Ana Sayfa Görüşler Sürdürülebilir Başarının DNA’sı: Boehringer Ingelheim’ın 6 Yıllık “Global En İyi İşveren” Yolculuğu

Sürdürülebilir Başarının DNA’sı: Boehringer Ingelheim’ın 6 Yıllık “Global En İyi İşveren” Yolculuğu

Boehringer Ingelheim Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Özlem Kar

Boehringer Ingelheim, Top Employers Institute (En İyi İşverenler Enstitüsü) tarafından üst üste altıncı kez “Global Top Employer” unvanına layık görüldü. Bu küresel başarının yanı sıra şirket, IMETA Bölgesi ve Türkiye’de de üst üste üçüncü kez “Bölgesel En İyi İşveren” seçilerek sürdürülebilir bir başarı grafiği çizdi.

Bu başarının arkasındaki stratejiyi, insan odaklı kurum kültürünü ve çalışan esenliği (wellbeing) yaklaşımını Boehringer Ingelheim Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Özlem Kar ile konuştuk.

W- Boehringer Ingelheim, üst üste altıncı kez “Global En İyi İşveren” seçildi. Bu başarıyı nasıl değerlendiriyorsunuz? Global ölçekte bu başarının sürdürülebilir kılınmasını sağlayan temel strateji nedir?

Özlem Kar- Boehringer Ingelheim olarak, 1885 yılından bu yana İnsan Sağlığı ve Hayvan Sağlığı alanlarında “Nesiller Boyu Yaşamları Dönüştürme” amacıyla faaliyet gösteriyoruz. Bugün 54.500 çalışanımız, 140 farklı milletten oluşan yapımız ve 130’un üzerinde pazarda sürdürdüğümüz faaliyetlerimizle bu amacı hayata geçiriyoruz. Türkiye’de ise 1994 yılından bu yana aynı değerlerle yol alıyoruz.

“Global En İyi İşveren” unvanı bizim için bir hedefin tamamlanmasından çok, doğru bir insan ve kültür stratejisinin güçlü bir göstergesi. Bu başarının sürdürülebilir olmasını sağlayan en temel unsur, kurum kültürümüzün her zaman çalışanlarımızın esenliğini odağına alan bir anlayışla şekillenmesi. Çalışma arkadaşlarımıza kişiselleştirilmiş öğrenme ve gelişim fırsatları sunmayı, farklı fikirlerden beslenmeyi ve destekleyici bir çalışma ortamı yaratmayı önceliklendiriyoruz. Biz sadece çalışan dostu uygulamalar hayata geçirmekle yetinmiyor; çalışanlarımıza her gün biraz daha fazlasını sunarak daha iyi bir çalışan deneyimi sunmayı hedefliyoruz.

Bu yaklaşımın kökleri ise oldukça derin. 1902 yılında kurucumuz Albert Boehringer’in çalışanlar için ilk sağlık sigortası planını hayata geçirmesiyle başlayan bu yolculuk; şirket lojmanları, emekliler için yardım fonları, engelli çalışanlara yönelik vakıflar ve yıllık ücretli izin uygulamalarıyla devam etti. Bugün de bu anlayışı günümüzün ihtiyaçlarına uyarlayarak sürdürmekten büyük gurur duyuyoruz.

W- Boehringer Ingelheim’ın çalışan deneyimi yaklaşımını sektörde farklılaştıran unsurlar neler?

Ö.K.- Biz çalışan deneyimini ve wellbeing (esenlik) yaklaşımını tek boyutlu ele almıyoruz. Fiziksel, zihinsel, sosyal ve finansal esenliği kapsayan bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Amacımız, çalışanlarımızın yalnızca işte değil, yaşamlarının tamamında kendilerini iyi hissettikleri bir çalışma ortam yaratmak. “Bizde dahası var” söylemimiz ve değer önermemiz de tam olarak buradan doğdu.

