Ana Sayfa Tıp&Sağlık İÇİNDE İNSAN SEVGİSİ OLMAYAN ASLA “İYİ DOKTOR” OLAMAZ..

İÇİNDE İNSAN SEVGİSİ OLMAYAN ASLA “İYİ DOKTOR” OLAMAZ..

Bursa’mızın Gözde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Profesör Doktor Sayın Gürkan Uncu ile güzel, keyifli ve renkli bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle Sayın Hocam sizi tanıyabilir miyiz?

Samsun doğumluyum. 1987 yılında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum.

1988 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum AD’nda Uzmanlık Eğitimime başladım.

1991 – 1992 yılında İtalya’nın başkenti Roma’da araştırma görevlisi olarak “Jinekolojik Endoskopi” eğitimi aldım.

1992 yılında Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı oldum.

1992 – 1995 yılları arasında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum AD’nda Uzman Doktor olarak çalıştım, 1995 yılında Yardımcı Doçent oldum.

1995 – 1996 yılında “The University of İllinois  at Chicago, College  of Medicine,  Department of Obstetrics and Gynecology, Division of Reproductive Endocrinology and Infertility”Üreme Endokrinolojisi ve İnfertilite fellow’luğu  yaptım.

1998 yılında Doçent, 2003 yılında Profesör oldum.

3 dönem TSRM Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği, 1 dönem Jiinekolojik Endoskopi Derneği Başkan Yardımcılığı, 2 Dönem Ulusal Menopoz ve Osteoporoz Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği yaptım.

Hocam gerçekten de çok genç görünüyorsunuz…

-Bugün gerçekten almış olduğum en güzel haberlerden biri bu, Prensip olarak yaşımı söylemiyorum, ama 1987 senesinde Üniversite’den mezun olduğumda 24 yaşında idim. Oradan da artık yaşamı çıkartabilirsiniz. Bizim mesleğimiz çok sıkıntılı ve stresli, zorluğu olduğundan bir şekilde kendimizi mesleğimizin dışında da bir şeylerle uğraş vermek zorunda olduğunu düşünüyorum meslek dışı uğraşlar bence günümüzde çok önemli.

Hocam,  sizce doktorluk nedir? Ne gerektirir?

