Geçtiğimiz hafta, Çorum Eczacı Odası Başkanı Ecz. Erol Afacan’ın ilaç fiyatlandırması ve eczacılığın geleceğine dair ufuk açıcı görüşlerini sizlerle paylaşmıştık. Röportajımızın bu ikinci ve son bölümünde, başkanımızın ilaç fiyatlandırma modellerine ilişkin derinlemesine analizlerine ve stratejik önerilerine yer veriyoruz.
Bu bölümde, Sağlık Bakanlığı’nın gündemindeki beş farklı fiyatlandırma modelinin temel mekanizmalarını, bu modellerin eczacılar, hastalar ve sağlık sistemi üzerindeki olası avantaj ve dezavantajlarını bulacaksınız. Ayrıca, Çorum Eczacı Odası’nın tüm bu tartışmaların ötesinde, eczacıyı birinci basamak sağlık hizmetinin merkezine taşıyan ve meslek hakkını temel alan “Farmasötik Bakım Hizmetleri Modeli” önerisinin ayrıntılarını ve Türk Eczacıları Birliği öncülüğünde izlenmesi planlanan yol haritasını okuyacaksınız.
W- Raporun beş model önerdiği göz önüne alındığında, her bir modelin temel mekanizmasını kısaca nasıl özetlersiniz?
Çalıştığımız modelleri olası mantıkları olası amaçları ve olası risklerine göre değerlendirdik. Sırasıyla açıklamak gerekirse;
1.Eşdeğer Ürünler İçin Fiyat Düzenlemesi Modeli Mantığı:
Aynı etken maddeyi içeren ilaçlar (orijinal + jenerikler) arasında referans ürün seçilir. Jeneriklerin fiyatı, referansın belli bir oranı (%60–%80) üzerinden sınırlandırılır.
Amaç: Gereksiz fiyat farklarını önlemek, SGK bütçesinde tasarruf sağlamak, hastaya daha ucuz ilaç erişimi sunmak.
Risk: Aşırı fiyat baskısı üreticiyi piyasadan çekebilir, bulunurluk azalabilir, eczane marjları daralabilir
2.Çapraz Kur Uygulaması Modeli Mantığı:
Tek Euro kuru yerine döviz sepeti (Euro + USD + GBP) veya çapraz kur farklarının hesaba katılması. Kur dalgalanmalarında ±%10 gibi tampon mekanizmaları devreye girer.
Amaç: Tek kur bağımlılığının yarattığı kırılganlığı azaltmak, ithalatçı firmaların piyasada kalmasını sağlamak.
Risk: Hesaplama teknik olarak karmaşıklaşabilir, kamu bütçesinde kısa vadede yük artabilir.
3.Birim Fiyat Modeli Mantığı:
İlaç fiyatı ambalaj değil, içerdiği etkin madde miktarı (mg/ml vb doz biriminden) üzerinden hesaplanır.
Amaç: Şeffaflık ve adalet sağlamak, ambalaj boyutu kaynaklı fiyat farklılıklarını ortadan kaldırmak.
Risk: Eczane marj hesapları zorlaşabilir, ambalaj çeşitliliği azalabilir, stok uyumsuzluğu artabilir.
4.Biyoteknolojik ve Biyobenzer Ürünlerin Yeniden Fiyatlandırılması Modeli Mantığı:
Onkoloji, romatoloji gibi alanlarda kullanılan pahalı biyoteknolojik ilaçlar için farklı yöntemler: Referans ülke fiyatı, Sağkalım / QALY gibi değer bazlı fiyatlandırma, Biyobenzer piyasaya girince orijinalin fiyatını aşağı çekme.
Amaç: Bütçe yükünü azaltmak, daha çok hastanın biyoteknolojik tedavilere ulaşmasını sağlamak.
Risk: Aşırı baskı üreticiyi çekebilir, eczacı marjları daha da daralabilir.
5.İmal (Yerli) Eşdeğer Ürünlerin Fiyatlandırılması Modeli Mantığı:
Yerli üretimi teşvik etmek için yerli jeneriklere ithal ürünlere göre daha avantajlı fiyat oranı (%80 gibi) verilmesi.
Amaç: İlaç arz güvenliğini artırmak, dışa bağımlılığı azaltmak, yerli üretime Ar-Ge ve yatırım desteği sağlamak.
