Tübingen Üniversitesi’ne bağlı Helmholtz Merkezi Diyabet Araştırmaları ve Metabolik Hastalıklar Enstitüsü’ndeki araştırmacılar, Alman Diyabet Araştırmaları Merkezi ile işbirliği yaparak, kısa süreli yüksek kalorili diyetin sağlıklı kilodaki erkeklerde beyin insülin duyarlılığını bozduğunu ve karaciğer yağlanmasını artırdığını ortaya koydu. Bu etkilerin, tüketim süresinin ötesine uzandığı tespit edildi.
Ayrıca, beynin normal ödül öğrenme tepkisinde bozulmalar bulunarak, sadece beş günlük aşırı yemenin beyni uzun vadede sağlıksız beslenme düzenlerine hazırlayabileceği gösterildi. Beyindeki insülin direnci, obezite, tip 2 diyabet ve bilişsel işlev bozukluğuyla ilişkili olup, insülin normalde iştahı ve metabolizmayı beyin sinyallemesi yoluyla düzenlemektedir. Ancak bu yoldaki direnç, bu süreçleri bozarak obezite ve ilgili hastalıklara katkıda bulunabilir.
Nature / A short-term, high-caloric diet has prolonged effects on brain insulin action in men
Beyin insülin duyarlılığı uzun vadeli kilo alımı ve sağlıksız vücut yağ dağılımı ile bağlantılıdır. Burada kalorisi yüksek tatlı ve yağlı yiyeceklerle kısa vadeli aşırı yemenin karaciğer yağ birikimini tetiklediğini ve sağlıklı kilodaki erkeklerde tüketim zaman dilimini aşan beyin insülin eylemini bozduğunu gösteriyoruz. Dolayısıyla, insüline beyin yanıtı kilo alımından önce diyetteki kısa vadeli değişikliklere uyum sağlayabilir ve obezite ve ilişkili hastalıkların gelişimini kolaylaştırabilir.
Nature Metabolism dergisinde yayınlanan “Kısa süreli, yüksek kalorili bir diyetin erkeklerde beyin insülin eylemi üzerindeki uzun süreli etkileri” başlıklı çalışmada, araştırmacılar, önemli kilo alımı gerçekleşmeden önce ultra işlenmiş, yüksek kalorili bir diyetin beyin insülin eylemi üzerindeki kısa süreli etkilerini araştırdı. Julian Nowogrodzki, Nature dergisinde yayınlanan bu araştırma hakkında bir haber makalesi yazdı.
Nature / How a junk-food splurge can change your brain activity
19-27 yaş aralığındaki (BMI 19-25 kg/m²) yirmi dokuz sağlıklı erkek katılımcı, yüksek kalorili diyet (HCD) grubuna (n=18) veya kontrol grubuna (n=11) atandı. Beş gün boyunca, HCD grubu ultra işlenmiş atıştırmalıklardan günlük ek 1.500 kcal tüketmeye çalıştı, kontrol grubu ise düzenli diyetlerini sürdürdü. Çalışma sırasında uygulanan fiziksel aktivite kısıtlamaları, katılımcıları günlük 4.000 adımın altında sınırladı.
HCD grubundaki katılımcıların müdahale sırasında günlük kalori alımları ortalama 1.200 kcal artarken, karaciğer yağ içeriği %1,55 ± %2,2’den %2,54 ± %3,5’e yükseldi. Kontrol grubunda bu oran değişmedi. Ancak vücut ağırlığında, periferik insülin duyarlılığında veya inflamatuar belirteçlerde önemli bir fark gözlenmedi.
Beyin insülin duyarlılığı, intranazal insülin uygulaması ile fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) yoluyla ölçüldü. Sonuçlar, HCD grubunda beynin bazı bölgelerinde insülin duyarlılığının arttığını, ancak düzenli diyete dönüldükten bir hafta sonra hipokampus ve fusiform girusta anlamlı düşüşler yaşandığını gösterdi.
Ayrıca, çalışma beyindeki ödül öğrenme mekanizmasında bozulmalar gözlemlendiğini ortaya koydu. HCD grubundaki katılımcılar, ödül duyarlılığında azalma ve ceza duyarlılığında artış sergiledi. Bu değişiklikler, yeme alışkanlıklarında uzun vadeli etkiler yaratabilecek potansiyele sahip.
Bu araştırma, ultra işlenmiş gıdaların sadece beş gün gibi kısa bir sürede bile beyin üzerinde kalıcı değişiklikler yaratabileceğini ve uzun vadeli sağlıksız beslenme alışkanlıklarını tetikleyebileceğini gösteriyor.



















