Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırıları ve bölgesel gerilimi artıran politikaları, Ortadoğu’yu ağır bir yıkım ve insani kriz tehdidiyle karşı karşıya bırakmıştır. Bu saldırıları nefretle karşılıyor ve kınıyoruz.
Savaş, yalnızca sınırları veya devletleri değil, doğrudan halkların yaşamını hedef alır. Ölüm, yaralanma, sakatlık, zorunlu göç, yoksulluk, açlık, salgın hastalık riski ve derin ruhsal travmalar savaşın kaçınılmaz sonuçlarıdır. Sağlık altyapısının zarar görmesi veya hedef alınması ise etkileri kuşaklar boyunca sürecek bir halk sağlığı krizine yol açar.
Bugün yaşananlar, kapitalist-emperyalist sistemin kriz dönemlerinde savaşın yeniden paylaşım ve güç tahkim aracı olarak devreye sokulmasının bir sonucudur. Bu süreçlerin bedelini en çok; işçiler, yoksullar, göçmenler, kadınlar, çocuklar, ezilen halklar ve sağlık emekçileri ödemektedir.
İran halkı bir yandan ülkelerindeki baskıcı ve otoriter uygulamalar altında yaşam mücadelesi verirken, diğer yandan dış askeri müdahalelerin tehdidiyle karşı karşıyadır. Emperyalist saldırılar hiçbir halkı özgürleştirmez; tersine bağımlılık ilişkilerini derinleştirir, eşitsizlikleri büyütür ve bölgesel istikrarsızlığı kalıcı hâle getirir.
Ortadoğu halklarının kaderi bombardımanlarla, vekâlet savaşlarıyla veya güç mücadeleleriyle belirlenemez. Bölgenin ihtiyacı, yeni çatışmalar değil; demokratikleşme, eşitlik, laiklik ve barış içinde bir arada yaşamı güçlendirecek politikalardır.
Türk Tabipleri Birliği olarak:
- Halkların yaşam ve sağlık hakkının
- Savaşa karşı yaşamın ve barışın savunucusuyuz.
Uluslararası toplumu, saldırıları derhal durdurmaya ve diplomatik çözüm yollarını işletmeye; bölge ülkelerini ise gerilimi artıracak adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi



