Risk: Avantaj sadece üreticiye verilirse eczacıya yansımaz; stoklama ve tercih mekanizmaları için ayrıca destek gerekir.
Bu modellerin dışında eczanelerimizin 1. basamak sağlık kurumu olmaları neticesinde sorumluluğunu ve yetkilerini belirleyerek sürdürülebilir bir sağlık sistemi için;
Çorum Eczacı Odası Önerisi:
Farmasötik Bakım Hizmetleri Modeli Neden? Günümüzde artan ilaç çeşitliliği, kronik hastalık yükü ve polifarmasi sorunları; eczacının sadece ilaç temin eden değil, aynı zamanda birinci basamak sağlık hizmetinin vazgeçilmez bileşeni olduğunu ortaya koyuyor.
Bu model, mevcut fiyatlandırma tartışmalarının ötesinde, eczacıya doğrudan ekonomik değer kazandıran ve halk sağlığına stratejik katkı sağlayan bir yaklaşım.
Amaç: Eczacıların ekonomik kayıplarını önlemek, Birinci basamak sağlık hizmetinde eczacının rolünü güçlendirmek, Hastaya doğrudan değer sağlayan, sürdürülebilir bir sağlık hizmeti sunmak.
Reçete Gruplarına Göre Hizmet: Akut, kronik, onkoloji/hematoloji, nöroloji, psikiyatri,enfeksiyon, diyabet vb. alanlarda düzenli farmasötik bakım vedanışmanlık.
Ekonomik Çerçeve – Meslek Hakkı: Her farmasötik bakım hizmeti için branş bazlı meslek hakkı tarifesi.
SGK Geri Ödeme: Bu ücretler doğrudan SGK tarafından geri ödenmeli ve eczacıya meslek hakkı olarak yansımalı.
Sonuç: Bu model, Türk Eczacıları Birliği koordinasyonunda ve bölge eczacı odalarının katılımıyla mevzuata taşındığında; Eczaneler ekonomik olarak güçlenecek, Hastaların ilaca erişimi güvence altına alınacak, Sağlık sistemi daha sürdürülebilir ve etkin hale gelecektir.
Kısacası bizim önerimiz; eczacıyı güçlendiren, hastaya değer katan, sağlık sistemini sürdürülebilir kılan bir gelecek vizyonudur.
W- Modellerinizin avantaj ve dezavantajları nelerdir?
E.A.- Söz konusu modeller tarafımıza ait olmayıp, Bakanlığın üzerinde çalıştığı alternatif fiyatlandırma sistemleridir. Çorum Eczacı Odası olarak bizler, bu sistemlerin olası çalışma mekanizmalarını inceleyerek hem eczacılarımız hem hastalarımız hem de sağlık sistemi açısından doğurabileceği avantaj ve dezavantajları değerlendirmiş ve Türk Eczacıları Birliğine çalışmamızın ışığında projeksiyon raporu sunarak modellerin olası dezavantajlarının önüne geçileceğine inanıyoruz.
1.Eşdeğer Ürünler için Fiyat Düzenleme Modeli
Avantajlar:
Eczacı: Eşdeğer ilaç bulundurmak kolaylaşır, rekabet artar.
Hasta: Daha düşük fiyatlı ilaçlara erişim sağlanır.
Sağlık Sistemi: İlaç harcamaları azalır, kamu maliyesi rahatlar.
Dezavantajlar:
Eczacı: Fiyatların tabana sıkışması ile kâr marjı düşer, raf kârlılığı azalır.
Hasta: Firmaların çekilmesiyle bazı eşdeğerler kaybolabilir, ilaç yokluğu yaşanır.
Sağlık Sistemi: Uzun vadede piyasada ürün çeşitliliği azalabilir, erişim riski artar.
2.Çapraz Kur Uygulaması Modeli
Avantajlar:
Eczacı: İthal ilaçların bulunabilirliği artar, stok yönetimi kolaylaşır.
Hasta: Hayati ithal ilaçlara erişim kesilmez.
Sağlık Sistemi: Tedarik güvenliği sağlanır, uluslararası piyasada rekabet gücü korunur.
Dezavantajlar:
Eczacı: Fiyat farkları artar, hastayla karşı karşıya kalır. Tahsil edilemeyen farklar eczacıya yük olur. Hasta: İlaca ulaşsa da yüksek fiyat farkı öder, mağduriyet artar.
