağlı, hangi ilaçları kritik olarak tanımlıyorsunuz ve bunların üretimi için tedarik zincirinizde nelerin olması gerekiyor.

Örneğin bir savaş halinde yara kapatıcı, salgın hastalıkları tedavi edici veya nükleer serpintilere karşı direnç geliştirebilecek ilaçlarınızı üretebilmek için hangi girdiler gerekir? Bu girdileri üretebiliyor muyuz? Hatta acil eylem planlarımızı elektriğin dahi olmadığı, lojistiğin ve ilaç dağıtımının zorlaştığı senaryolarda çalışarak geliştirmemiz gerekiyor.

Tüm bunlar konuyu ilk defa görenler için biraz abartılı gibi gelebilir ancak günümüz dünyasının gerçekleriyle yüzleşmek ve bir an önce bu modeli kurarak hazırlık yapmak zorundayız.

W- Kamu-özel sektör iş birliği mekanizmaları hakkında neler söylersiniz?

E.Y.- İlaç üretimi tüm dünyada zaten kamu ve özel sektörün iç içe geçtiği bir sistemdir. Ciddi devletlerde ilaç yan sanayisi de bu kapsamdadır. TİYSAT ülkemizde tam da bu noktada önemli bir boşluğu dolduruyor.

Zaten TİYSAT şu farkındalıkla kurulmuş bir kümelenmedir: Türkiye’de ilaç üretim girdilerini üretecek teknik alt yapı, yetişmiş insan gücü ve ihtiyaç halinde yatırım yapacak müteşebbisler vardır. Ancak şu ana kadar bu altyapıya sahip çıkacak, ilgili devlet kurumlarının bu noktada dikkatini çekip onlara doğru bilgileri aktaracak bir mekanizma oluşmamıştır. Kamuya doğru bilgilerin aktarılması, önceliklerin objektif olarak ifade edilmesi çok önemlidir.

Bu kadar stratejik bir sektör devlet desteği ve bir takım düzenlemeler olmadan çok yol alamaz. Dünyada da ilaç ve ilaç yan sanayisi gelişmiş olan ülkelere baktığımızda mutlaka devlet desteğini görürüz. Bugün savunma sanayinde kamu ve özel sektör birlikte önemli başarılara imza atıldıysa ilaç yan sanayisi için de çok benzer bir yol haritasının takip edilmesi elzemdir.

Bu noktada bir konuyu daha açmak istiyorum; TİYSAT tam da bu sebeplerden ötürü bir kümelenme olarak yapılanmıştır. Kümelenmelerin devletin stratejik gördüğü alanlarda destek verdiği yapılar olduğundan hareketle TİYSAT’ın stratejik önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

W- Bu iş birliği çerçevesinde kamudan ve özel sektörden beklentileriniz nelerdir?

E.Y.- İlaç yan sanayisi oldukça yüksek teknoloji seviyesine sahip ve yatırım isteyen bir sektördür. Kolay bir alan değildir ancak bu sektörde sahada teknik olarak başarılan ve ticarileşebilen her ürün ülkemizi teknoloji ve katma değerli üretim anlamında bir üst lige taşır.

TİYSAT olarak öncelikle az sayıdaki ilaç yan sanayi şirketimizin bir nevi koruma kalkanına alınmasını bekliyoruz. Bunu yaparken sektörü zorlayıcı adımlardan ziyade yerli ürünleri kullanan ilaç üreticisi şirketlerimizin ödüllendirilmesine yönelik bir sistem tasarımımız var. Kamunun böyle bir adım atması hem yerli girdilerin kullanımını hızlandıracak hem de bu alanda yatırım yapmayı düşünen müteşebbisleri cesaretlendirecektir.

Özel sektörden ise beklentimiz mevcutta yerli olarak üretilen ve hatta birçoğu kendini ispatlamış ürünleri mutlaka denemeleridir. Bu ülkemizin hem ithalatımızı azaltacak hem de ilaç üreticilerimizin maliyetlerini düşürecek ve üretim sürdürebilirliğini de temin edecektir.

Bu noktada TİYSAT olarak hem kamu kuruluşlarımızla hem de özel sektör temsilcilerimizle sürekli görüşüyor ve istişarelerde bulunmaya devam ediyoruz.

W- Türkiye’de öncelikli olarak atılması gereken adımlar sizce nelerdir?

E.Y.- Öncelikle bir acil durum eylem planı yapılması şart. Yani az önce bahsettiğim gibi acil bir durumda ihtiyaçlar neler bunların tespit edilmesi gerekiyor. İlgili ürünlerin tedarik zincirinde geriye doğru gittiğimizde alt bileşenlerini üretebilmek için altyapılar şimdiden oluşturulmalı. Bunlar için gerekli mali imkanlar sağlanmalı.

Bir diğer konu da fedakar ve cefakar ilaç yan sanayicilerimizin desteklenmesi. Bu şirketlerimize mutlaka pozitif ayrımcılık yapılarak hibe ve teşviklerden öncelik verilmesinin sağlanması gerekiyor. Yine bu noktalarda da TİYSAT olarak gerekli istişare mekanizmalarını çalıştırmaya devam ediyoruz.

W- Sn. Erdinç Yaşrin‘in de vurguladığı gibi, ilaç yan sanayisinde atılacak adımlar sadece ekonomik birer yatırım değil, aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine ve milli güvenliğine yapılan stratejik bir hamledir. TİYSAT’ın öncülüğünde kamu ve özel sektörün el birliğiyle bu yolda ilerlemesi, ülkemizi ilaç üretiminde sadece kendine yeten değil, aynı zamanda küresel bir oyuncu haline getirme potansiyeli taşıyor. Sayın Başkan bu önemli ve stratejik misyonunuzda sizlere başarılar diliyoruz.

Please follow and like us: