İlaç sektöründe yaşanan yapısal sorunlar, eczane ekonomilerinin sürdürülebilirliğini ve vatandaşın ilaca erişimini giderek zorlaştırıyor. Çorum Eczacı Odası tarafından hazırlanan “Eczacılıkta Yeni Fiyatlandırma Modelleri Ön Hazırlık Raporu”, bu sorunlara çözüm arayışında önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Biz de bu kapsamda Çorum Eczacı Odası Başkanı Ecz. Erol Afacan ile hem raporun detaylarını hem de eczacılık mesleğinin geleceğini konuştuk.
W- Okurlarımız için hem sizi hem de Çorum Eczacı Odası’nı tanıtmanızı rica etsek, nasıl bir çerçeve çizersiniz ?
Çorum Eczacı Odası Başkanı Ecz. Erol Afacan– Çorum Eczacı Odası, 2003 yılında 45. Bölge Eczacı Odası olarak kuruldu. Biz burayı bir bayrak yarışı olarak görüyoruz. Bu bayrağı ilk taşıyan kurucu yöneticilerimize, bizden önce görev yapan tüm başkanlarımıza ve meslektaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Onların emekleriyle büyüyen bu yapı, bugün bizlerin ellerinde geleceğe doğru yol alıyor.
Bizim vizyonumuz; mesleğin geleceğini öngören, yenilikçi ve cesur reflekslerle hareket eden, kök sorunlara kök çözümler geliştiren bir oda olmak.
Misyonumuz ise hem meslektaşlarımızın hem de toplumun yanında durmak, eczacılık sahasının nabzını tutarak bu nabzı yönetim anlayışımıza entegre etmek ve meslek onurunu kararlılıkla korumaktır.
Çünkü biz inanıyoruz ki; odalar sadece bir idari yapı değil, mesleğin geleceğini yazan, mesleğe yön veren birer yol arkadaşıdır. Biz bu görevi de mevki ya da makam için değil, meslekperver bir ruhla, gelecek kuşaklara daha güçlü ve saygın bir meslek bırakmak için yapıyoruz.
Kendimden bahset gerekirse 1984 Çorum doğumluyum. Evliyim. 2 kız evladı babasıyım. Mersin Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunuyum. Mezuniyetimden sonra 10 yıl boyunca kamuda çeşitli görevlerde yöneticilik ve eczacılık hizmetlerinde bulundum. 2017 yılından bu yana Çorum Eczanesinin mesul müdürü ve eczacısı olarak mesleğimi icra ediyorum. Odamızda kamu komisyonu, sıralı dağıtım ve nöbet komisyonlarında görev aldım; Türk Eczacıları Birliği Kamu Eczacıları Komisyonu’nda iki dönem çalışarak kamudaki meslektaşlarımızın sorunlarına çözüm üretmeye gayret ettim. 2023 Eylül ayı seçimleri sonucunda eczacılarımızın teveccühü ile Çorum Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı olarak halen görevimi sürdürüyorum.
Ben bu görevi az önce de bahsettiğim gibi bir bayrak yarışı olarak görüyor, mesleğimizin geleceğine katkı sağlamak için büyük bir sorumluluk olarak kabul ediyorum. Hedefimiz; meslek örgütünü meslektaşlarının yanında dimdik duran, geleceğe güvenle bakan, toplum sağlığında eczacının değerini büyüten bir vizyonla yoluna devam ettirmektir. Bunu da samimiyetle, tutkuyla ve güçlü bir aidiyet duygusuyla yapıyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki eczacılığın geleceğini ancak birlikte, el ele, meslekperver bir ruhla yazabiliriz.
W- Erol Bey, meslektaşlarınızın şu anda en çok hangi zorluklarla karşılaştığını ve bu sorunların eczane yönetimine ve vatandaşa nasıl yansıdığını bizimle paylaşır mısınız?