Doktorluk en başta, Öncelikle insan sevgisi gerektirir, şimdi hekimler ikiye ayrılır iki türlü hekimlik var. Birincisi koruyucu hekimlik. Hasta olmadan önceki önleyici hekimlik, gelişmiş ülkelerde bu çok gelişmiştir ve çok öndedir. Gelişmemiş ülkelerde ise olay olduktan sonra hasta olduktan sonra Tedavi boyutunda devreye girilir. Bu benim kişisel fikrim değil, Gelişmiş olan ülkeler ile gelişmemiş ülkeler arasındaki tanımlar da mevcuttur. Koruyucu hekimlikte de uğraşıyor olsanız, tedavi edici hekimlikte de uğraşıyor olsanız, en 1. olarak insanla uğraşıyorsunuz. Bilhassa benim içinde bulunduğum branş tedavi edici hekimlik içerisinde. Dolayısıyla insanlarla berabersiniz insanlar size sonuçta çay içmeye gelmiyor bir derdi var bir sıkıntısı var bunun çözümü ile ilgili geliyor. Ama İçinizde Sonuçta gerçekten insan sevginiz yoksa asla iyi doktor olamazsınız. İçinde insan sevgisi olmayan iyi doktor olamaz. Tıp Fakültesi’ni bitirmek diye bir kavram vardır. Şu anda benim bile hatırlayamadığım ülke genelinde birçok fakülte mevcut İstanbul ve Ankara’dakiler ile birlikte neredeyse 100 küsür den fazla fakülte mevcut. Tabii burada bu fakültelerde her yıl mezunlar  veriyor, her yıl yüzlerce Doktor mezun oluyor ama Hekim olabilmek için iyi bir doktor olmak için zaman gerektiriyor hemen olacak bir şey, bir durum değil. İyi Doktor olabilmek için mutlaka bilgi olmalı ve her zaman okumaları yıllarca sürdürmeleri gerekmekte. Şunu söylemek istiyorum bilgi üreten ve takip eden bilgiyi araştıran kişiyseniz iyi hekimsiniz. Ben 1987 yılında mezun oldum. O zamandan itibaren hiçbir şey okumamış olsam böyle olmazdı. Önce mutlaka Doktor olmak isteyenlerin mutlaka okumaları, gündemi takip etmeleri ve ilerleyen süreçte de tecrübelerini  arttırmalılar, her gün yeni bir bilgi üretiliyor tabii her bilgiye de güvenilmiyor, masanın başında oturmakla  Doktor olunmaz, hastayı göreceksiniz, hastaya vereceksiniz, hastayı dinleyeceksiniz.  Ama  öncelikle içinizde insan sevgisi şart. Yoksa bu, bir inşaat mühendisi olabilirsiniz ama kesinlikle Doktor olamazsınız, yalandan bir insan sevgisinden bahsetmiyorum, gerçek anlamda insan sevgisinden bahsediyorum. Zaten hastalar doktorun kendilerini düşünüp düşünmediklerini hissederler, çünkü sonuçta hastayla frekansın tutması lazım çoğu hasta ile frekanslar tutar hasta şunu bilir bu adam, bu bayan doktor beni iyileştirecek bana faydası olacak diye hissetmesi lazım. Bunun da altında insan sevgisi geçer bileceksin tecrübeli olacaksın. Bunlar olmazsa olmazlardandır sizi farklı kılacak unsur budur.

Peki hocam kendinize “rol model ” aldığınız hocalarınız var mıydı?  Bizimle paylaşır mısınız?

Üniversite yıllarımda o zamanlar Türk Hava Kurumu’nun başkanlığını yapan Ortopedi Profesörü İnanç  Ayas hocayı o zamanlar onu çok rol model olarak kendime örnek almıştım. Rahmetli oldu, genç yaşta rahmetli oldu. 55 yaşlarında kaybettik. Sonrasında tabii neyi ile etkilemiştir beni, fiziksel görünüşü, duruşu, insan ilişkileri, mesleğine olan sevgisi, ameliyatlardaki davranışları ile bütün hareketleri ile beni etkilemişti. Sonra bir isim daha verebilirim Uludağ Üniversitesi’nde 1988’de Asistanlığa başladığım yıllarda Profesör Doktor Candan Cengiz hocamızdan bahsetmek isterim. Kadın doğumu kurandır. Hocadan ben şunu öğrendim, çok etkilemişti beni, iş disiplini yönünden. Mesela şu an ben Candan Hocamı görecek olsam hala kendisinden korkarım. Emekli oldu şimdi. Bir annemden korkarım bir Candan Hoca’dan. Korkarım halada korkarım. Ama saygıdan korkarım. Bir şey yaparken kötü mü olacak olmayacak mı diye Candan Hoca’dan hala korkarım. Böyle bir şey olduğunda Candan Hoca, ya duyarsa diye hala da ürperirim. Mesela Candan Hocama ziyarete gitmiş olsam bu şekilde kirli sakallı kesinlikle gitmem keserim tıraş olurum öyle giderim. Devlet kavramını bana o öğretmiştir.  1988 yılında 25 yaşındaydım o zamanlar genç yaşta devlet kavramını, devletin işleyişini, devlete olan saygıyı bana öğreten kişidir. Hala üniversite öğretim üyesi olarak devam ediyorum ve devam etmek de istiyorum. Bunları hep ona borçluyum. Çünkü bana bunları hep o aşıladı. Bir de İtalya’da 91- 92 yıllarında bir sene sürecinde İtalya’da çalışmış olduğum kadın doğum Bölümü Başkanı Salvatore Mankuzo’dan da patronluk nasıl olur onu öğrendim. Alt birimler nasıl idare edilir onu öğrendim. İtalya’da sistem daha değişik işliyor mesela Türkiye’de bölümde 4 -5 Profesör varken, orada sadece bir kişi vardır. O bir kişi sevgiyle saygıyla bir kliniği nasıl idare eder hepsini ondan öğrendim, kendime rol model aldım. Ama eğitim hayatım boyunca öyle insanlar gördüm ki onlardan çok şey öğrendim onlara Allah razı olsun ama asla kesinlikle onlar gibi olmayacağım onların yolundan gitmeyeceğim demek istiyorum. Belki de bana isimlerini söylediklerimden çok daha fazla yararları  olmuştur onlardan çok daha fazla şeyler öğrenmiş olabilirim ama kesinlikle bunların yaptıkları hiçbir şeyi yapmayacağım kesinlikle onların yolundan gitmeyeceğim, dediğim insanlar var, yaptıkları her şey yalan, yanlış, uydurma, sahte,  gerçek dışı şeyler bunları yapma dediğim insanlar da var hayatımda bunu da eklemek istiyorum.

