Eli Lilly’nin Kelonia Therapeutics’i satın alma kararı, kanser tedavilerinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Bu stratejik hamle, CAR-T hücre tedavilerinin karmaşık üretim süreçlerini basitleştirmeyi ve daha geniş hasta kitlesine erişim sağlamayı hedefliyor. Özellikle çoklu miyelomda umut vadeden erken klinik veriler, Lilly’nin genetik tıp alanındaki iddiasını pekiştiriyor.
Lilly to acquire Kelonia Therapeutics to advance in vivo CAR-T cell therapies
Eli Lilly and Company (NYSE: LLY), klinik aşamadaki biyoteknoloji şirketi Kelonia Therapeutics ile kesin satın alma anlaşmasına vardığını duyurdu. Anlaşma kapsamında Kelonia hissedarları, 3,25 milyar dolar peşin ödeme ve klinik, düzenleyici ve ticari kilometre taşlarına bağlı olarak yapılacak ek ödemelerle toplamda 7 milyar dolara kadar nakit alacak. İşlemin 2026’nın ikinci yarısında tamamlanması bekleniyor.
Kelonia, in vivo gene placement system (iGPS®) teknolojisiyle, hastaların kendi bağışıklık hücrelerini vücut içinde yeniden programlayarak CAR-T hücre tedavisi üretimini mümkün kılıyor. Bu yaklaşım, geleneksel ex vivo üretim süreçlerinin karmaşıklığını ve maliyetini ortadan kaldırarak tedaviyi daha erişilebilir hale getirmeyi amaçlıyor.
Şirketin önde gelen programı KLN-1010, BCMA proteini hedefleyen ve çoklu miyelom hücrelerini yok etmeyi amaçlayan tek seferlik intravenöz gen tedavisi olarak geliştiriliyor. 2025 Amerikan Hematoloji Derneği (ASH) Yıllık Toplantısı’nda sunulan erken klinik veriler, tedavinin umut verici etkinlik ve tolerabilite profiline işaret etti.
Lilly Onkoloji Başkanı Jacob Van Naarden, “Kelonia’nın platformu, CAR-T tedavilerini daha basit, hızlı ve erişilebilir hale getirme potansiyeline sahip. KLN-1010’un erken verileri hem çoklu miyelom hastaları için umut verici hem de platformun gücünü kanıtlıyor” dedi.
Kelonia CEO’su Kevin Friedman ise, Lilly’nin güçlü altyapısı ile birleşen iGPS teknolojisinin, hematolojik kanserlerin ötesinde çok daha geniş bir hastalık yelpazesinde dönüştürücü etki yaratabileceğini vurguladı.
Bu satın alma, Lilly’nin genetik tıp alanındaki kapasitesini genişletirken, kanser tedavilerinde “kişiselleştirilmiş tıbbın ötesine geçen” bir vizyon ortaya koyuyor.



















