Ana Sayfa Görüşler Nadir Hastalıklarda Dönüştürücü Güç: Alexion, AstraZeneca Nadir Hastalıklar Türkiye’nin Bütüncül Vizyonu ve...

Nadir Hastalıklarda Dönüştürücü Güç: Alexion, AstraZeneca Nadir Hastalıklar Türkiye’nin Bütüncül Vizyonu ve Gelecek Hedefleri

Alexion, AstraZeneca Nadir Hastalıklar Türkiye Genel Müdürü Derya Köker

Nadir hastalıklar alanında 30 yılı aşkın küresel liderliği, güçlü araştırma portföyü ve bilimsel yetkinliğiyle öne çıkan Alexion, AstraZeneca Nadir Hastalıklar Türkiye, yalnızca tedavi odaklı değil; tanıdan erişime, dijital sağlık çözümlerinden sürdürülebilir ekosistem projelerine kadar bütüncül bir yaklaşımla sektöre öncülük ediyor.

Alexion, AstraZeneca Nadir Hastalıklar Türkiye Genel Müdürü Derya Köker ile gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda; şirketin hasta odaklı yaklaşımını, Türkiye’deki stratejik klinik araştırma yatırımlarını, RAREady gibi sürdürülebilir ekosistem girişimlerini ve yenilikçi dijital dönüm projelerini detaylarıyla konuştuk.

WinAlly- Alexion, AstraZeneca Nadir Hastalıklar, nadir hastalıklar alanında dünyanın öncü şirketlerinden biri. Sizi bugün bu alanda farklılaştıran en önemli unsur nedir?

Alexion, AstraZeneca Nadir Hastalıklar Türkiye Genel Müdürü Derya Köker Bizi nadir hastalıklar alanında farklılaştıran en önemli unsur, bu alanı yalnızca tedavi geliştirilmesi gereken bir uzmanlık sahası olarak değil, bilim, hasta odaklılık, erişim, sağlık eşitliği ve ekosistem gelişimini birlikte ele alan bütüncül bir sorumluluk alanı olarak görmemiz. Alexion, AstraZeneca Nadir Hastalıklar olarak öncü bilimsel çalışmaları dönüştürücü tedavilere çeviriyoruz. Ancak bununla yetinmiyor, nadir hastalık topluluğunu dinleyerek ve onlarla iş birliği yaparak tanıdan tedaviye, klinik araştırmalardan hasta deneyimine kadar uzanan yolculuğun tamamında kalıcı değer yaratmayı hedefliyoruz.

30 yılı aşkın liderliğimiz, 20 yılı aşkın gerçek yaşam kanıtı birikimimiz, bugün 8 nadir hastalık alanında 7 onaylı tedaviye[1]  ulaşmamızı sağladı; buna karşın bizim için asıl belirleyici olan, karşılanmamış ihtiyacın hâlâ çok büyük olması ve bu nedenle bilimi cesurca takip ederek yeni çözümler üretmeye devam etmemiz. Hastaların ve bakım verenlerin içgörülerini çalışmalarımızın merkezine alan, erken tanıyı, daha eşitlikçi erişimi ve sağlık sistemleriyle ortak ilerlemeyi önemseyen bu yaklaşımın, bizi bugün gerçekten farklılaştıran temel unsur olduğuna inanıyoruz.

[1] Kaynak: https://alexion.com

W- Dünyada ve Türkiye’de nadir hastalıklar konusunda en önemli ihtiyaç sizce nedir?

D.K.- Bence dünyada da Türkiye’de de nadir hastalıklar alanındaki en kritik ihtiyaç, erken ve doğru tanıyı mümkün kılan, ardından da hastayı doğru bakım ve tedavi yolculuğuna hızla bağlayan entegre bir sistemin kurulması. Çünkü nadir hastalıklarda asıl sorun çoğu zaman yalnızca tedavi eksikliği değil; hastanın yıllarca sağlık sistemi içinde görünmeden dolaşması, farklı uzmanlıklara yönelmesi, yanlış ya da geç tanı alması ve bu süreçte hem klinik hem de insani açıdan önemli kayıplar yaşamasıdır. Bu nedenle gelecekte fark yaratacak konu, yalnızca yeni ilaçların geliştirilmesi değil, sağlık sistemlerinin nadir hastalıkları daha erken tanıyabilen, daha doğru yönlendirebilen ve daha eşitlikçi biçimde yönetebilen yapılara dönüşmesi olacak. Başka bir deyişle, en büyük ihtiyaç tekil bir çözüm değil; tanı, veri, uzmanlık, yönlendirme, erişim ve uzun dönem takip arasında kopmadan işleyen bir ekosistemdir.