E.A.- Meslektaşlarımızın bugün en çok zorlandığı başlıca sorunların başında ilaç yoklukları geliyor. Vatandaşımızın en temel hakkı olan ilaca erişimde yaşanan bu sıkıntılar, hem eczacılarımızı hem de doğrudan hastaları mağdur ediyor. Özellikle yeni nesil ilaçların %10’nunun ancak ülkemize gelmesi, ithal ilaçların ülkemize sınırlı gelmesi, pek çok firmanın ürünlerini Türkiye’den çekmeye başlaması, iç piyasada bulunması gereken ilaçların yurtdışına satılması ciddi bir tablo ortaya çıkarıyor.
Bu durum, yüksek fiyat farklarıyla hastaların omuzlarına yük bindiriyor, ilacın yokluğu ya da gecikmesi hastalıkların tedavisinde aksamalara sebep oluyor. Bir diğer büyük sorun ise eczane ekonomilerinin sürdürülemez hale gelmesi.
Gider kalemleri (kira, personel, enerji, SGK uyum maliyetleri vb.) katlanarak artarken, gelir kalemleri aynı oranda artmıyor. İlaç kâr marjlarının yıllar içinde sürekli düşmesi, majistral tarifenin güncellenmemesi, enjektör strip ve insülin iğne uçları gibi tıbbi malzeme kalemlerin fiyatlarının gerçek maliyetlerle uyuşmaması eczaneleri krediyle ayakta durmaya zorlar hale getirdi. Bu durum doğrudan eczane yönetimine yansıyor; meslektaşlarımız artık günün önemli bir kısmını ekonomik denklemleri tutturmaya harcıyor, vatandaşa ayırması gereken zamanı ve emeği giderek azalıyor.
Eczane kalemlerinin eczane dışına kaydırılması da bizi zorlayan başka bir alan. Örneğin, radyoopak maddelerin ve kemoterapi ilaçlarının hastanelere kaydırılması, OTC ürünlerinin zincir marketlerde satılması, aşı gibi ürünlerin eczanesi olmayan kliniklerde sunulması, dermokozmetik ürünlerin firmaların kendi web sitelerinde ve eczane dışı platformlarda satışa çıkması hem eczacının gelirini daraltıyor hem de halk sağlığı için risk oluşturuyor.
Çünkü eczacının kontrolü dışında satılan bu ürünlerde sahtecilik, yanlış saklama koşulları, denetimsizlik gibi nedenlerle vatandaşlarımız ciddi sağlık tehditleriyle karşı karşıya kalıyor.
Bir diğer kritik başlık da ilaç fiyat politikasının ömrünü tamamlamış olmasıdır. Bugün sabit euro kuru ile güncel kur arasındaki makas yüzde 100’ü aşmış durumda. Kamu kurum iskontosu uygulanmayan ilaçlar, SGK protokolünde tek taraflı ve eczacı aleyhine hükümler, ömrünü ve mantığını yitirmiş sağlık uygulama talimatı (SUT) hep aynı çerçevenin yansımalarıdır. Bunun sonucunda yeni nesil ilaçlar ülkemize gelmiyor, birçok ürün raflarda yer bulamıyor, ithal ilaçlar kısıtlı geliyor ve nihayetinde vatandaş ilacına ulaşamıyor.
Bunların yanı sıra, personel yetersizliği, özellikle 2013 sonrası fakültelere giren meslektaşlarımızın istihdam sorunları, kamu eczacılarının özlük ve mesleki itibar kaybı, ne yazık ki son yıllarda artan sağlıkta şiddet vakaları da çözüm bekleyen öncelikli sorunlarımız arasında.
Bütün bu tabloya baktığımızda, eczacılar toplum sağlığı için nöbet tutan birer sağlık çalışanı olmanın ötesinde adeta finansal ve bürokratik sorunlarla boğuşan bir meslek grubuna dönüşmüş durumda.
