ABD’de 100 milyondan fazla insan, yetişkinlerin %30’undan fazlası alerjiyle yaşıyor ve bu oran giderek artıyor. Peki alerjiler tamamen genetik mi, yoksa çevresel faktörler mi daha baskın? – Katherine Irving
Genetik Etki
- İkiz çalışmaları, genetik faktörlerin güçlü rolünü gösteriyor.
- Tek yumurta ikizlerinde alerji benzerliği %95’e kadar çıkarken, çift yumurta ikizlerinde bu oran %37 civarında.
- FLG (filaggrin) geni mutasyonları, cilt bariyerini zayıflatıyor. Bu durum egzama, alerjik dermatit ve diğer alerjilere yatkınlığı artırıyor.
- Genetik yatkınlık, alerji türlerinin birden fazla şekilde ortaya çıkmasına neden olabiliyor: alerjik astım, rinit, dermatit veya gıda alerjileri.
Çevresel Faktörler
- Doğum şekli, antibiyotik kullanımı ve katı gıdaya geçiş zamanı alerji riskini etkiliyor.
- Mikrobiyom çeşitliliği kritik: Erken dönemde farklı mikroplara maruz kalmak, bağışıklık sistemini daha toleranslı hale getiriyor.
- Steril yaşam koşulları ve parazitlerin ortadan kalkması, bağışıklık sisteminin aşırı alerji hücreleri üretmesine yol açabiliyor.
- Erken ve düzenli alerjen maruziyeti (örneğin yer fıstığı proteini) bağışıklık sisteminin tolerans geliştirmesine yardımcı olabiliyor.
Uzman Görüşü
Dr. Derek Chu’ya göre, “Alerji genetiği deterministik değil; kesin olarak hastalık gelişeceğini söylemez. Bu bir yaşam boyu hüküm değil.” İmmünolog Leah Kottyan ise ebeveynlerin çocuklarını erken dönemde yaygın alerjenlere maruz bırakmasının ve cilt sağlığını korumasının en iyi önleyici adımlar olduğunu vurguluyor.
Please follow and like us:



















