Üçlü negatif meme kanseri (TNBC), tedavi seçeneklerinin sınırlı olması ve erken nüks riski nedeniyle en zorlu kanser türlerinden biri olarak bilinir. Ancak Nature’da yayımlanan ve Prof. Dr. med. Marcus Schmidt ile Prof. Dr. Uğur Şahin’in öncülüğünde yürütülen klinik çalışma, kişiye özel mRNA aşılarının bu alanda çığır açabileceğini gösteriyor. Bu haber, bilimsel veriler ışığında yeni bir tedavi paradigmasının kapılarını aralıyor.
Individualized mRNA vaccines evoke durable T cell immunity in adjuvant TNBC
Üçlü negatif meme kanseri (TNBC), östrojen, progesteron ve HER2 reseptörlerinden yoksun olması nedeniyle hedefe yönelik tedavilere yanıt vermeyen, agresif seyirli bir alt tiptir. Erken nüks riski yüksek olan bu kanser türünde yeni bir umut, kişiselleştirilmiş mRNA aşılarıyla doğuyor.
Almanya ve İsveç’ten araştırmacıların yürüttüğü Faz 1 klinik çalışmada, ameliyat ve (neo)adjuvan tedavi sonrası 14 erken evre TNBC hastasına kişiye özel neoantijen mRNA aşıları uygulandı. Her aşı, hastaya özgü en fazla 20 neoantijeni kodlayan iki mRNA molekülünden oluştu ve lipid nanopartiküller aracılığıyla dendritik hücrelere iletildi.
Çalışmanın sonuçları dikkat çekici:
- Tüm hastalarda çoklu neoantijenlere karşı güçlü T hücre yanıtları gelişti.
- CD8⁺ T hücreleri, adoptif T hücre tedavilerinde görülen seviyelere ulaştı ve yıllarca fonksiyonel kaldı.
- 14 hastadan 11’i, aşı sonrası 6 yıla kadar nükssüz kaldı.
Nüks eden üç hastada ise bağışıklık kaçış mekanizmaları belirlendi:
- Zayıf immün yanıt gösteren bir hasta, sonrasında anti–PD-1 tedavisiyle tam remisyona girdi.
- Bir diğer hastada MHC sınıf I kaybı (B2M baskılanması) nedeniyle T hücreleri tümörü tanıyamadı.
- Üçüncü hastada ise genetik olarak bağımsız karşı taraf tümörü ortaya çıktı, bu da çoklu lezyonların sekanslanmasının önemini vurguladı.
Bu bulgular, kişiselleştirilmiş mRNA aşılarının TNBC’de kalıcı bağışıklık yanıtı oluşturabileceğini ve gelecekte kombinasyon stratejileriyle direnç mekanizmalarının aşılabileceğini gösteriyor. Uzmanlar, bu yaklaşımın kanser tedavisinde yeni bir platform teknolojisi olarak öne çıkabileceğini belirtiyor.



