Ve aslında tüm bu yaşananların temelinde bir kök sorun var: Devletimizin yıllık bütçe hesaplamasında sağlığa ayrılan payın giderek azalması, sağlık içinde de ilaca ayrılan alt bütçede eczane ayağındaki artış oranının hastane ayağının çok çok altında kalması.
Bu dengesizlik giderilmeden yapılan her düzenleme eksik kalmaya mahkûmdur. Eczane ayağını güçlendirmeyen hiçbir sistem, vatandaşın ilaca erişimini ve sağlık hakkını koruyamaz.
Ama tüm bu tabloya rağmen biz ne umudumuzu kaybediyoruz ne de mücadelemizden vazgeçiyoruz. Çözüm; meslek örgütlerimizin, kamu otoritelerinin ve sektör paydaşlarının samimi bir iş birliğiyle, eczacının sesine kulak vererek, bütçe planlamasında adaleti sağlayarak gerçekçi adımlar atmasından geçiyor.
Biz eczacılar olarak hem mücadele etmeye hem de el birliğiyle çözüm üretmeye hazırız. Çünkü inanıyoruz ki; mesleğimizin onurunu, vatandaşımızın ilaca erişim hakkını ve ülkemizin sağlık geleceğini birlikte savunduğumuzda başaracağız.
Biz bu hakkı almak için kararlıyız, ama bunu çatışarak değil, dayanışarak ve meslekperver bir ruhla gerçekleştireceğiz. Unutulmamalıdır ki; eczacının olduğu yerde çözüm vardır, eczacının olduğu yerde umut vardır.
W- 18 Ağustos 2025 yayınladığınız Eczacılıkta Yeni Fiyatlandırma Modelleri Ön Hazırlık Raporunuzu hazırlama motivasyonunuz ve süreci nasıl gelişti?
E.A.- Az önce de ifade ettiğim gibi, Çorum Eczacı Odası her zaman meslekperver reflekslerle hareket eden, mesleğin sorunlarına duyarlı, ön görüşe sahip, araştırmacı bir anlayışa sahiptir.
Bizim inancımız şudur: Mesleğin geleceğini şekillendiren senaryolarda eczacılar, yani eczacı odaları, yani Türk Eczacıları Birliği bizzat baş senarist olmalıdır. Sadece izleyen ya da figüran değil, oyunun yazarı olmalıyız. Motivasyonumuz tam da buradan doğuyor.
Çünkü biz sorun yaşanmadan sorunu tespit etmeyi, kök nedenlerini analiz etmeyi ve kök çözümler geliştirmeyi kendimize ilke edindik. Bu süreç aslında uzun zamandır gündemdeydi. Gerek odamız gerekse diğer eczacı odalarımız ve meslek örgütümüz defalarca dile getirdi: İlaç Fiyat Kararnamesi mevcut haliyle raf ömrünü tamamlamıştı.
Bu konu farklı platformlarda hem bakanlıklara hem de ilgili kurumlara iletildi. Çorum Eczacı Odası olarak biz de daha önce bu konuda açık çağrılar yaptık. Sürecin hızlanmasına sebep olan önemli bir gelişme ise 2024 AB İlerleme Raporu oldu.
Raporda, Türkiye’nin ilaç fiyatlama politikasının sabit döviz kuru endeksine dayandığı, bu durumun da ekonomik dalgalanmalarda güncel kur ile sabit kur arasındaki farkı büyüttüğü, bunun sonucunda ise ilaca erişimin imkansız hale geldiği, ithal ve yeni nesil ilaçların ülkeye girişinin zorlandığı net bir şekilde ifade edilmişti.
Bu tespit Türkiye’ye ‘negatif puan’ olarak yansıdı. Biz de bu bulguyu Başkanlar Grubu’nda ilk dile getiren oda olduk ve devletimizin bu konuya duyarsız kalamayacağını vurguladık.