Öğrenme ve gelişimden kariyer fırsatlarına, çeşitlilik içeren ve kişisel ihtiyaçlara göre farklılaşan yan haklardan, esenlik uygulamalarına kadar tüm süreçlerimizi değişen dünyaya uyumlu olarak ve çalışanlarımızdan aldığımız içgörülerle sürekli şekillendiriyor ve geliştiriyoruz. Bizim için çalışanlara sunduğumuz imkânların standartların ötesinde olması çok önemli. Esnek yan hak sistemimizle çalışanlarımız kendi kişisel önceliklerine göre seçim yapabiliyor; çünkü herkesin ihtiyacının farklı olduğunun bilincindeyiz. Başarıya giden yolun, yaptığın işi sevmekten ve iyi olma hâlinden geçtiğine inanıyoruz.

W- Günümüzde çalışanların en çok önem verdiği konuların başında öğrenme ve gelişim geliyor. Boehringer Ingelheim bu alanda neler sunuyor?

Ö.K.- Öğrenme ve gelişimi sürdürülebilir başarının temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. 70/20/10 öğrenme modelini temel alıyor; Boehringer Ingelheim Dijital Kampüs, Geleceğin Saha Liderlerine yönelik tasarlanmış BİLET eXtra gelişim programımız, birbirinden öğrenmeyi destekleyen Reverse Mentoring (Tersine Mentörlük) gibi programlarla çalışanlarımızın potansiyellerini ortaya çıkarmaları için onları destekliyoruz.

Storytel ve Harvard Business Review gibi iş birlikleriyle de kişisel ve entelektüel gelişimi teşvik ediyoruz. Ayrıca mentorluk ve koçluk yatırımlarımız sayesinde çalışanlarımız hem Türkiye’de hem de global organizasyon içinde farklı kariyer fırsatlarına erişebiliyor. Boehringer Ingelheim’da her bireyin kendi kariyerinin mimarı olduğuna inanıyoruz.

W- Çalışan esenliğine verdiğiniz önemi her zaman vurguluyorsunuz. Aldığınız ödüller de buna verdiğiniz önemi gösteriyor. Peki bu konuda neler yapıyorsunuz?

Ö.K.- Çalışan Destek Programımız kapsamında psikolojik danışmanlık, veteriner desteği ve 7/24 danışmanlık hattı gibi hizmetler sunuyoruz. Bunun yanı sıra yoga, trekking ve Happy Hour gibi wellbeing etkinlikleriyle sosyal bağları güçlendirmeyi hedefliyoruz.

Yan haklar yaklaşımımız da oldukça kapsamlı. Aile kapsamlı özel sağlık sigortası, hayat sigortası, fitness desteği, fiziksel ve mental sağlık destekleri, ücretsiz danışmanlık hizmetleri ve hatta evcil hayvan sigortası gibi uygulamalarla çalışanlarımızın yaşamın her alanında iyi hissetmesini önemsiyoruz.

W- Günümüz iş dünyasında çalışan beklentileri hızla değişiyor. Bu değişimi nasıl yönetiyorsunuz?

Ö.K.- Biz değişimi yönetmekten çok, onun bir parçası olmayı tercih ediyoruz. Çalışanlarımızın beklentilerini düzenli olarak dinliyor, geri bildirimden ziyade “ileri bildirim” kültürünü benimsiyoruz. Esnek çalışma modelleri, uzaktan çalışma, gönüllülük izinleri, gelişim programları ve esenlik uygulamaları bu yaklaşımın somut yansımaları. Amacımız, çalışanlarımızın yalnızca bugünkü değil, gelecekteki ihtiyaçlarına da yanıt verebilen bir organizasyon olmak.

W- Boehringer Ingelheim’ın insana yatırım yapan, köklü geçmişini modern esenlik uygulamalarıyla harmanlayan bu vizyoner yaklaşımı, sektördeki tüm paydaşlar için gerçek bir rehber niteliğinde. Çalışan memnuniyetini bir sonuç değil, iş yapış biçiminin temeli haline getiren bu stratejinin, uzun vadeli ve sürdürülebilir başarının anahtarı olduğunu bir kez daha görüyoruz.

Değerli paylaşımları ve samimi yanıtları için Sayın Özlem Kar’a ve tüm Boehringer Ingelheim Türkiye ekibine teşekkür eder, başarılarının devamını dileriz.

Please follow and like us: