Eczacılar, vatandaşın ilaca en yakın, en erişilebilir ve en güvenilir biçimde ulaştığı sağlık profesyonelleridir. Ancak bugün eczaneler; yanlış ilaç politikalarının, eksik planlamanın ve kamu kurumlarının çözmediği sorunların vatandaşa yansıdığı son nokta hâline getirilmiştir.
Vatandaş ilacına ulaşamadığında, muayene katkı payıyla karşılaştığında veya grip aşısı bulamadığında ilk olarak eczacının kapısını çalmaktadır. Oysa bu sorunların kaynağı ve sorumlusu asla eczacı değildir.
Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Ecz. Nurten Saydan, 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü’nde, eczacıların yıllardır dile getirdiği ancak hâlâ çözüme kavuşmayan dört temel soruna dikkat çekerek, sorunları şöyle sıraladı:
“1- KAMU KURUM İSKONTOSUNU UYGULAMAYAN FİRMALARIN BEDELİ VATANDAŞA VE ECZACIYA ÖDETİLMEMELİ
SGK Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında ilaç üreticilerinin SGK’ya uygulaması gereken kamu kurum iskontosu, çok sayıda ilaçta uygulanmıyor. Bu durum artık istisna değil, vatandaşın ilaca erişimini doğrudan etkileyen ciddi ve sistematik bir sorun hâline gelmiştir.
Yöntem halihazırda şöyle yürümektedir:
İlaçlar depolardan eczanelere SGK’nın belirlediği KKİ düşülmüş olarak geliyor, eczaneler de ilaçları SGK’nın reçete sistemi olan Medula’ya girdiğinde otomatik olarak aynı oranda bu iskonto düşülerek eczanelerimize ödeme yapılıyor.
Ancak bazı ilaçlar depolardan eczanelerimize KKİ uygulanmadan gelmekte ama reçete sisteme girildiğinde KKİ iskontosu yine otomatik olarak düşülüyor bu da vatandaşlar ve eczanelerimiz açısından mağduriyete sebep oluyor.
Kamu kurum iskontosu uygulanması gereken bazı ilaçlar, depolardan eczanelere bu iskonto yapılmadan ulaşıyor. Sonuç açıktır: Vatandaş, ilacı için cebinden daha fazla para ödemek zorunda kalıyor.
Eczacı, üretici firma ile SGK arasındaki mali anlaşmazlığın tarafı değildir. Eczaneler, uygulanmayan iskonto farkının açıklandığı, tartışıldığı ve vatandaşın tepkisinin yöneldiği yer olmaktan çıkarılmalıdır.
SGK, kamu kurum iskontosunu uygulamayan firmaları doğrudan sorumlu tutmalı; bu firmalara karşı açık, caydırıcı ve sonuç alıcı yaptırımlar uygulamalıdır. Eczacıyı devreden çıkaran, vatandaşı ilave ödeme yükünden koruyan ve ilaç erişimini güvence altına alan bir sistem derhal kurulmalıdır.
2- MUAYENE KATKI PAYININ ECZANEDEN TAHSİLİ SONA ERDİRİLMELİ
Vatandaşlarımızın sağlık kuruluşlarında ödedikleri muayene katkı payları son dönemde ciddi biçimde artmıştır. Sağlık hizmetinin maliyeti yükselirken, bu artışın tahsilatı eczaneler üzerinden yapılmaya devam ediliyor.
Bu uygulama hem vatandaşı mağdur ediyor hem de eczacı ile vatandaşı haksız biçimde karşı karşıya getiriyor.
Vatandaş eczaneye ilacını almak için geliyor, fakat çoğu zaman muayene katkı payı nedeniyle beklemediği bir ödeme ile karşılaşıyor. Bunun ardından eczacı, belirlemediği, artırmadığı ve hiçbir şekilde karar sürecinde yer almadığı bir bedelin açıklamasını yapmak zorunda bırakılıyor.
Bu kabul edilemez. Eczaneler, sağlık hizmeti sunan kuruluşlardır; SGK adına tahsilat yapan vezneler değildir. Muayene katkı payının tutarından, artışından ve tahsilat yönteminden eczacının sorumlu tutulması mümkün değildir.
SGK, vatandaşın sağlık hizmetine erişimindeki mali yükü azaltmalı; muayene katkı payını eczaneler üzerinden tahsil etme uygulamasına son vermeli.
3-GRİP AŞISINA ERİŞİMDE HER YIL YAŞANAN BELİRSİZLİK BU YIL DA DEVAM EDİYOR
Her yıl sonbahar yaklaşırken aynı tabloyla karşılaşıyoruz. Grip aşıları yeterli sayıda ve zamanında temin edilemiyor; vatandaşlarımız eczane eczane dolaşmak zorunda kalıyor.
