Boyun atardamarlarında (karotis arterleri) plak birikimi olan bireylerde, bu damarların içinde daha yüksek düzeyde mikro ve nanoplastik parçacıklar bulundu. Bu durum özellikle felç, geçici iskemik atak (mini inme) veya görme kaybı gibi belirtiler yaşayan hastalarda daha belirgindi. Bulgular, 22–25 Nisan 2025 tarihlerinde Baltimore’da düzenlenen Amerikan Kalp Derneği’nin Vascular Discovery 2025 Scientific Sessions toplantısında sunuldu.
Mikro ve Nanoplastikler Nedir?
Mikro ve nanoplastikler; endüstriyel süreçler sırasında oluşan ya da çevredeki büyük plastiklerin zamanla parçalanmasıyla meydana gelen çok küçük plastik parçacıklardır:
- Mikroplastikler: 5 mm’den küçük, bazen çıplak gözle görülebilir boyuttadır.
- Nanoplastikler: 1000 nanometreden küçük, mikroskop olmadan görülmez.
Nanoplastikler, boyutlarının küçüklüğü nedeniyle çevreye daha kolay yayılır ve canlı dokulara nüfuz edebilir.
Araştırmacılar, bu parçacıkların daha çok nanoplastik formunda olduğuna dikkat çekerek, “mikronanoplastik” yerine “nanoplastik” teriminin kullanılmasını önermektedir.
Kaynaklar ve Çevresel Etkiler
Nanoplastikler okyanuslardaki atık yığınlarında yaygın olarak bulunur. Yıllar içinde toprağa ve suya karışarak besin zincirine girebilirler. Başlıca kaynakları arasında plastik mutfak gereçleri, ambalajlar ve şişeler bulunsa da, asıl maruziyetin içme suyu ve tüketilen gıdalarla olduğu belirtiliyor.
Önceki Bulgulara Dayanan Yeni Araştırma
2024 yılında İtalyan araştırmacılar, belirti göstermeyen ancak karotis damarlarından plak alınan bazı kişilerde mikronanoplastik tespit etmişti. Takip sürecinde bu kişilerde ölüm, kalp krizi veya felç gibi ciddi olayların görülme oranı daha yüksekti.
Bu yeni çalışma, o araştırmanın üzerine inşa edildi ve 2023–2024 yılları arasında toplanan 48 farklı karotis arter örneği incelendi:
- 1/3’ü felç, mini felç veya geçici körlük yaşayan bireylerden alınan plaklar
- 1/3’ü belirti göstermeyen ancak plak bulunan kişilerden
- 1/3’ü karotis tıkanıklığı olmayan, benzer yaşlardaki ölü doku bağışçılarından
Plastik Düzeyleri ve Bulgular
Plastik düzeyleri karşılaştırıldığında:
- Belirti göstermeyen kişilerdeki plaklarda, sağlıklı bağışçılara göre 16 kat daha fazla plastik bulundu (895 µg/gr vs. 57 µg/gr).
- Felç veya benzeri semptomlar gösterenlerde ise plastik düzeyi 51 kat daha fazlaydı (2.888 µg/gr vs. 57 µg/gr).
Plastik oranı yüksek plaklarla düşük olanlar karşılaştırıldığında:
- Ani iltihaplanma belirtileriyle doğrudan ilişki kurulamadı
- Ancak bağışıklık hücrelerinin (makrofajlar) ve plak dengeleyici kök hücrelerin genetik aktivitesinde farklar tespit edildi
- Plastik düzeyi yüksek olanlarda iltihap önleyici genlerin daha az aktif olduğu gözlendi
Yorumlar ve Uyarılar
Çalışmayı yürüten Dr. Ross Clark, “Bu parçacıkların vücut üzerindeki etkilerini anlamak çok önemli. Ancak sonuçlar henüz ön çalışmalara dayanıyor; biyolojik etkileri tam olarak anlamamız yıllar alabilir” dedi.
Çalışmanın Sınırlılıkları
- Sebep-sonuç ilişkisi kurulamaz; yani mikronanoplastikler hastalığın nedeni değil, başka bir sürecin sonucu olabilir.
- Doku bağışçılarının cinsiyet veya etnik köken bilgilerine ulaşılamadı.
- Kullanılan analiz yöntemi (piroliz gaz kromatografisi-kütle spektrometrisi), bazı yağ asitleri ile plastikleri ayırt etmekte sınırlı olabilir.
- Yağlar (lipidler), plastikle benzer kimyasal bileşenler gösterebilir. Bu nedenle araştırmacılar örneklerdeki lipidleri en aza indirmek için yöntemlerini sürekli geliştiriyor.
- Yeni Bir Risk Faktörü Olarak Nanoplastikler?
Brown Üniversitesi’nden Nöroloji Profesörü Dr. Karen Furie, çalışmaya katılmamış olmasına rağmen şunları söyledi:
“Şu ana kadar plastik parçacıklara maruz kalmayı felç açısından değiştirilebilir bir risk faktörü olarak değerlendirmemiştik. Ancak bu bulgular, felç önlemede yeni bir hedef ortaya koyabilir.”



