Sağlık Sistemi: Döviz dalgalanmaları nedeniyle kamu maliyeti artar, sürdürülebilirlik zorlaşır.
3.Birim Fiyat Modeli
Avantajlar:
Eczacı: Ambalaj büyüklükleri standartlaşır, depo–eczane lojistiği kolaylaşır.
Hasta: Gereksiz büyük ambalajlardan kurtulur, daha rasyonel kullanım olur.
Sağlık Sistemi: İsraf azalır, ilaç maliyetleri dengelenir.
Dezavantajlar:
Eczacı: Küçük ambalajlarda kâr marjı düşer, gelir azalır.
Hasta: Daha sık ilaç almak zorunda kalır, eczaneye gitme yükü artar.
Sağlık Sistemi: Ambalaj küçülmesiyle tüketim adedi artar, toplam maliyet tersine yükselebilir.
4.Biyoteknolojik ve Biyobenzer Ürünlerin Yeniden Fiyatlandırılması Modeli
Avantajlar:
Eczacı: Biyobenzer çeşit artarsa reçete karşılamak kolaylaşır.
Hasta: Daha ucuz biyobenzerlere erişim olur.
Sağlık Sistemi: Kamu maliyeti düşer, sürdürülebilirlik artar.
Dezavantajlar:
Eczacı: Yüksek tutarlı reçetelerde gelir kaybı olur, stok riski artar.
Hasta: Biyobenzer/bioteknolojik ürünlerin sık değişmesi tedavi uyumunu bozar.
Sağlık Sistemi: Firmaların çekilmesiyle bazı biyoteknolojik ürünler bulunamaz, tedavi aksar.
5.İmal Yerli Eşdeğer Ürünlerin Fiyatlandırılması Modeli
Avantajlar:
Eczacı: Yerli ilaç erişimi kolaylaşır, lojistik rahatlar.
Hasta: Yerli eşdeğer sayesinde daha ucuz ilaca erişir.
Sağlık Sistemi: Yerli üretim artar, dışa bağımlılık azalır.
Dezavantajlar:
Eczacı: Hasta ithali tercih ederse ikna yükü biner, ithal yoksa hasta eczacıya tepki gösterir.
Hasta: “Yerli–ithal kalite” algısı nedeniyle güven sorunu yaşayabilir.
Sağlık Sistemi: Yerli üretim teşvik edilse de kapasite yetersiz kalırsa arz sorunu çıkar.
Genel Değerlendirme:
Eczacı için risk: kâr marjı kaybı, stok yükü, hasta ile karşı karşıya kalma.
Hasta için risk: ilaç yokluğu, fiyat farkı, güven algısı.
Sağlık sistemi için risk: uzun vadede sürdürülebilirlik, ürün bulunurluğu ve kamu maliyeti dengesi.
W- Rapor kapsamındaki simülasyon çalışmaları eczane gelir ve gider dengesi hakkında ne tür veriler sunuyor?
E.A.- Rapordaki simülasyon/örnekleme çalışmaları ve model analizleri; eczane gelir–gider dengesini üç eksende görünür kılıyor:
Fiyatlandırma değişikliğinin eczacı kâr marjına etkisi,
Bunun işletme giderleri üzerindeki baskıyla birlikte oluşturduğu net denge,
Hastanın erişimi ve kamunun bütçe etkisiyle birlikte saha gerçekliğine yansıması.
Rapor zaten amacını “modelleri eczacı bakışıyla inceleyip eczane ekonomisine etkilerini analiz etmek ve örnekler üzerinden açıklamak diye tanımlıyor.
Eczane gelir–gider dengesi açısından neyi gösteriyor?
Marj etkisi (gelir tarafı): Uzun süredir sabit kalan kâr marjlarının, artan işletme giderleri ve personel maliyetleri karşısında mesleğin ekonomik sürdürülebilirliğini tehdit ettiği açıkça vurgulanıyor.
Bu yüzden simülasyon mantığı, “fiyat düşüşü veya model değişikliği ile marja yansıma sonucu eczanenin toplam geliri” zincirini test ediyor; Marja yansıyan her düşüşün doğrudan ciddi ekonomik kayıp riski doğurduğu belirtiliyor.