Bu aşamadan sonra odamız tarafından 6 farklı model çalışması yapıldı ve 3 hibrit model önerisi geliştirildi. Çalıştay çağrısı yaparak bu modellerin tartışılmasını önerdik. Ardından uluslararası alanda da ilginç bir gelişme yaşandı: ABD Başkanı Trump, “Most Favored Nation” (En Çok Kayrılan Ülke) modeline geçeceğini, ilaç fiyatlarında %30-80 oranında indirim yapacağını ve aradaki kayıpları ABD dışındaki ülkelerden telafi edeceğini açıkladı.
İlk tepki, hipertansiyon ilaç grubunda yoğun portföyü bulunan bir Fransız firmasından geldi. Firma bu grup ilaçlarda kamu kurum iskontosu uygulamayacağını beyan etti. Ancak T.E.B Olağanüstü Başkanlar Danışma Toplantısı’nın ardından aldıkları kararlarını ikinci bir karara kadar askıya aldıklarını duyurdular.
Bu gelişmeler, ilaç fiyatlandırma modelinin ne kadar kırılgan olduğunu bize bir kez daha gösterdi. İşte tam da bu noktada biz çağrımızı yeniledik: Ülkemizin menfaatlerine ve çıkarlarına uygun, yerli ilaç üretimini ve yatırımlarını teşvik eden, yeni nesil ilaçlara erişimi kolaylaştıran, eczacının birinci basamak sağlık hizmet sunucusu rolünü güçlendiren, inovatif ve süreç içerisinde kendisini güncelleyebilen güçlü bir model kurulmalıydı.
Daha sonra Bakanlığımızın 5 fiyat modeli üzerinde çalıştığını açıklaması üzerine biz de oda refleksiyle bu modelleri mercek altına aldık. Çalışma yöntemlerini, olası eczacıya yansımalarını, artılarını ve eksilerini tespit ederek bir projeksiyon geliştirdik.
Bu projeksiyonla birlikte meslek örgütümüze ve odalarımıza şu çağrıyı yaptık: Bu modellerin çalışmasına mutlaka müdahil olunmalı, mesleğin geleceğini etkileyecek bu süreçte eczacılar adına meslek örgütümüz Türk Eczacıları Birliği söz sahibi olmalıdır.
Bizim bu raporu hazırlama motivasyonumuz, işte tam da bu meslekperver bakış açımızdan kaynaklanmaktadır. Çünkü biz inanıyoruz ki; eczacılığın geleceğiyle ilgili her senaryoda eczacılar senarist olmak zorundadır. Eğer senaryoyu başkaları yazarsa, mesleğimiz ancak başrol oyuncusu yerine figüran olur. Biz buna izin vermeyeceğiz.
W- Mevcut ilaç fiyatlandırma politikasına yönelik değerlendirmenizi alabilir miyiz?
E.A.- “Mevcut ilaç fiyatlandırma politikasını iki dönemde değerlendiriyorum: ilk uygulanmaya alındığı dönem ve bugün.
1) İlk yıllar: Doğru tasarım, doğru iklim Sabit döviz kuru endeksine dayalı, referans ülke fiyatlarını baz alan model ilk devreye girdiğinde; kur oynaklığının düşük olduğu, enflasyonun kontrol altında seyrettiği bir iklim vardı.
- Avantajları: Bütçe öngörülebilirliği, fiyat şeffaflığı, jenerikleşme hızında artış ve hastanın ilaca erişiminde istikrar sağlandı.
- Sonuç: O günün koşullarında, model sağlık alanında atılmış en isabetli adımlardan biriydi.
2) Bugün: Koşullar değişti, modelin raf ömrü doldu Pandemiyle birlikte yüksek enflasyon ve kur şokları yaşadık; sabit kur ile piyasa kuru arasındaki makas yıllar içinde çift haneli oranları aşarak dramatik biçimde açıldı.
