Omega-3 yağ asitleri uzun süredir depresyon tedavisinde umut verici bir destek olarak gündeme geliyordu. Ancak çocuk ve ergenlerde yapılan geniş kapsamlı klinik araştırma, bu beklentiyi karşılamadı. Bu haber, yalnızca bilimsel kaynaklara dayalıdır ve okuyuculara doğru, güvenilir bilgi sunmayı amaçlamaktadır.
Çocukluk ve ergenlik döneminde majör depresif bozukluk, dünya genelinde ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Özellikle intihar riski nedeniyle bu yaş grubunda depresyonun etkin tedavisi kritik önem taşıyor. Son yıllarda omega-3 yağ asitleri, balık yağı takviyeleri aracılığıyla depresyon tedavisinde ek bir seçenek olarak gündeme gelmişti. Yetişkinlerde bazı çalışmalar, antidepresanlarla birlikte kullanıldığında semptomlarda iyileşme olabileceğini öne sürmüştü. Ancak çocuk ve ergenlerde yapılan yeni bir klinik araştırma bu beklentiyi doğrulamadı.
İsviçre’de beş farklı merkezde yürütülen ve 257 çocuk ile ergeni (8–18 yaş arası) kapsayan dokuz aylık randomize kontrollü çalışmada, katılımcılar günlük 1.5 gram omega-3 takviyesi veya plasebo aldı. Çalışmanın sonuçları JAMA Network Open dergisinde yayımlandı. Bulgulara göre, omega-3 takviyesi alan grupta depresyon şiddeti, yaşam kalitesi, intihar düşünceleri veya ek antidepresan ihtiyacı açısından plasebo grubuna kıyasla herhangi bir ek fayda sağlamadı.
Araştırmada depresyon skorları, omega-3 grubunda 36.5, plasebo grubunda ise 36.8 olarak ölçüldü. Her iki grupta da benzer düzeyde iyileşme görüldü. Bu sonuç, omega-3 takviyelerinin çocukluk çağı majör depresif bozukluğunda tedaviye ek bir katkı sunmadığını ortaya koydu.
Uzmanlar, bu bulguların ailelerin ve sağlık profesyonellerinin dikkatini çekmesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü kanıta dayalı tedaviler yerine doğal takviyelere yönelmek, etkili tedavinin gecikmesine ve depresyonun daha uzun sürmesine yol açabilir. Bu durum, intihar riskini artırabilecek ciddi bir tehlike barındırıyor.
Araştırmacılar ayrıca çalışmanın COVID-19 pandemisi sırasında yürütülmüş olmasının sonuçları etkilemiş olabileceğini, sosyal medya kullanımının ise kontrol edilmediğini belirtiyor. Bu nedenle daha kapsamlı ve farklı koşullarda yapılacak yeni araştırmalara ihtiyaç duyuluyor.
Sonuç olarak, omega-3 yağ asitleri çocukluk çağı majör depresif bozukluğunda plaseboya üstün bir etki göstermemiştir. Bilim insanları, gelecekte biyolojik belirteçlerin incelenmesiyle daha etkili tedavi stratejilerinin geliştirilebileceğini öngörüyor.



