Ayrıca rapor, hangi model seçilirse seçilsin eczacı marjının korunması ve/veya telafi edilmesi gerektiğini ilke olarak koyuyor (hizmet bedeli, danışmanlık ücreti vb. telafi mekanizmaları). Bu da simülasyonların “marj korunursa / korunmazsa” senaryolarını ayırdığını gösteriyor.
Gider tarafı: Metin, enflasyonist ortam, işletme ve personel maliyetlerindeki artışın baskısını açıkça işaret ediyor. Simülasyon mantığında bu; sabit/azalan marja karşı yükselen giderlerin eczane net dengesini nasıl bozduğunu görselleştiriyor.
Hastaya ve sisteme yansıma: Eşdeğer/birim fiyat gibi düzenlemelerle nihai fiyatın düşmesi hedeflenirken, bu indirimin eczacı marjına yansımaması gerektiği; aksi halde sahada erişim ve işletme sürdürülebilirliğinin bozulacağı uyarısı yapılıyor.
Yani simülasyonlar, “fiyat indirimi doğrudan veya dolaylı marja yansırsa/ yansımazsa” farkını hasta erişimi ve eczane ayakta kalması üzerinden kıyaslıyor. Hangi tip çıktı/karşılaştırmalar var?
Marj etkisi senaryosu: “Eşdeğer düzenleme” veya “birim fiyat” gibi adımların marja nasıl yansıyabileceği ve bunun eczanenin toplam gelirine etkisi. (Marja yansıyan her düşüş = eczaneye ekonomik kayıp riski.)
Kur temelli senaryo: “Çapraz kur” gibi modellerde kur farkı kaynaklı maliyetlerin eczacıya yüklenmemesi gerektiği; aksi halde marj baskısının artacağı. Bu da gelir–gider dengesini negatife iten senaryo olarak işleniyor.
Ambalaj/doz standardizasyonu senaryosu: “Birim fiyat” yaklaşımı için mg başına fiyat örneklemesi verilip (600 mg=60 TL; 1.800 mg=180 TL) fiyatın ambalajdan değil etken madde miktarından türediği gösteriliyor; bu tür örneklemeler eczanenin brüt kâr hesabı ve stok planlaması üzerinde nasıl bir rasyonelleşme yaratabileceğini görmeyi sağlıyor.
Yüksek maliyetli ürün senaryosu: Biyoteknolojik/biyobenzerlerde yeniden fiyatlandırma yapılırken, yüksek fiyat–düşük marj paradoksu nedeniyle eczanede motivasyon ve sürdürülebilirlik sorunu doğabileceği; bu kaleme ayrı bir kârlılık tabanı gerekliliği. (Yani, model değişince net gelir nasıl etkilenir?)
Yerli eşdeğer teşvik senaryosu: Teşvikin yalnız üreticiye değil eczacıya da ekonomik fayda yaratacak biçimde kurgulanması gerektiği; aksi halde saha karşılığı zayıf kalabileceği. (Gelir bacağı güçlenmezse gider baskısı altında denge bozulur.)
Yönetim çıktısı biz burada nelere dikkat ediyoruz ?
Raporun öneri kısmı, simülasyon/örneklem sonuçlarının yönetim göstergelerine çevrilmesini istiyor:
Tüm modellerde ana hedef Eczane ekonomisi güvence mekanizması Biyoteknolojik ilaçlara özgü marj düzenlemesi, Yerli ürün teşviğinde eczaneye çift yönlü destek, Eşdeğerlerde kademeli/öngörülebilir indirim (stok zararı olmaması için)
Sosyal eczacılık hizmet bedeli (sadece satış kârına bağımlılığı azaltmak).
Kısacası: Rapor; Her model için “marja yansıma sonucu geliri artışta olan işletme giderleri ile gelen artan maliyet, Erişim–bütçe dengesinin getirisi saha gerçekliği ekseninde whatif/varsayalım karşılaştırmaları kuruyor.
Verdiği örnek ve ilkeler, karar vericinin önüne marj korunarak/korunmadan ve telafi mekanizmalı/ -mekanızmasız alternatifleri koyuyor.
Nihai ölçüt de net: Eczane ekonomik olarak güçlü değilse model kamu yararına çalışmaz; bu yüzden marjların korunması ve telafi edici mekanizmalar şarttır.
W- Bu modellerin hastalar üzerinde erişim, fiyat ve hizmet kalitesi açısından olası etkileri nelerdir?