- Eczacı baremleri (kademeli kâr marj yapısı) uzun süre güncellenmedi; 2021–2023’te gelen düzeltmeler ise rasyonel seviyeyi yakalayamadı.
- Tasarruf politikaları ve bütçe dağılımındaki tercihlerin etkisiyle, sağlık bütçesi içinde ilaca ayrılan payın eczane ayağı zayıflarken, hastane ayağının artması dengeleri bozdu.
- Yüksek kur ve maliyet baskısı firmaların üretim/ithalat kararlarını zorlaştırdı; birçok üründe kısıtlı arz, gecikme, bazı moleküllerde piyasadan çekilme yaşandı.
- Yeni nesil ilaçların gelişi yavaşladı, bazı kritik ürünler bulunamaz hale geldi; hastalar yüksek fiyat farkları ve erişim gecikmeleri ile karşılaştı.
- Sonuçta, ilaç ekonomisi ve eczane ekonomisi kırılganlaştı; model artık bugünün Türkiye’sinin makro gerçeklerine cevap veremiyor.
Bugünkü yapının kök sorunu; sağlık bütçesi planlamasında ilaca ve eczane ayağına ayrılan payın yetersiz ve dengesiz kalması, buna eşlik eden kur makası ve güncellenemeyen marj/tarife yapılarıdır.
Bu zemin düzelmeden yapılan kısmi düzenlemeler kaçınılmaz olarak eksik kalır.
Çözümün çerçevesi (ilkeler) Bizim yaklaşımımız net: dinamik, hibrit ve kendini güncelleyebilen bir model.
- Dinamik kur bandı + referans sepet: Sabit tek kur yerine, referans ülke fiyatlarıyla uyumlu sepet/ band yaklaşımı; belirli eşiği aşan kur farkında otomatik mikro düzeltme.
- Eczane ayağını güçlendirme: Kademeli marjlarda rasyonel güncelleme, majistral tarife ile sarf kalemlerinin (enjektör strip, insülin iğne ucu vb.) maliyet esaslı güncellenmesi.
- Bütçe dengesi: Sağlık bütçesinde ilaca ayrılan payın eczane-hastane dengesi gözetilerek yeniden kurgulanması; SUT ve protokol hükümlerinin tek taraflı yükleri azaltacak şekilde revizyonu.
- Erişim ve tedarik sürekliliği: Kritik ilaçlarda arz güvenliği mekanizmaları, ihracat/parallel ticarete karşı etkin izleme ve erken uyarı sistemleri.
- Yerli üretim ve yeni nesil ilaçlar: Yatırım ve AR-GE teşviki, seçili moleküllerde risk paylaşım ve sonuç odaklı geri ödeme anlaşmaları.
- Nakit akışı ve vadeler: Eczaneler ve kritik tedarik başlıkları için makul ödeme vadeleri; nakit akışını bozan uygulamalarda (ör. bazı kalemlerde peşin alım–gecikmeli geri ödeme) iyileştirme.
Özetle: İlk uygulandığı dönemde doğru olan bu model, bugünün yüksek enflasyon–yüksek kur gerçekliğinde işlevini yitirmiştir. Çözüm, eczacının sahadaki emeğini ve hastanın ilaca erişim hakkını merkeze alan dinamik, adil ve öngörülebilir bir fiyatlandırma mimarisine geçmektir.
Unutulmasın: Eczacının olduğu yerde çözüm vardır; eczacının güçlendiği yerde, hastanın ilaca erişimi güvence altındadır.”
W- Fiyatlandırma modellerine neden odaklandınız? Eczacılığın sürdürülebilirliği açısından bu adımın önemi nedir?
E.A.- Fiyatlandırma modellerine odaklanmamızın nedeni çok açık: ilacın fiyatı, erişimin ve eczacılığın sürdürülebilirliğinin ana iskeletidir. Fiyat doğru kurgulanmazsa tedarik zinciri aksar, eczane ekonomisi çöker, hasta ilaca ulaşamaz.
