Amgen Türkiye’deki başarılı liderliğinin ardından rotasını dünyanın en dinamik pazarlarından biri olan Çin’e çeviren Amgen Çin VP & GM’ü Güldem Berkman, bu devasa ekosistemdeki ilk izlenimlerini, liderlik felsefesini ve gelecek vizyonunu WinAlly okurları için kaleme aldı. 1,4 milyar nüfuslu bir coğrafyada teknoloji, inovasyon ve insan odaklı liderliğin nasıl harmanlandığını Berkman’ın kendi ağzından dinliyoruz.
W- Çin’e geçtikten sonra iş kültürü, çalışma ortamları ve yerel pazardaki dinamikler açısından deneyimleriniz neler oldu? Sizi en çok ne şaşırttı?
Güldem Berkman – Çin’de beni en çok etkileyen konulardan ilki ölçeği oldu. Bu tahmin etmesi zor bir şey değil ama gidince insan daha çok idrak ediyor. 1,5 milyar insan, 5 milyon hekim, 25.000 hastane ve dünyanın en büyük ikinci ilaç pazarı... Dinamikler çok etkileyici.
Şanghay’da yaşıyoruz. Şanghay’ın silüeti, yaşadığımız mekânlar, her yerdeki süper lüks alışveriş merkezleri, dünya listesine giren sayısız yüksek bina, LED’le ışıklandırılmış “her yer”… Huangpu Nehri çevresinde büyüleyici bir ortam sunuyor.
Tamamen kapalı devre diyebileceğim bambaşka sistemler kullanıyorlar. Bizim bildiğimiz hiçbir aplikasyon ve sistem kullanılmıyor; tamamen kendilerine özgü aplikasyonları, yöntemleri var. Dünyadan ayrı bir yer. Teknoloji kendini yaşamın her yerinde hissettiriyor. Birçok büfede robotlar çalışıyor, hiçbir şekilde para ya da kredi kartı kullanılmıyor, her şey cep telefonu üzerinden yürüyor. Tüm ofiste teknolojik okuryazarlık aşırı üst seviyede.
İnovasyon konusuna gelirsek; ben Çin’in özellikle ilaç inovasyonunda bu kadar ileri gitmiş olduğunu hiç tahmin etmezdim. 2024 yılında pazara sunulan inovasyonun %50’si lokal Çin şirketlerine ait. Halkın çalışkan olduğunu biliyorduk ama ben bu kadarını bilmiyordum. Ana değerleri başarı ve çalışkanlık; çalışkan olmayan kişi toplum tarafından dışlanıyor. Son olarak, Çin deyince eskiden akla daha kalitesiz harcıâlem ürünler gelirdi. Kalite konusunda da muhteşem bir noktaya geldiklerini düşünüyorum. Didi adında, Uber’e benzer bir sistemleri var; o sayede arabalarını tanıdık. Arabalar dışarıdan muhteşem görünüyor ama içleri nasıldır diye merak ediyordum. Pozitif anlamda şaşkın olduğumu söyleyebilirim.
Sonuçta kişisel olarak bu çap ve bu çalışkanlık seviyesinde, ilk zamanlarda bayağı yorulduğumu söyleyebilirim ama yavaş yavaş hem işler oturdu hem de ben alıştım. İyiyiz.
W- Hem Türkiye hem de Çin deneyimleriniz ışığında; ekip yönetimi, kültürlerarası iletişim ve liderlikteki “başarı sırlarınız” hakkında neler söylersiniz?
G.B.- Bence benim en büyük yöneticilik sırrım -kitabımda da bahsettiğim gibi- çok küçük yaşlarda babamın ruh durumunu anlamak üzere geliştirdiğim duygusal zekâ ve empati. Bir odaya girdiğimdeki atmosfer, bir insanın bakışındaki hayal kırıklığı ya da gizli sevinç benim için çok kolay anlaşılabilir şeyler. Aslında herkes için öyle, sadece dikkati buraya kanalize etmek önemli.
Dünyanın neresine giderseniz gidin; insan, insan. Çin’de umduğumdan çok daha açık ve sıcakkanlı bir grupla karşılaştım! Bununla birlikte yabancı dil çok önemli bir bariyer ve vücut dilleri bile farklı. Ama önemli değil, yine geliştirdiğiniz duygusal zekâ çalışabiliyor. Bir kez daha otantik liderliğin avantajlarını yaşadığımı söyleyebilirim. Çok farklı bir kültür, devamlı sizden yönlendirme bekliyorlar. Bu noktada en açık halimle “Yok, ben bu şekilde çalışmaya alışkın değilim, biraz da siz beni yönlendirin” dedim mesela. Sizin açık, içten ve olduğunuz gibi olmanız her yerde önemli.
Bunun dışında en önemli konulardan biri önceliklendirme. Özellikle bu kadar büyük bir okyanusa gittiğinizde, başarılı olmak için doğru önceliklendirmeleri yapabiliyor olmanız çok önemli. İlk aşamada ekiple birlikte kazanmamız gereken alanları hızlı bir şekilde çok iyi belirlediğimizi düşünüyorum. Sonuçta bir sürü liderlik özelliğini eksik veya fazla kullanıyor olabiliriz; ancak yepyeni bir kültüre, daha da büyük bir işe gittiğinizde; duygusal zekâ, otantik liderlik ve önceliklendirme konuları ilk öne çıkan sırlardı diye düşünüyorum.
W- Amgen Çin için geleceğe yönelik hedefleriniz nelerdir? Özellikle sürdürülebilirlik, erişim ve ekip kültürü bağlamında nasıl bir vizyon kurguladınız?
G.B.- Görece olarak Çin’de daha yeni bir şirketiz. Geliştirdiğimiz ilaçların ihtiyacı olan Çinliler tarafından da kullanılabilir hale gelmesi benim için çok önemli. Çin’de sürdürülebilir bir iş yapabilmeniz için maliyetlerinizi çok iyi yönetebilmeniz lazım; bu anlamda da çok çaba sarf ediyorum.
Böylesine büyük bir ekosistemde iş birlikleri daha da önemli hale geliyor; iş birliklerimizi daha da güçlendirmek istiyorum. Ve en önemlisi; şirketinde çalışmaktan mutlu, gururlu, başarılı ve keyifli bir ekip oluşturmak ana konularımdan biri.

2026 yılına girerken, tüm WinAlly okurlarına ve sektör paydaşlarımıza sağlık, mutluluk ve başarılarla dolu bir yıl diliyorum. Yeni yılın hepimize önce kendi sınırlarımızı aştığımız, yeni deneyimlerle zenginleştiğimiz ve umut dolu başlangıçlar getirmesini temenni ederim.
W- Bu değerli paylaşımları ve vizyoner bakış açısı için Sayın Güldem Berkman’a teşekkür eder, Çin’deki görevinde başarılarının devamını dileriz.



















