Ana Sayfa Manşet Ev Hemodiyalizinde Avrupa’da İkinci, Dünya’da Beşinci Sıradayız

Ev Hemodiyalizinde Avrupa’da İkinci, Dünya’da Beşinci Sıradayız

Türk Nefroloji Derneği öncülüğünde, Ankara’da ev hemodiyalizinde 1 ve 1000’inci hasta buluşması gerçekleşti. Basın mensuplarının geniş katılım gösterdiği toplantıda Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Alaattin YILDIZ, Ankara Şehir Hastanesi Nefroloji Kliniği Eğitim ve İdari Sorumlusu Prof. Dr. Fatih DEDE, Ege Üniversitesi Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Ercan OK ve Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet TEKİN konuşmacı olarak yer aldı. Uzmanlar pandemi sürecinde risk grubunda yer alan kronik böbrek hastalarının evde hemodiyaliz tedavisi alarak hastaneye gidip gelmeden, riskli ortamlardan uzak durduklarını ve bu şekilde hem yaşam kalitelerini hem de yaşam sürelerini artırdıklarını ifade etti.

Dünyada gerek organ yetersizliği gerekse de böbrek nakline engel durumlar nedeniyle, ileri dönem böbrek yetmezliği olan 4 milyona yakın hastanın üçte ikisi hemodiyaliz tedavisi sayesinde hayata tutunuyor. 60 yıldır dünyada, özellikle de gelişmiş ülkelerde uygulanan ev hemodiyalizi Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ortak çabalarıyla, son yıllarda ülkemizde de giderek artan bir şekilde hastaların hizmetine sunuluyor.

Ankara’da Türk Nefroloji Derneği öncülüğünde ev hemodiyalizinde 1 ve 1000’inci hasta buluşması gerçekleştirildi. Böbrek yetmezliği hastalarının yaşam süresini ve yaşam kalitesini iyileştirmek için yapılan tedavi seçeneklerinin ve ev hemodiyalizi kullanan hastaların deneyimlerinin paylaşıldığı toplantıya basın mensupları yoğun katılım gösterdi. Toplantıda Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Alaattin YILDIZ, Ankara Şehir Hastanesi Nefroloji Kliniği Eğitim ve İdari Sorumlusu Prof. Dr. Fatih DEDE, Prof. Dr. Ercan OK ve Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet TEKİN konuşmacı olarak yer aldı.

Böbrek yetmezliği olan hastaların zamana ihtiyacı olduğunu ve o zamanı kazanmak için de en önemli tedavi yöntemlerinden birinin hemodiyaliz olduğuna özellikle dikkat çeken Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Tekin, “23 bin civarında böbrek nakli için bekleyen hastamız var. Bu hastaların hepsi diyalize girmek zorundalar. Bizim verdiğimiz sağlık hizmetinin en iyi alternatifi olarak ev hemodiyalizi görüldüğü için buna mutlaka ağırlık vermemiz lazım. Eş zamanlı olarak organ bağışını ve ev hemodiyalizini artırmamız gerekiyor. Biz de bakanlık olarak bu konunun destekçisi olduğumuzu göstermek için buradayız. Devlet olarak bu tür aktivitelerin ve hizmetlerin sonuna kadar arkasındayız.” diye konuştu.

Kronik böbrek yetersizliğinin ileri aşamasında önemli bir tedavi olan hemodiyaliz işleminin ülkemizde 70 bin civarındaki hastaya uygulandığının altını çizen Prof. Dr. Alaattin Yıldız, hemodiyalizle yetersiz çalışan bir organın fonksiyonunu yerine koyma tedavisinin ev gibi sıcak bir ortamda gerçekleştirilmesinin mümkün olduğunu belirtti. Ülkemizde son 10 yılda ev hemodiyalizi tedavisinde önemli gelişmeler kaydedildiğinin altını çizdi.


EV HEMODİYALİZİNDE AVRUPA’DA İKİNCİ, DÜNYADA BEŞİNCİYİZ

Yakın zamanda 1000’inci hastaya ulaşıldığına özellikle dikkat çeken Prof. Dr. Alaattin Yıldız, “Bu gelişmelerle Avrupa’da ikinci, dünyada beşinci sırada yer almaktayız. Bugün bu gururu paylaşmak için buradayız.” diye konuştu. Ev hemodiyalizi tedavisini hastanın evinde uygulamasıyla birlikte; daha uzun süreli diyaliz yapabilmenin, böylece daha fazla miktarda üremik toksinlerden vücudun arınması ve vücutta biriken suyun yeterli miktarda uzaklaştırılmasının sağlandığını ifade eden Prof. Dr. Alaattin Yıldız, “Ev gibi sıcak bir ortamda, kalbi yormadan yapılan uzun diyaliz işlemiyle hastaların hem yaşam kaliteleri artabilmekte hem de beklenen yaşam süresi uzatılabilmektedir. Hastaların kendilerini klinik olarak çok iyi hissetmeleri ve çalışma hayatına devam edebilmeleri mümkün olabilmektedir.” açıklamasında bulundu.

PANDEMİ SÜRECİNDE KRONİK BÖBREK HASTALARI BÜYÜK RİSK ALTINDA
Ankara Şehir Hastanesi Nefroloji Kliniği Eğitim ve İdari Sorumlusu Prof. Dr. Fatih DEDE ise pandemide evde hemodiyaliz işlemine değinerek şöyle konuştu: “Pandemi sürecinde evde hemodiyaliz avantajlı görünmektedir.

