COVID-19 pandemisi, sağlık sistemlerini olağanüstü bir baskı altına sokarken kronik hastalıkların takibi ve tedavisi geri planda kaldı. Yeni araştırmalar, bu ihmalin milyonlarca insanın yaşamını etkileyen ciddi sonuçlar doğurduğunu ortaya koyuyor. Bu haber, pandemide göz ardı edilen kronik hastalıkların küresel ölçekte yarattığı gizli yükü ve sağlık politikalarına yansımalarını aktarmaktadır.
Time trends in newly recorded diagnoses of 19 long term conditions before, during, and after the covid-19 pandemic: population based cohort study in England using OpenSAFELY
Sonuçlar: Covid-19 pandemisinden bu yana, depresyon, astım, KOAH ve osteoporoz gibi durumlar için beklenenden daha az tanı konulmuşken, 2022’den bu yana kronik böbrek hastalığı tanılarında hızlı bir artış gözlemlenmiştir. Etnik köken ve sosyoekonomik duruma göre sınıflandırılmış düzeltilmemiş analizler, özellikle demanslı bireylerde farklı iyileşme modelleri olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, rutin olarak toplanan sağlık verilerini kullanarak hastalık epidemiyolojisinin neredeyse gerçek zamanlı olarak izlenmesi potansiyelini vurgulayarak, vaka tespitini iyileştirme ve sağlık hizmetlerindeki eşitsizlikleri araştırma stratejilerine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.
BMJ’de yayımlanan kapsamlı araştırmaya göre, pandemi süresince kronik hastalıkların tanı ve tedavisinde ciddi aksaklıklar yaşandı. Özellikle kalp-damar hastalıkları, diyabet ve kanser gibi uzun süreli takip gerektiren rahatsızlıklar, COVID-19’a odaklanan sağlık sistemleri nedeniyle geri plana itildi. Araştırmacılar, bu durumun hem erken teşhis fırsatlarını kaçırmaya hem de tedavi süreçlerinde geri dönüşü zor kayıplara yol açtığını vurguluyor.
Milyonlarca kişi pandemi sırasında düzenli sağlık kontrollerini aksattı. Bu durum, kronik hastalıkların ilerlemesine ve tedavi maliyetlerinin artmasına neden oldu. Uzmanlar, pandeminin “gizli bedeli” olarak tanımladıkları bu tabloyu, sağlık sistemlerinin kriz dönemlerinde kronik hastalık yönetimini ihmal etmesinin doğrudan sonucu olarak değerlendiriyor.
Araştırmalar, pandemi süresince ertelenen veya iptal edilen rutin kontrollerin, özellikle kanser taramalarında ve kardiyovasküler takiplerde ciddi boşluklar yarattığını gösteriyor. Bu boşluklar, ilerleyen yıllarda daha yüksek ölüm oranları ve sağlık harcamalarında artış olarak geri dönebilir. Uzmanlar, gelecekte benzer krizlerde kronik hastalıkların yönetiminin öncelikli bir strateji olarak ele alınması gerektiğini belirtiyor.
Sonuç olarak, COVID-19 pandemisi yalnızca akut bir sağlık krizi değil, aynı zamanda kronik hastalıkların yönetiminde küresel ölçekte büyük bir geri adım anlamına geldi. Bu durum, sağlık politikalarının yeniden şekillendirilmesi ve kriz dönemlerinde kronik hastalıkların göz ardı edilmemesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.



