W- Bilim ve inovasyon Alexion’un temel gücü. Önümüzdeki dönemde hangi alanlara odaklanıyorsunuz?

D.K.- Önümüzdeki dönemde odağımız, nadir hastalıklarda yüksek karşılanmamış ihtiyacın bulunduğu alanlarda öncü bilimi dönüştürücü yeniliklere çevirmek olacak. Alexion, AstraZeneca Nadir Hastalıklar olarak nadir hematoloji, nefroloji, nöroloji, kemik metabolizması, kardiyoloji, endokrinoloji ve nadir tümörler dahil birçok alanda güçlü bir araştırma portföyü yürütüyor; kompleman biyolojisindeki uzmanlığımızı yeni nesil tedaviler ve yeni hedeflerle daha da ileri taşıyoruz. Bunun yanında hücre ve gen terapileri, genomik tıp platformları ve yapay zekâ destekli araştırmalar gibi geleceğin teknolojilerine de yatırım yaparak, yalnızca mevcut tedavi seçeneklerini artırmayı değil, bilimin henüz yeterli çözüm sunamadığı alanlarda yeni imkanlar yaratmayı hedefliyoruz. 2030’a kadar beş yeni ilacı hastalarla buluşturma hedefimiz doğrultusunda, bilimsel derinliği hasta ihtiyaçlarıyla birleştiren bir inovasyon yaklaşımıyla ilerlemeye devam ediyoruz.

W- Türkiye, Alexion’un küresel yapılanmasında nasıl bir konuma sahip?

D.K.- Türkiye, bizim için stratejik önceliğe sahip ülkelerden biri. Gelişmiş sağlık altyapısı, nitelikli araştırmacıları ve büyüyen klinik araştırma kapasitesiyle Türkiye’nin nadir hastalıklar alanında güçlü bir potansiyel taşıdığına inanıyoruz. Bu nedenle Türkiye’yi yalnızca küresel çalışmalarımızın bir parçası olarak değil; güçlü sağlık altyapısı ve araştırma potansiyeliyle bilimsel gelişim, yenilikçilik ve sağlık sisteminin güçlenmesi açısından stratejik bir ülke olarak görüyoruz.

Bunun en somut göstergelerinden biri, Türkiye’nin potansiyeline duyduğumuz güvenle klinik araştırmalar birimimizi burada hayata geçirmiş olmamızdır. Bugün Türkiye’de genişleyen araştırma ağımızla, farklı merkezlerde klinik çalışmalar yürüterek ülkenin bilimsel kapasitesine katkı sunuyoruz. Türkiye’ye katkımızın bir başka göstergesi de yerel ihtiyaçlara göre şekillenen çok paydaşlı iş birliklerine verdiğimiz önem. Güçlü potansiyeli hayata geçirmek ve desteklemek üzere iş birliklerimizle ülkemize katkılarımızı arttırmaya çalışıyoruz.

W- Türkiye’de son dönemde dikkat çeken dijital sağlık projelerine imza attınız. Bu alandaki yaklaşımınızı nasıl özetlersiniz?