İncelediğimiz fiyatlandırma ve geri ödeme modellerinin hasta tarafına yansıyan etkilerini üç ana başlık altında değerlendirmek mümkün: erişim, fiyat ve hizmet kalitesi.
-Erişim Açısından İlaç Yoklukları Riski: Fiyatlandırma politikaları sürdürülebilir olmadığında firmalar özellikle ithal ilaçları piyasaya sunmaktan kaçınabiliyor. Bu da hastaların ilaca erişimini zorlaştırıyor. Özellikle onkoloji, nadir hastalık ve ileri biyoteknolojik ürünlerde bu risk daha da belirgin.
Kırsalda Dezavantaj: Fiyat baskısı ve düşük kârlılık, kırsal bölgelerde eczanelerin ekonomik olarak ayakta kalmasını zorlaştırabilir. Bu da o bölgelerde yaşayan hastaların ilaca erişimini sınırlayabilir.
Alternatif Tedaviye Yönelme: Bazı ilaçların piyasadan çekilmesi veya bulunamaması, hastaları daha az etkili ya da farklı etki profiline sahip alternatif ilaçlara yöneltebilir. Bu, tedavi başarısını olumsuz etkileyebilir.
-Fiyat Açısından Kısa Vadede Ucuzluk, Uzun Vadede Yüksek Maliyet: Fiyatların düşük tutulması başlangıçta hastalara avantajlı gibi görünse de uzun vadede firmaların piyasadan çekilmesi sonucu daha pahalı ilaçlara bağımlılık doğurabilir.
Hasta Katkı Payları ve Fiyat Farkları: Sabit fiyat baskısı eczaneleri ayakta tutamazsa, fark ücretleri artar. Bu da hastaların ceplerinden yaptığı ödemeyi yükseltir.
SGK Yükü ve Yansıması: Model seçimine bağlı olarak SGK üzerindeki yük azalabilir, ancak bu sefer de hastaların bireysel ödemeleri artar. Bu, özellikle kronik hastalar için ciddi bir sorun yaratır.
-Hizmet Kalitesi Açısından Eczanelerde İş Yükü Artışı: Gelir-gider dengesi bozuldukça eczaneler personel azaltabilir. Bu da danışmanlık ve hasta bilgilendirmesi hizmetini düşürür. Yani ilaç var ama hastanın doğru şekilde bilgilendirilmesi aksar.
Hasta Memnuniyetinde Azalma: İlaç bulamama, ek ücret ödeme, uzun bekleme süreleri gibi unsurlar hasta memnuniyetini olumsuz etkiler. Bu da sağlık sistemine güveni zedeler.
Sağlıkta Eşitsizlik: Gelir düzeyi yüksek hastalar özel hastanelerden, ithal ilaçları temin edebilirken; dar gelirli hastalar kamu sisteminde kısıtlı seçeneklerle yetinmek zorunda kalabilir. Bu da sağlık hizmetinde eşitsizliği artırır.
Genel Değerlendirme: Sonuçta, modellerin kâğıt üzerinde getirdiği maliyet avantajları, hasta erişimi ve memnuniyeti üzerinden ağır kayıplara dönüşebilir. Erişim daralırsa, tedavi sonuçları olumsuz etkilenir. Fiyat baskısı artarsa, hem eczaneler hem hastalar zorlanır. Hizmet kalitesi düşerse, toplum sağlığı zarar görür. Yani, hasta merkezli bir bakış açısı olmadan kurulan hiçbir model uzun ömürlü olamaz.
W- TEB ve bölge odaları sürece nasıl dahil edilecek? Nihai düzenlemeye uzanan müzakere süreci nasıl işleyecek?
E.A.- Süreç Tasarımı: Bu sürecin kısa ve etkin bir zaman diliminde tamamlanması öngörülmektedir. Bu kapsamda, ivedilikle Olağanüstü Bölge Eczacı Odaları Başkanlar Danışma Toplantısı yapılacak ve bu toplantının içerisine en az 3 günlük bir çalıştay programı yerleştirilecektir.
Çalıştayın temel amacı; mevcut ilaç fiyatlandırma sisteminin kırılgan yönlerini tartışmak, ulusal ve uluslararası iyi uygulama örneklerini değerlendirmek ve eczacılık mesleği ile halk sağlığına uygun çözümler geliştirmektir.