Eczacı odası yöneticisi olmak; algıları açık tutmayı, mesleğin geleceğine temas eden her parametreyi irdelemeyi, buradan kök neden–kök çözüm çıkarıp sahaya katma değerli proje olarak indirmeyi gerektirir.
Bizim bakışımız şu: İlacın olduğu her yerde eczacı vardır; eczacının olduğu her yerde de ilaç güvenle vardır. Bu ikisi ayrılmaz, ayrıştırılamaz. Dolayısıyla fiyatlandırma modelinin tasarımına eczacının sözü, sahadaki tecrübesi ve değeri yansımıyorsa, o modelin “sağlıklı” işlemesi mümkün değildir.
Neden fiyatlandırma modeli?
Erişimin kalbi: Doğru model, stok yokluklarını azaltır, hastanın cepten ödemesini öngörülebilir kılar, tedavi sürekliliğini korur.
Eczanenin can damarı: Marj ve tarifelerin rasyonel kurgusu; nakit akışını, istihdamı, hizmet kalitesini ayakta tutar.
Sistemin sigortası: Bütçe öngörülebilirliği sağlar; birinci basamakta eczanenin güçlü kalmasıyla hastane yükünü azaltır.
Eczacılığın sürdürülebilirliği açısından kritik etkiler
- Eczane ölçeğinde: Rasyonel marj/barem ve majistral–sarf kalemlerinde maliyet esaslı güncelleme ile eczanenin yaşama payı korunur. Makul ödeme vadeleri ve adil protokol hükümleri ile nakit döngüsü düzelir, hizmete ayrılan zaman artar.
- Hasta açısından: Kur farkı ve tedarik şoklarını emen dinamik/hibrit fiyatlama ile daha az ilaç yokluğu, daha düşük fiyat farkı. Eczacı danışmanlığının güçlenmesi ile tedaviye uyum ve güvenlik artar.
- Sağlık sistemi açısından: Kritik moleküllerde arz güvenliği ve erken uyarı mekanizmalar ile paralel ihracat/sahte ürün riskleri azalır. Yerli üretim ve yeni nesil ilaç için öngörülebilir zemin ile stratejik bağımsızlık güçlenir.
İlke setimizde model tasarımında olmazsa olmazlarımız Dinamik kur bandı + referans sepet: Belirli eşiği aşan kur farkında otomatik mikro düzeltme.
Eczane ayağını güçlendirme: Kademeli marjların rasyonelleştirilmesi, majistral tarifelerin güncel maliyetlere bağlanması.
Bütçe dengesi: Sağlık bütçesinde eczane–hastane dengesinin yeniden kurulması; SUT ve protokolde tek taraflı yüklerin azaltılması.
Yönetişim ve şeffaflık: Eczacı odalarının ve Birliğin masada, metinde ve denetimde yer aldığı, veriye dayalı bir yapı.
Başarıyı nasıl ölçeceğiz?
- Stok yokluğu günleri sayının azalmasıyla
- Hastanın cepten ödemesi endeksinin azalmasyıla
- Eczane net faaliyet marjı ve nakit dönüş süresinde iyileşmeyle
- İlaca erişim süresinin azalmasıyla ölçülecek.
Biz, mesleğimizi ilgilendiren her başlığa odaklanmak zorundayız. Çünkü eczacının güçlendiği yerde ilaca erişim güvence altındadır.
Fiyatlandırma modellerine odaklanmamızın sebebi, sadece bir ekonomik teknik düzenleme yapmak değil; mesleğin bekasını ve toplumun ilaca hakkını kalıcı biçimde garanti altına almaktır.
Eczacının olduğu yerde çözüm vardır; eczacının olduğu yerde umut vardır.
W- Raporun beş model önerdiği göz önüne alındığında, her bir modelin temel mekanizmasını kısaca nasıl özetlersiniz?
devam edecek..



