Sayın hocam hobileriniz ya da sizi tanımlayan özellikleriniz ile ilgili bizlere neler söyleyebilirsiniz?

İnsanları  severim dışa dönük bir adamım yani şeyi sevmem yalnız bir adada oturayım falan öyle şeyleri kesinlikle sevmem. İnsanlarla ilişkilerim her zaman iyidir insanları severim elimden geldiğince yardım etmeye çalışırım.

Peki sayın hocam tabii bayağı da uzun bir röportajımız oldu, son olarak genç üniversitelilere hangi branşı önerirsiniz?

Tıpta ilk üç yıl bir şekilde geçiyor, sonrasında 4. -5. yıllarla birlikte bütün branşlarda kadın doğumundan psikiyatriye,  Nörolojiden Dermatolojiye her türlü bütün bölümler öğretiliyor bu süreçte öğrenciler bütün branşlarla ilgili bilgileri ediniyorlar. Burada mutlaka sonunda öğrenciler için hangi bölümde hangi branşta kendini mutlu hissediyorlarsa, o branşa yönlensinler, bu hayatlarında gelecek uzun hayatlarında başarılı olmaları, mutlu olmaları için çok önemlidir.  İşte benim puanım şuraya yetiyor. Ben şuraya gireyim yoksa işte şu kadar puanım heba  olacak gibi şeyleri düşünmeden kendilerini mutlaka mutlu hissettikleri bölüme girmelerini branşı seçmelerini öneriyorum. Hayatları boyunca mutlu bir hekim ve birey olmaları mutlu bir aile kurmaları için bu olmazsa olmazlardandır. Ayrıca Bütün öğrencilerin hayatı boyunca öncelikle kendilerini güncellemelerini sonrasında geliştirmelerini ve tabii ki son olarak da farkındalıklarını arttırmalarını önermek istiyorum. İyi bir doktor olmak için bunlar olmazsa olmaz unsurların başında gelmektedir, dünyada ki gelişmelerden haberdar olmaları gelişen Teknolojiye ayak uydurmaları ve kendilerini de bu teknolojik gelişmelerle birlikte çok daha güzel hizmetler sunmaları gerektiğini bilmeleri gerekir diyerek, sözlerini tamamladı.

Profesörlerde pek görmeye alışık olmadığımız sıra dışı, güler yüzlü yaklaşımı ile kısa zamanda bizleri kendisine hayran bırakmış olan Bursa’mızın gözde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Profesör Doktor Gürkan Uncu’ya bizlerde Bursa Haber Gazetesi ailesi olarak çalışmalarında ve gelecek hedeflerin de başarılar diliyoruz.