D.K.- Türkiye’de geliştirdiğimiz dijital projeleri çok önemsiyoruz. MLP Care Group ve Evideep iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz PNH Tanısı için Dijital Dönüşüm Projesi, yapay zekâ destekli yaklaşımlarla çalışma alanımızda yer alan bir nadir hastalığın daha erken tanınmasına katkı sunmayı hedeflerken; SmartAxion projemiz, hekimlerin doğru bilgiye doğru zamanda erişimini destekleyerek farkındalığın artmasına, erken tanı ve tedavi bilgisi düzeyinin güçlenmesine katkı sağladı ve uluslararası ölçekte Stevie Awards 2025 Uluslararası İş Ödülleri kapsamında “Sağlıkta Farkındalık” ödülüne layık görüldü. Bunun yanında, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nadir Hastalıklar Araştırma Merkezi ile başlattığımız SmartBone Projesi ile çocukluk çağında nadir görülen kemik hastalıklarında tanı ve farkındalık süreçlerini bilimsel veri ve dijital yeteneklerle Türkiye genelinde daha ileri taşımayı hedefliyoruz. Biz teknolojiyi sağlık profesyonellerinin yerini alan bir unsur olarak değil; onların sezgisini, uzmanlığını ve karar kalitesini destekleyen, hasta yolculuğunu güçlendiren bir imkân olarak görüyoruz. Bu nedenle dijitalleşmeyi yalnızca operasyonel verimlilik sağlayan bir başlık değil, nadir hastalıklar alanında daha erken tanı, daha doğru yönlendirme ve daha etkili sağlık hizmeti sunmanın stratejik araçlarından biri olarak değerlendiriyoruz.

W- RAREady projesi, Türkiye’de nadir hastalık ekosistemi açısından önemli bir girişim olarak öne çıkıyor. Bu projeyi neden önemsiyorsunuz?

D.K.- Nadir hastalıkların çözümü yalnızca ilaç geliştirmekten ibaret değil. Sürdürülebilir sonuçlar için tüm paydaşların birlikte çalışması gerekiyor. Tanı, finansman, erişim ve sağlık politikalarının birbiriyle bağlantılı şekilde ele alınması gerekiyor.

Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz RAREady – Nadire Hazırız projesinde; Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun, daha sürdürülebilir ve daha kapsayıcı bir nadir hastalık yaklaşımını birlikte düşünmek için hasta temsilcilerini, akademiyi, sağlık profesyonellerini ve diğer paydaşları ortak bir zeminde buluşturuyoruz. Amacımız, tanıdan tedaviye kadar uzanan süreçte Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun, sürdürülebilir finansman modelleri ve çözüm önerileri geliştirmek. Projeyi değerli kılan bir diğer unsur ise, çözüm arayışını somut başlıklar etrafında şekillendirmesi. Daha öngörülebilir finansman modelleri, özel fonlama mekanizmaları, veri temelli karar süreçleri ve gerçek yaşam verisinin daha etkin kullanımı gibi başlıklar, Türkiye’de nadir hastalık yönetiminin daha güçlü bir yapıya kavuşmasına katkı sunabilir. Bu yaklaşımın, nadir hastalıklar alanında daha güçlü bir ekosistem oluşmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz.

W- Alexion, AstraZeneca’nın hasta odaklı yaklaşımı birçok çalışmanızda öne çıkıyor. Bu yaklaşım günlük çalışmalarınıza nasıl yansıyor?

D.K.- Bizim için hasta odaklılık bir iletişim söylemi değil, nadir hastalıklarla ilgili bütün çalışmalarımızı şekillendiren temel çalışma biçimi. Alexion AstraZeneca’nın yaklaşımında hastaların ve bakım verenlerin yaşanmış deneyimleri, ilaç keşfinden klinik araştırma tasarımına, ürün geliştirmeden erişim ve destekleyici çözümlere kadar karar süreçlerinin merkezinde yer alıyor. Bu nedenle hasta dernekleriyle ve nadir hastalık topluluğunun farklı paydaşlarıyla yakın iş birlikleri kuruyor, onların içgörülerini yalnızca dinlemekle kalmayıp somut şekilde süreçlerimize entegre etmeye çalışıyoruz. Gerek küresel ölçekte yürüttüğümüz hasta içgörüsü programları ve deneyim odaklı yaklaşımlar, gerekse Türkiye’de hasta dernekleriyle sürdürdüğümüz diyalog, eğitim, farkındalık ve birlikte çözüm geliştirme çalışmaları sayesinde, sunduğumuz çözümlerin gerçekten hasta ihtiyaçlarına karşılık vermesini hedefliyoruz. Çünkü nadir hastalıklarda en doğru yönü çoğu zaman verinin yanında, hastaların ve bakım verenlerin gerçek yaşam deneyimi gösteriyor.

W- Bilimsel çalışmaların yanı sıra toplumsal fayda projelerinde de aktif rol alıyorsunuz. Bu alandaki öncelikleriniz neler?

