Bu haber, The Lancet Regional Health – Americas dergisinde yayımlanan ve University of Pittsburgh ile UPMC araştırmacılarının yürüttüğü çalışmaya dayanmaktadır. Bulgular, yalnızca bilimsel veriler ışığında aktarılmıştır; okuyucuların sağlığına dair yanlış yönlendirmelerden kaçınmak için kaynak dışına çıkılmamıştır.
Obezite kardiyovasküler bir risk faktörüdür ve koroner arter kalsiyum (KAK) düzeyi, koroner ateroskleroz yükünü değerlendirmek için sıklıkla kullanılır. Bu çalışmanın amacı, KAK insidansının öngörücüleri olarak vücut kitle indeksi (VKİ), bel çevresi (BÇ) ve bel-boy oranını (BG/B) değerlendirmektir. Ekip, Brezilya Yetişkin Sağlığı Boylamsal Çalışması’na (ELSA-Brezilya) katılan 2.721 yetişkinin verilerini analiz etti. Bu bireylerin başlangıçta herhangi bir kardiyovasküler hastalığı yoktu ve beş yıldan uzun süre takip edildiler.
Vücut kitle indeksi (BMI), uzun yıllardır obezite ve kalp-damar hastalıkları riskini ölçmek için kullanılan en yaygın yöntemlerden biri. Ancak yeni bir araştırma, bel-boy oranının (waist-to-height ratio, WHtR) bu alanda çok daha güçlü bir gösterge olduğunu ortaya koydu.
University of Pittsburgh ve UPMC’den bilim insanlarının yürüttüğü çalışma, Brezilya Uzunlamasına Yetişkin Sağlığı Çalışması (ELSA-Brasil) kapsamında 2.721 yetişkinin verilerini inceledi. Katılımcıların başlangıçta kalp-damar hastalığı bulunmuyordu ve beş yılı aşkın süreyle takip edildiler.
Araştırmanın sonuçlarına göre:
BMI, bel çevresi ve bel-boy oranı başlangıçta kalp-damar hastalığı riskini öngörüyordu.
Ancak yaş, cinsiyet, sigara, egzersiz, diyabet, hipertansiyon ve kolesterol gibi klasik risk faktörleri hesaba katıldığında, yalnızca bel-boy oranı güçlü bir öngörücü olarak kaldı.
Özellikle BMI’si 30’un altında olan bireylerde, yani obezite tanımı dışında kalan kişilerde, bel-boy oranı 0,5’in üzerinde olanların kalp-damar hastalığı riski belirgin şekilde arttı.
Araştırmanın başyazarı Dr. Thiago Bosco Mendes, “Klasik risk faktörlerini ayıkladığımızda yalnızca bel-boy oranı öngörücü olarak kaldı” diyerek bu ölçütün önemini vurguladı. Çalışmanın kıdemli yazarı Dr. Marcio Bittencourt ise, “Bel-boy oranı, kalp hastalığı riskini erken dönemde saptamak için basit ve güçlü bir yöntem. Kilo, kolesterol ve tansiyon normal görünse bile riskli bireyleri ortaya çıkarabilir” ifadelerini kullandı.
Bu bulgular, BMI’nin yağ dağılımını dikkate almaması nedeniyle sınırlı kaldığını, buna karşılık bel-boy oranının merkezi obeziteyi doğrudan yansıttığını gösteriyor. Merkezi obezite, kalp hastalıklarıyla en yakından ilişkili yağlanma türü olarak biliniyor.
Uzmanlara göre, bel-boy oranının rutin taramalarda kullanılması, erken teşhis ve önleyici müdahaleler için yeni bir kapı aralayabilir.



