Bu durum en çok 65 yaş üzeri ve astım, diyabet, KOAH, kalp-damar hastalığı ve benzeri kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşlarımızı etkiliyor. Bu kişiler için grip aşısı lüks değil, koruyucu sağlık hizmetinin temel bir parçasıdır. Bir vatandaşın, risk grubunda olduğu hâlde grip aşısına ulaşıp ulaşamayacağını her yıl belirsizlik içinde beklemesi kabul edilemez.
GRİP AŞILARINDAKİ YAŞANAN TEDARİK SORUNU ÇÖZÜLMELİ
Grip aşılarının tedarikindeki yetersizlik eczacıların değil; planlamayı, temini ve dağıtımı yönetmekle yükümlü sağlık otoritelerinin sorumluluğundadır.
Bu yıl gelmesi planlanan 2 aşının toplam sayısı 2 milyon 800 bindir. Sadece 65 yaş üstü olan en riskli grup 9,5 milyon, kronik hastalarımız 20 milyondur. Eczacılar, olmayan aşıyı bulamaz; eksik getirilen aşıyı çoğaltamaz, yetersiz planlamanın sonucunu telafi edemez. Artık her yıl aynı sorunu, aynı mağduriyeti ve aynı açıklamaları yaşamaktan bıktık.
65 yaş üzeri ve grip aşısı yaptırması gereken kronik hasta vatandaşlarımızın sayısı bellidir. Buradan grip aşısı ihtiyacının tespiti çok kolaydır.
Yetkilileri; risk gruplarını önceleyen, yeterli miktarda aşıyı zamanında temin eden, şeffaf dağıtım esaslarına dayanan ve vatandaşın eczane kapısında çaresiz kalmasını önleyen kalıcı bir planı acilen uygulamaya çağırıyoruz.
4-REÇETELERDE İLAÇ ADI YERİNE ETKEN MADDE ESAS ALINMALI, ÇÜNKÜ HASTAYI TEDAVİ EDEN İLACIN TİCARİ İSMİ DEĞİL ETKEN MADDESİDİR
İlaçta bulunabilirlik sorununun kalıcı çözümü için reçete sisteminde etken madde esasına geçilmeli. Bugün reçetelerin çoğunlukla ticari ilaç adıyla düzenlenmesi, hastanın aynı etken maddeyi içeren ve geri ödeme koşullarına uygun alternatiflerine erişimini zorlaştırabilmektedir. İlaç piyasada bulunamadığında vatandaş günlerce bekliyor, eczacı ise reçetede yazılı ürünü bulmak için çözüm arıyor.
Oysa reçetelerde, tıbbi zorunluluklar ve hekim tarafından açıkça belirtilen özel durumlar saklı kalmak kaydıyla, ilaç adı yerine etken madde, doz ve farmasötik formun esas alınması gerekir.
Bu yaklaşımın üç açık yararı vardır:
1-Vatandaşın bulunamayan ilaç nedeniyle tedavisinin aksamasını önler.
2-Eczacının, aynı etken maddeyi içeren uygun ve erişilebilir ilaç seçenekleri arasından hastaya en doğru çözümü sunmasını sağlar.
3-Yerli ilaç sanayimizin gelişmesini destekler; eşdeğer ilaç üretimini güçlendirir ve ilaçta dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlar.
REÇETELERE ETKEN MADDE YAZILMASI ZAMANINDA VE KESİNTİSİZ SAĞLIK HİZMETİ SUNAR
Etken madde temelli reçete düzeni, eczacının inisiyatifini keyfî biçimde genişletmek anlamına gelmez. Tam tersine; hekim tarafından belirlenen tedavinin, hastaya zamanında ve kesintisiz biçimde ulaştırılmasını sağlayacak daha akılcı bir sistemdir. İlacın markası değil, hastanın tedaviye erişimi esas olmalıdır.
Sonuç olarak;
Eczacılar, vatandaşa hizmet vermek için vardır; kamu kurumlarının çözemediği sorunların muhatabı olmak için değil.
Vatandaşın ilaca daha fazla para ödemesinin sorumlusu eczacı değildir.
Muayene katkı payındaki artışın sorumlusu eczacı değildir.
Grip aşısına yeterli miktarda erişilememesinin sorumlusu eczacı değildir.
Bulunamayan ilaçlar karşısında hastanın tedavisinin aksamasının sorumlusu da eczacı değildir.
TEİS olarak, sorunları eczacının üzerine yıkarak çözüm üretilemeyeceğini tekrar söyleyerek, SGK’yı ve ilgili tüm sağlık otoritelerini görevlerini yerine getirmeye; vatandaşın ilaca, aşıya ve nitelikli sağlık hizmetine erişimini güvence altına almaya çağırıyoruz.”
TEİS



















