Diyarbakır’da görülen ve bir meslektaşımızın yüksek miktarda tazminata mahkûm edilmesiyle sonuçlanan ilk dava hakkında görüşlerimiz.
Diyarbakır’da görülen ve bir meslektaşımızın yüksek miktarda tazminata mahkûm edilmesiyle sonuçlanan ilk dava, bireysel bir dosyanın ötesinde, ülkemizde kadın doğum pratiğini doğrudan ilgilendiren önemli bir sorunu bir kez daha ortaya koymuştur.
Sosyal medyada binlerce kişinin bu insafsız tazminatı eleştirdiği ve hekime hak verdiği görülmektedir. Bir çok sosyal medya kullanıcısı, “ hekim ceza almasın diye daha ne yapacak ?! “ gibi görüşlerini bildirmişlerdir. Sağduyunun gecikerek de olsa artık hakim olduğu görülmektedir.
Gebelik tarama testleri bilgilendirme ve onam esasına dayanır. Bu testlerin kabul edilip edilmemesi aileye ait bir tercihtir. Hekimin görevi bilgilendirmek, seçenekleri sunmak ve karara saygı göstermektir. Sözlü onam da hukuken geçerli bir onamdır.
Meslektaşımızın en az üç kez genetik tarama testlerini önermesine ve bunu not etmesine rağmen, hala ispat yükümlülüğünün hekimde olmasını söylemek ve hekimi suçlamak kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Hekimlerin sonucu kontrol edemeyeceği genetik durumlar nedeniyle maddi ve cezai sorumluluk altına sokulması, savunmacı tıbbı artırmakta ve hekim-hasta güven ilişkisini zedelemektedir.
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği olarak, hekim ve hasta güvenliğini koruyacak açık, net ve uygulanabilir yasal düzenlemelerin acilen hayata geçirilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz..
Malpraktis Davaları İle İlgili Açıklama
Degerli Meslektaşlarımız;
Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da bebekleri Down sendromlu doğan bir ailenin, bir meslektaşımıza dava açması ve arkadaşımızın yaklaşık 78 milyon lira tazminat ödemeye mahkum edilmesi ile ilişkili dava gündemde geniş olarak yer aldı.
Yakından takip ettiğimiz davanın gelişme aşamaları şu şekildedir.
Dava 2021 yılında Down Sendromlu çocuğun doğumu üzerine (tıbbi malpraktis ve hekimin aydınlatma yükümlülüğünün ihlalinden dolayı) açılmıştır. Dava hekim bir özel hastanede çalıştığı ve sözleşmenin özel hastane ile yapıldığı öne sürülerek özel hastaneye açılmıştır. Söz konusu özel hastanenin dava ile ilgilenmediği ve kapanmak üzere olduğu bilgisi alınmıştır.
Meslektaşımız hastayı en son 17. Gebelik haftasında olmak üzere toplam üç kez görmüş ve her seferinde ikili ve üçlü tarama testleri konusunda hastaya bilgi vermiş ve bunları da elektronik hasta dosyasına kayıt etmiştir. Daha sonraki dönemde meslektaşımızın bir rahatsızlığı nedeni ile, hasta takibine başka bir hastanede devam etmiş ve doğumunu Ergani Devlet hastanesinde yapmıştır.35 yaşında olan hastanın 2 sağlıklı bebeği olup bu 3. Doğumudur.
Dava ile ilgili olarak İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda, hastanenin sunduğu evraklarda tarama testleri ile ilgili bilgi verildiğine dair kayıtın bulunduğu, hastanın sunduğu evraklarda ise böyle bir kaydın bulunmadığı bildirilerek, bu durumda değerlendirme yapılamadığı mahkemeye bildirilmiştir.
Mahkeme tarafından verilen maddi ve manevi tazminat cezasında onamla ilgili bir belge sunulamadığı, ispat yükümlülüğünün hekimde olduğu, aydınlatma sırasında verilen bilginin sadece testlerle ilgili olmayıp ailenin doğum sonrası karşılaşacağı zorlukları da kapsaması gerektiği belirtilmiştir.
Görüldüğü gibi Down sendromlu bebek doğumu sonucu gelişen mağduriyetler bir şekilde hekimle ilişkilen dirimekte ve bu mağduriyetin bütün yükü hekimlerin omuzlarına yüklenmektedir.Verilen kararın bizler tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Olayın duyulmasının ardından gerek hekim arkadaşımız gerekse avukatı ile görüşülerek olay tüm yönleri ile öğrenilmiş ve dosya Etik ve Hukuk kurulumuza intikal etmiştir. TJOD olarak görüşümüz de İstinaftaki davada sunulacaktır.
Bunun dışında olay sosyal ve görsel medyada yoğun olarak görüntülenmiş haberlerde TJOD Genel Başkanımız da açıklamalarda bulunmuştur. Halkımızdan da hekimlerin lehine çok sayıda yorum yazılmıştır. Sağlık Bakanlığı yetkilileri de konudan haberdar olup, ilgilenmektedirler.
TJOD son yıllarda giderek artan Down Sendromu,Pleksus Brachialis ve Serabral Palsi vakalarına bilirkişi raporu ve müdahil olmuş, son yıl içerisinde ise Samsun, Eskişehir, Afyon, Muş, İstanbul ve Kocaeli’ndeki davalarda meslektaşlarımızın yanında yer almıştır. Bu konuda üstün bir çalışma gösteren Etik ve Hukuk kurulumuza ayrıca teşekkür ederim. Yıllardır malpraktis konusu ile ilgili Yargıtay üyeleri dahil birçok hukukçu ile ortak toplantılar düzenlemekte ve öneriler sunmaktayız. Sağduyu ile konuları değerlendiren her meslektaşımız bunu bilmektedir.
Gelinen noktada, kimi avukatlar tarafından dava açmak düşüncesi olmayan ve durumu bilen ve kabullenen ailelerin bile aklının çelinerek ve Down Sendromlu çocukların bir sömürü aracı haline getirilmek istendiği de bilgimiz dahilindedir. Bu konu ile ilgili TTB bünyesinde malpraktisten en çok etkilenen 5 derneğin başkanları ve hukukçuların bulunduğu bir komisyon oluşturulmuş ve çalışmaya başlamıştır. TJOD Başkanı da kurul içerisindedir.
Hekim lehine yapılmasını istediğimiz hukuksal değişikliklerin hemen gerçekleşmediği, her istediğimizin hemen olmadığını, uzun süreçler gerektirdiğini biliyoruz. Son dönemde hekimler lehine çok tepki alan olayın bu cezalandırmaların sonlanması için bir milat olmasını diliyoruz. Meslektaşlarımızdan konu ile ilgili önerileri olanların düşüncelerini TJOD nin mail adresine ([email protected]) ya da Yönetim Kurulunda yer alan arkadaşlarımıza direkt olarak iletmelerini rica ediyoruz
Tüm meslektaşlarımıza sağlık, huzur ve çalışmalarında başarılar diliyoruz..
TJOD Yönetim Kurulu Adına
TJOD Başkanı
Prof Dr İsmail Mete İtil



