Çalıştay sonunda: Çıktılar raporlanacak, Çıktılar bilimsel ve mesleki açıdan yorumlanacak, Rapor; Bakanlığa sunulacak en az üç farklı çözüm önerisi ile desteklenecektir. Bu önerilerin sadece kâğıt üzerinde kalmaması için, Bakanlık yetkilileriyle doğrudan görüşmeler yapılacak ve her bir çözüm önerisinin uygulanabilirlik senaryoları projeksiyonlanacaktır.
Elde edilecek üç temel model;
- Hasta odaklılık
- Kamu maliyesi dengesi
- Eczane ekonomilerinin sürdürülebilirliği
ilkeleri çerçevesinde hibrit bir çatı modeline dönüştürülecektir. Bu hibrit model, hem toplumun ilaca erişimini güvence altına alacak hem de eczanelerin ekonomik varlığını koruyarak sağlık sisteminin bütüncül sürdürülebilirliğine katkı sunacaktır.
Sonuç olarak; çalıştay süreci, raporlaştırma, bakanlıkla müzakere ve hibrit model geçiş hazırlığı, tek bir kesintisiz zincir halinde işleyecek ve Türk Eczacıları Birliği’nin kurumsal ağırlığıyla sağlık otoritesinin karar süreçlerine etkin müdahilliği sağlanacaktır.
W- Bu modellerin eczacılığa uzun vadede katkıları ve sürdürülebilirliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
E.A.- Hazırlanan modellerin eczacılığa sağlayacağı katkılar, aslında ne ölçüde güncellenebilir, çağdaş ve yenilikçi bir yapıya kavuşacaklarına bağlıdır. Eğer mevcut dezavantajları ortadan kaldırılır, eczacılık örgütlerinin aktif müdahalesi ve yönlendirmesi sağlanırsa; bu modeller yalnızca mesleğin sürdürülebilirliğini güvence altına almakla kalmayacak, aynı zamanda eczacılığı modern sağlık sisteminin vazgeçilmez bir bileşeni hâline getirecektir.
1-Dezavantajları Kaldırıldığında Türk Eczacıları Birliği’nin sürece etkin müdahalesi ve Sağlık Bakanlığı’nın yapıcı düzenlemeleri ile dezavantajların ortadan kaldırıldığı bir senaryoda:
Çağdaş ve Modern Bir Yapı: Hibrit fiyatlandırma modelleri, sadece ilaç tedarik zincirini değil, eczacılığın kurumsal kimliğini de güçlendirecektir. Uluslararası uyum sağlanacak, AB normlarıyla paralel bir ilaç politikası yürütülebilecektir.
Sürdürülebilir Eczacılık: Eczaneler, ekonomik olarak öngörülebilir gelir yapısına kavuşur. Belirsizlikler azalır, özellikle küçük ve orta ölçekli eczanelerin yaşama gücü artar. İlaç Yokluklarının Önlenmesi: Sağlam ve esnek fiyatlandırma mekanizması, firmaların Türkiye’den çekilme riskini azaltır, böylece toplumun ilaç erişimi güvence altına alınır.
Mesleğin Güçlenmesi: Eczacıların birinci basamak sağlık hizmetindeki konumu pekişir. Ekonomik kaygıların azalması, mesleki enerjinin hasta danışmanlığı, dijital sağlık uygulamaları ve yeni hizmet modellerine yönelmesini sağlar.
Uzun Vadeli Etki:
5–10 yıl içinde: Eczacılık mesleği ekonomik ve sosyal anlamda güçlenir, yeni nesil eczacılar mesleği tercih eder, kamuya maliyet etkin bir sağlık hizmeti sunulur.
15–20 yıl içinde: Türkiye, sürdürülebilir ve yenilenebilir bir ilaç–eczacılık politikası ile Avrupa standartlarında çağdaş bir modele ulaşır.
2-Dezavantajlar Kaldırılmadığında (Müdahale Olmadığında):
Eğer TEB’in uyarıları dikkate alınmaz ve dezavantajlar giderilmezse:
Ekonomik Sıkışma: Eczanelerin gelir-gider dengesi bozulur, özellikle düşük cirolu eczanelerde kapanmalar yaşanır.
İlaç Yokluklarının Derinleşmesi: Fiyatlandırmadaki zafiyet, firmaların ilaçlarını Türkiye’den çekmesine ve ithal ürünlerin azalmasına yol açar. Hastalar en temel tedavilerine erişmekte güçlük çeker.