Nefroloji ünitelerinde tedavi gören başta diyaliz ve organ nakli hastaları olmak üzere, hemen hemen tüm kronik böbrek hastaları; kullanmış oldukları ilaçlara bağlı bağışıklık sisteminde olan baskılanma nedeniyle Covid bulaşma ve yoğun bakım ihtiyacı gelişimi açısından yüksek riskli grupta yer almaktadır. Ülkemizdeki hemodiyaliz hastalarının çoğunluğu haftada 3 kez olmak üzere, bir merkezde diyalize girmektedir. Çoğu hasta bu merkezlere toplu taşıma ile ulaşmaktadır.

Diyaliz merkezlerinin özellikle kamu bünyesinde olanları, diğer ayakta tedavi veren ve yatan hastaların da olduğu birimlere komşu fiziki yapıdadır. Bu nedenle yakın temas ve bulaş açısından merkezde diyaliz daha yüksek riskli görünmekte olup; yapılan çalışmalarda da bu gösterilmiştir. Covid sıklığı merkezde diyalize giren hastalarda farklı ülkelerde %25-35 arasında iken; evde hemodiyaliz ve periton diyalizi olan gruplarda daha düşük sıklıktadır. Ölüm oranları da keza diyaliz hastalarında tüm dünyada ve ülkemizde %30’lar civarında olup, evde tedavi olan grupta bu oranlar daha düşüktür. Ankara Şehir Hastanesi evde hemodiyaliz hastalarında Covid tanısı olan hasta sıklığı %18 olup; Covid nedeniyle kaybedilen hastamızın olmaması çok sevindirici bir durumdur. Ev diyalizi uygulamasının hasta sağlığı, yaşam kalitesi ve ülke ekonomisi için oldukça yararlı olacağını ve zaman içerisinde yaygınlaşması gerektiğini düşünüyorum.”

EV HEMODİYALİZİNDE HASTANIN BÜTÜN MASRAFLARINI DEVLET KARŞILIYOR
Özellikle gelişmiş ülkelerde uygulanan ev hemodiyalizinin Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ortak çabalarıyla, son yıllarda ülkemizde de giderek artan bir şekilde hastalara sunulduğuna özellikle vurgu yapan Prof. Dr. Ercan Ok, “Evde hemodiyaliz yapılabilmesi için hastaya veya evdeki bir hasta yakınına eğitim verilebildiği gibi, evde hemşire tarafından da uygulanabilmektedir. Eve bir diyaliz makinesi ve küçük bir arıtma sistemi kurulmakta, tüm güvenlik önlemleri alınmakta, gerekli malzemeler düzenli aralıklarla hastanın evine götürülmektedir. Bu tedaviye erişebilmek için hastalar hiçbir ödeme yapmamakta, masrafların tümü devlet tarafından karşılanmaktadır.” diye konuştu.

Hastaların hemodiyaliz tedavisini genellikle gece uykuda iken sekiz saat süreyle yaptığına, böylece bu işlemin de zararlı atıklardan temizlenmeyi ciddi olarak artırdığını belirten Prof. Dr. Ercan Ok, “Halsizlik, tansiyon düşmesi veya aşırı yükselmesi, sıvı birikimine bağlı nefes

darlığı ve kalp sorunları, kansızlık, iştahsızlık, kemik hastalığı, damar kireçlenmesi gibi sık görülen sorunlar ortadan kalkmakta, zihinsel işlevlerden üreme işlevlerine dek tüm vücut işlevlerinde önemli düzelmeler olmaktadır. Diyet kısıtlamaları hafiflemekte, bir çok ilacın kullanımına artık gerek kalmamaktadır.” dedi.

Türkiye’nin hastalara evde hemodiyaliz imkanı sunan ülkeler arasında üst sıralarda yer aldığının altını çizen Prof. Dr. Ercan Ok, hasta sayısı açısından Mart 2020 itibarıyla Avrupa’da İngiltere’den sonra ikinci, dünyada ise ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya’dan sonra 5. ülke konumunda olduğunu ifade etti.

EV HEMODİYALİZİYLE BİRLİKTE HAYATIM ÇOK DEĞİŞTİ
Toplantıda, böbrek yetmezliği hastalarının yaşam süresini ve yaşam kalitesini iyileştirmek için yapılan tedavi seçeneklerinin ve ev hemodiyalizi kullanan hastaların deneyimleri paylaşıldı. Söz alan hastalardan Cemal Emir ise şöyle konuştu: “Ev hemodiyalizine geçtiğim zaman hayatımda çok şey değişti. Öncelikle cilt rengim çok daha canlı bir renk oldu. Yeniden başlayan hayatımda 45 dakika bisiklete biniyorum. İşime artık daha çok zaman ayırıyorum. İlk diyalize başladığımda doğru düzgün işe gidemiyordum. İşe gidemediğim için de maddi açıdan bayağı zarar ediyordum. Diyalize sabah gidiyordum öğlen eve geldiğimde merdivenlerden çıkarken beklemek zorunda kalıyordum. Tansiyonum düşüyordu ve aşırı şekilde yorgunluk oluyordu. Ama şimdi sabah işe gidiyorum, akşam eve geliyorum ve bu benim işimi etkilemiyor. Kendime güvenim geldi, şu an sakin bir insanım ve huzurlu bir hayatım var. Pazartesi günü olduğunda koşarak diyalize girmek istiyorum, insan diyalize girmek ister mi? Ev çok konforlu, çok rahat, çok huzurlu, istediğinizi yiyebiliyorsunuz, daha rahat davranabiliyorsunuz ve daha sıcak bir ortam. Bunlar bir insan için çok değerli şeyler.”