Bu haber, yalnızca resmi kaynaklardan alınan bilgilerle hazırlanmıştır. ABD’de biyogüvenlik alanında atılan yeni adımlar, hem ulusal güvenlik hem de küresel sağlık araştırmaları açısından büyük önem taşımaktadır. Okuyucularımız için, konunun özünü ve resmi açıklamaları yansıtan bir metin sunuyoruz.
ABD Biyogüvenlik Yasası ilk olarak Ocak 2024’te ortaya çıktı.
IMPROVING THE SAFETY AND SECURITY OF BIOLOGICAL RESEARCH
ABD Başkanı Donald J. Trump, 5 Mayıs 2025 tarihinde yayımladığı “Biyolojik Araştırmaların Güvenliğini ve Emniyetini Artırma” başlıklı Başkanlık Kararnamesi ile biyogüvenlik alanında kapsamlı düzenlemeler getirdi. Kararname, özellikle “dangerous gain-of-function” olarak tanımlanan ve patojenlerin bulaşıcılığını veya öldürücülüğünü artırma potansiyeli taşıyan araştırmalara yönelik sıkı denetim mekanizmaları içeriyor.
Yeni düzenlemelerle:
ABD’nin federal fonlarıyla desteklenen, Çin gibi “endişe duyulan ülkelerde” yürütülen riskli araştırmaların finansmanı derhal sonlandırılacak.
Araştırma kurumları, tehlikeli çalışmalarını raporlamakla yükümlü olacak ve bu bilgiler kamuya açık hale getirilecek.
Federal fon alan tüm projelerde, biyogüvenlik politikalarına uyum zorunlu hale getirilecek; ihlallerde fonların iptali ve 5 yıla kadar yeni fonlardan men cezası uygulanabilecek.
Sentetik nükleik asit üretiminde kapsamlı tarama mekanizmaları zorunlu hale getirilecek.
Bu adımlar, COVID-19 pandemisinin ortaya çıkardığı risklerin ardından, ABD’nin biyoteknoloji ve sağlık araştırmalarında küresel liderliğini sürdürürken aynı zamanda ulusal güvenliği korumayı hedefliyor.
Öte yandan, Biyogüvenlik Yasası (BioSecure Act) da Senato’da kabul edilerek Başkan Trump’ın onayına sunuldu. Savunma harcamaları paketine eklenen bu yasa, biyogüvenlik önlemlerini daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Yasa, özellikle ABD’nin biyolojik araştırmalarda dış kaynaklı riskleri azaltmasına ve stratejik bağımsızlığını pekiştirmesine yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor.
ABD yönetimi, bu düzenlemelerle hem kamu sağlığını hem de ulusal güvenliği tehdit edebilecek araştırmalara karşı daha sıkı bir kontrol mekanizması kurmayı hedefliyor.



