Sağlık Sisteminin Tıkanması: Reçete karşılanamadığında hastaların tedavi zinciri kırılır, acil servis ve hastanelerde yoğunluk artar, sağlık sistemi bütününde aksama yaşanır.
Mesleki İtibar Kaybı: Eczacılar, hastaların gözünde “ilaç yok diyen” taraf olarak görülür. Bu durum eczacının sağlık danışmanı kimliğine zarar verir.
Uzun Vadeli Etki:
5–10 yıl içinde: Çok sayıda eczanenin kapanması, genç eczacıların iş bulamaması ve mesleğe olan ilgisinin azalması.
15–20 yıl içinde: Türkiye’de eczacılık sisteminin bütüncül olarak zayıflaması, sağlık sisteminin temel direklerinden birinin kırılması ve kamu yararının büyük zarar görmesi.
Sonuç:
Bu nedenle Türk Eczacıları Birliği’nin hibrit fiyatlandırma modellerine sadece “uygulayıcı” değil aynı zamanda “şekillendirici” olarak müdahil olması kritik önemdedir. Dezavantajların giderildiği senaryo, eczacılığı çağdaş, modern ve yenilenebilir bir yapıya kavuşturacak; giderilmediği senaryo ise hem mesleğin hem de sağlık sisteminin sürdürülemez bir krize sürüklenmesine yol açacaktır.
W- Son olarak, eczacılık mesleğinin sürdürülebilirliği ve halk sağlığı için bu fiyatlandırma tartışmasında en çok hangi değeri korumamız gerektiğini söylersiniz?
E.A.- Bu tartışmada en çok korumamız gereken değer, hasta sağlığıdır. Bizim için asıl öncelik, halkın ilaca erişimini güvence altına almak ve bunu sürdürülebilir bir şekilde sağlamaktır. Ancak hasta sağlığını korumak tek başına yeterli değildir; aynı zamanda kamu menfaatini, devletimizin çıkarlarını ve sağlık sistemimizin bütünlüğünü de gözetmek gerekir.
Bu noktada, eczane ekonomilerinin korunması ve canlandırılması büyük önem taşımaktadır. Ekonomik açıdan güçlü olmayan bir eczane sistemi, halk sağlığını koruyamaz. Bunun yanında ülkemizin milli ve yerli ilaç üretiminin teşvik edilmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve yeni nesil ilaçların ülkemize girişinin kolaylaştırılması da uzun vadeli stratejik hedeflerimiz arasında yer almalıdır.
Bizim arzuladığımız model; farmakoekonomi prensiplerini ve farmasötik bakım hizmetlerini merkeze alan, hastalara ve eczacılara ek maliyetler yüklemeyen, ilaca erişimdeki engelleri ortadan kaldıran, fiyat farkları ve çift başlı fiyatlandırma gibi kronikleşmiş sorunları çözebilen, inovatif ve sürdürülebilir bir modeldir. Bu model, kendini güncel sağlık sisteminin ihtiyaçlarına göre sürekli yenileyebilmeli, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerini teşvik etmelidir.
Ve en önemlisi, eczacının birinci basamak sağlık hizmet sunucusu rolünü güçlendiren, yetkilendiren ve önemseyen bir yaklaşımı esas almalıdır. Çünkü eczacı sahadadır, halkın yanındadır, ilacın ve tedavinin doğrudan takipçisidir. Eğer bu değerler korunursa, hem halkımızın sağlığı güvence altında olur hem de eczacılık mesleği geleceğe daha güçlü ve sürdürülebilir bir şekilde yürür.
Unutulmasın: Eczacının olduğu yerde çözüm vardır; Eczacının güçlendiği yerde, hastanın ilaca erişimi güvence altındadır.
W- Bu değerli içgörüler için Ecz. Erol Afacan’a teşekkür ediyoruz. Eczacılık mesleğinin sürdürülebilirliği, toplum sağlığının güvence altına alınması ve vatandaşın ilaca erişim hakkının korunması için yeni fiyatlandırma modellerinin kamu yararı gözetilerek, meslek örgütlerinin ortak aklıyla şekilleneceğine inanıyoruz.
Unutulmamalıdır ki; eczacının olduğu yerde çözüm vardır, eczacının güçlendiği yerde ise hastanın ilaca erişimi güvence altındadır.



