D.K.- Toplumsal fayda alanında önceliğimiz, katkımızı yalnızca işimizle sınırlı tutmamak; içinde yaşadığımız topluma ve geleceğe somut değer üreten çalışmalarda da sorumluluk almak. Bu anlayışla Ankara’da Alexion Hatıra Ormanı projesini hayata geçirerek ülkemizin orman varlığının güçlenmesine katkı sunduk. Çalışanlarımızla birlikte her yıl İstanbul Maratonu’nda farklı bir sivil toplum kuruluşunu desteklemek için koşuyor, dayanışmayı kurumsal kültürümüzün bir parçası haline getiriyoruz. Ayrıca 23 Nisan etkinliğimizi Make-A-Wish iş birliğiyle gerçekleştirerek çocukların hayallerine dokunan anlamlı bir çalışma yürüttük. Bunun yanında, TEGV tarafından yürütülen Atma Bağışla kampanyasına şirket olarak katılarak elektronik atıkların geri dönüşüm yoluyla çocukların eğitimine katkı sağlamasını destekledik. Bizim için toplumsal fayda, yalnızca destek vermek değil; çevre, eğitim ve toplumsal dayanışma alanlarında kalıcı etki yaratabilecek iş birlikleri kurmak anlamına geliyor.

W- Çalışan deneyimi de son dönemde öne çıkan başlıklardan biri. Bu konuda nasıl bir kurum kültürü oluşturuyorsunuz?

D.K.- Başarımızın temelinde çalışanlarımız var. Bilimsel merakı teşvik eden, gelişimi destekleyen ve ortak amaç etrafında buluşan bir kurum kültürü oluşturmaya önem veriyoruz.

Bu yaklaşımımızın bir göstergesi olarak bu yıl ilk kez katıldığımız Great Place to Work® değerlendirmesinde sertifika almaya hak kazandık. Bizim için bu başarı, çalışanlarımızın görüşleriyle şekillenen güven kültürünün önemli bir yansıması. Önümüzdeki dönemde de çalışan gelişimine ve kapsayıcı çalışma ortamına yatırım yapmayı sürdüreceğiz.

W- Önümüzdeki dönemde Türkiye için öncelikleriniz neler olacak?

D.K.- Önceliğimiz Türkiye’de nadir hastalıklar alanındaki bilimsel üretimi ve iş birliklerini daha da güçlendirmek. Klinik araştırmalarımızı genişletmeye, tanı destek programlarımızı sürdürmeye ve dijital sağlık çözümlerine yatırım yapmaya devam edeceğiz.

Bunun yanında yapay zekâ tabanlı projeler, sağlık ekosistemini güçlendirecek paydaş iş birlikleri ve sürdürülebilir erişim modelleri üzerinde çalışmayı sürdüreceğiz.

Hedefimiz, Türkiye’nin nadir hastalıklar alanında uluslararası ölçekte daha güçlü bir konuma ulaşmasına katkı sağlamak ve hastaların doğru tanı ile doğru tedaviye daha hızlı erişmesini desteklemek.

W- Alexion, AstraZeneca Nadir Hastalıklar Türkiye; bilimin dönüştürücü gücünü hasta odaklılık, dijital inovasyon ve toplumsal sorumlulukla harmanlayan vizyoner bir yaklaşım sergiliyor. Erken tanı süreçlerini güçlendiren yapay zekâ destekli dijital projelerden, çok paydaşlı RAREady platformuna; klinik araştırma biriminin Türkiye’ye kazandırılmasından sürdürülebilir toplumsal fayda çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede üretilen değer, nadir hastalıklar ekosisteminde fark yaratmaya devam ediyor.

WinAlly ailesi olarak, nadir hastalıklara sahip bireylerin hayatına dokunmak, erken tanı ve yenilikçi tedavilere erişimi güçlendirmek adına ülkemizde yürütülen bu değerli vizyon, kararlı çalışmalar ve bilime adanmış liderlik için Alexion, AstraZeneca Nadir Hastalıklar Türkiye Genel Müdürü Sayın Derya Köker’e ve tüm Alexion ekibine teşekkürlerimizi sunar; hastaların yaşam kalitesini artırma ve Türkiye sağlık ekosistemini güçlendirme yolculuklarında başarılarının devamını dileriz.

TR/NP/0107

Please follow and like us: